Abdullah Akyüz

Abdullah Coşkunüzer tarafından yazıldı. Aktif .

soylesi

Abdullah Akyüz: 1979 yılında Galatasaray lisesinden mezun oldum...

A. Coşkunüzer: Abdullah bey bizimle röportaj yapacağınız için çok teşekkür ederim. Kısaca bir özgeçmişinizi ve şu ana kadar neler yaptıklarınızı bize anlatabilirmisiniz.

A.Akyüz: 1979 yılında Galatasaray lisesinden mezun oldum. Ankara Üniversitesi Siyasal bilgiler fakültesi iktisat ve maliye bölümünü 1983 yılında bitirdim. Daha sonra sermaye piyasası kurulunun araştırma geliştirme dairesine ekonomist olarak girdim. Ardından Califoia üniversitesi Davis kampüsünde ekonomi yüksek lisansı yaptım. Yurda döndükten sonra Sermaye Piyasası Kurulu'nda 1990 yılına kadar çalıştım. 1990 yılında istanbul Menkul Kıymetler Borsasına geçtim.1994 yılına kadar orada müdür olarak çalıştım. Tahvil piyasasının kuruluşunu yaptıktan sonra repo piyasasını borsa bünyesinde kurduk.1994 yılında piyasalardan sorumlu başkan yardımcısı oldum. 1998 sonuna kadar başkan yardımcılığı görevini sürdürdüm. 1999 başında Tusiad Washington temsilcisi olarak bu ofisi açtım ve ilk temsilcisiyim. Bu ofiste ben dahil 4 kişiyiz tabii zaman zaman dışardan danışmanlar da kullanıyoruz.

 

Abdullah Coşkunüzer ve Abdullah Akyüz

A.Coskunüzer: Amerikadaki pazar hakkındaki genel görüşünüzü alabilirmiyiz Abdullah bey.

A Akyüz: Bir kere bunu söylemeye gerek yok ama Amerika her açıdan dünyanın en büyük pazarı, tüketim kapasitesi ve kişi başına düşen gelir olarak . Mesela bu sabah dinledim Amerikan vatandaşlarının borcu 2 trilyon dolara çıkmış. Bu sadece bireylerin borcu şirketlerin borcu yok burada. Gerçekten Amerikalı kazandığından daha fazla tüketen, borçlanan bir toplum. Dolayısıyla büyük bir pazar. Tabiiki büyük olduğu için de tüm dünyadaki firmaların hedeflediği bir pazar ve bundan dolayı rekabet de çok fazla. Fakat siz malınıza, hizmetinize güveniyorsanız mutlaka herkesin kendine bir yer bulacağı bir pazar. Ama kolay bir pazar değil regulasyonları fazla, tüketiciyi koruma boyutu tabiiki çok gelişmiş fakat dünyanın gittiği yön de o zaten. Türkiyedeki firmalar iç pazarın rehavetinin etkisiyle az rekabet ve yüksek kar marjlarıyla uzun süre idare edebiliyorlardı ama AB süreciyle birlikte Gümrük birliğine de girince Türkiye rekabete açıldı. 1980 li yıllardan beri izlenen dışa açık politikalar Türk girişimcisini yurtdışına açtı. Fakat Amerikan pazarlarına girmedikçe global pazarlarda Türk firmalarının varolması mümkün değil. Dolayısıyla her firmanın ne şekilde Amerikan pazarına girmesi gerektiğini, nerelerde kendisi için uygun fırsatlar olduğunu araştırması, öğrenmesi lazım. Pazara girilmesi için koşullar hemen uygun olmayabilir ama fırsatların sürekli izlenmesi gerekir. Amerika büyük bir ülke. Meseleye sadece Washington yada New York diye bakmamalı, eyalet bazında değerlendirilmesi lazım. Mesela Califoia dünyanın beşinci büyük ekonomisi. Her eyalet bir Türkiye kadar milli gelir üretiyor. ınanılmaz büyük bir pazar.

soylesi2

A. Coskunüzer: Amerikan pazarına girebilmek için Türk firmalarının yapması gerekenler nelerdir.

A Akyüz: Bu pazara girebilmek için Türk firmalarının yapması gerekenlerden bir tanesini az önce söyledim. Gerçekten bu pazara giripte hemen işte şu kadarlık bağlantı yaptım şu kadarlık para kazandım diye gelirseniz bu yanlış. Bizim Türk firmaları biraz böyle bakıyorlar. Rusyaya , Balkanlara yada Orta Asyaya bu tür ilşkiler ve yöntemlerle gidildi. Orada tanıdık birisi var, bir kanal açıyor ve birtakım işler gerçekleştiriliyor. Bu ihracat olabilir yatırım olabilir.Amerikaya girebilmek için biraz yatırım gerekiyor yani belli bir piyasa araştırması yapmak, teknoloji araştırması yapmak, rakiplerin ne kalitede ne ürünler ürettiği veya ne fiyatlarla pazara girdiğini , kendi potansiyelinizin Amerika'da nasıl bir fırsat yakalayabileceğini araştırmanız gerekiyor. Bunun için uygun firma ve danışmanlardan yararlanılarak araştırma ve yatırım yapılması gerekiyor. Aksi taktirde Amerikan pazarına girmek mümkün değil. Ama bu pazarı sadece ne satabiliriz diye düşünmemek lazım Türk firmalarının burada yararlanabileceği çok boyut var. Mesela Türkiye'de beraber yatırım yapabilirler, kendi firmalarına ortak yapabilirler yada teknoloji alabilirler. Teknolojinin de her alanda büyük ölçüde geliştiği bir ülke burası. Bir Türk firması Irak'ta, Ürdün'de bir fırsat görüyorsa ve elinde finansman, teknoloji ve imkan yoksa Amerikalı bir firmayla ortak olarak bu ülkelerde yatırım yapabilirler.

Turizm açısından da Amerika önemli bir pazar. Türkiye'de turizm açısından pazarlanacak çok büyük bir potansiyel var.

Finansman sağlamak için buradaki çeşitli kurumlar ve enstrümanlar kullanılabilir çünkü dünyanın en büyük finansal piyasaları burada, riskli yada risksiz yatırımlara sevkedilebilecek büyük fonlar var. Bunlar da çeşitli fırsatlar arıyorlar. Amerikayı sadece onlara mal satalım başka bir boyutu yok diye görmemek lazım. Bir sürü şey var ama hepsinin temelinde biraz araştırma ve çalışma yapılması ve belli bir yatırımın gözden çıkarılması gerekiyor.

A.Coşkunüzer: Türk işadamları nasıl bir güç birliği içinde bulunurlarsa Amerika'daki pazar paylarını arttırabilirler?

A.Akyüz: Amerika'nın önemli bir sorunu Türkiye gibi ülkelerden gelen küçük ve orta büyüklükteki firmalar için burada boyutlar çok büyük. Yani siz buraya gelip bir şeyler satmak istediğiniz zaman mesela kalite ve fiyat uygun bulunduğu zaman burada talep edilen miktarlar çok büyük çünkü inanılmaz büyüklüğe sahip bir pazar. Kendı sektörünüzle ilgili bir firma ile anlaştığınız zaman çok büyük miktarlar söz konusudur. Bunu tek firmanın karşılaması çok zordur. Burada Türk firmalarının yapabileceğı güç birliğine gitmektir. Aynı veya benzer alanda üretim yapan firmaların biraraya gelerek, burada büyük alıcılarla temasa geçtiklerinde miktar sorununu ve kapasite sorununu aşabilirler birlikte pazarlama yapabilirler.

ıkinci bir şey üyesi oldukları meslek örgütleri kanalıyla ıhracatçı birlikleri kanalıyla burada onlara hizmet verecek bir oluşuma gidebilirler. Yani bir firma buraya gelip bütün yatırımları tek başına yapabilmesi mümkün değıl bunun yerine güç birliğine gidilse odalar ve borsalar birliği gibi çeşitli örgütler bu hizmeti verebilseler Amerika küçük ve orta ölçekli firmalar için daha ulaşılabilir bır piyasa haline gelebilir. Zaten dünya da bir çok ülkede devlet ve özel sektör biraraya gelmiş fırmaların belli ülke pazarlarına girebilmesı için pazar araştırması, fuar organızasyonu, markalaşma ve kalite desteğı gibi destekler oluşturulmuş ve pazara bu şekilde girilmiştir.

A. Coskunüzer: Türkiye'den Amerika'ya satılabilecek mamuller olarak neleri önerebilirisiniz?

A.Akyüz: Türkiye den Amerika'ya satılabilecek mamüller olarak hepimiz tekstili biliyoruz ama tekstilin geleceğı şu an o kadar parlak değil. 2004 yılının sonunda kotalar kalkıyor. Türkiye büyük ölçüde kendisine verilen kotalar sayesinde ihracat yapabiliyor. Bu kotalar kalkınca bir çok kalemde belki % 80'inde pazar payı azalacak. Türkıye'nin şansı çok azalacak daha ucuz üretim yapan Çin gibi ülkelerin şansı artacak. Türk firmaları uzun yıllardır kendi markalarını oluşturma yatırımına girmediler ve fason üretim yaptılar. Fakat burada inşaat sektörünün şansı olduğunu düşünüyorum. Otomotiv yan sanayisi Türkiye de büyüyor ve önemli bir ihracat kalemi haline geldi. Amerika'da dünyanın en büyük otomotiv pazarı. Cam ve cam mamüllerinde de sanşımız var, seramık ve vitrifiye gibi kuyumculukta şanslı görüyorum. Zaten son 6-7 senede Türk kuyumcu firmalar Amerika da ciddi bir atılım yaptı ve ihracat bir senelik 200-250 mılyon USD gibi bir rakama ulaştı. Daha çok ıtalyan ürünleriyle rekabet edebilecek el işçiliğinden ziyade fabrikasyon ürünler bunlar. Hatta el işçiliğinde küçük çaplı şanslı olduğuna inanıyorum. Kaliteli deri ürünleriyle giysi ve çanta olarak ıtalya ile rekabet edebileceğine inanıyorum ama Türk firmalarının ucuz mal ile rekabet hedefinin olmaması gerekir çünkü ucuz bir ülke değil artık Türkiye. Dolayısıyla daha kaliteli, pahalı ve markalı ürünler yapmamız rakip olarak ıtalya, ıspanya yı görmemiz gerekıyor.Çin, Pakistan vb. ile rekabet etmemize gerek yok çünkü o kulvarda işimiz yok şansımız da yok zaten. Amerika'ya yapılan ihracatta en büyük kalem tekstil ve konfeksiyon, toplam 3 mılyar dolarlık ihracatın 1,5 milyar doları bu kalem , bunu 250 milyon dolar ile kuyumculuk takip ediyor. Mobilya sektöründe de Türkiye'nın çok şansı var. Ofis malzemesi, ofis mobilyası ve evlere yönelik mobilya üretim yapan firmaların şansı var. El işçiliği olan özel üretim sektörlerde de Türkiye'nin bir avantajı var. Burada el işçiliğinin olduğu mobilyalar inanılmaz pahalı ama ihracat içinde payı yok denecek kadar az. Tütün var, şark tütünü satıyoruz Virginia tütünü alıyoruz. Demir çelik ve gıda anlamında iyi bir pazar Amerika pazarı, makaa, fındık ve kayısı ihraç ürünlerimiz arasında. Özellikle kayısı piyasası Türkiye'nin kontrolünde ama makaa ile kayısı zaman zaman anti damping soruşturmalarına konu olabiliyor. Demir çelikte de yaşandı bu olay. Fındığımız çikolata üretiminde kullanılıyor yağ oranı düşük olduğu için bu mamülde de şansımız var Amerika pazarı için.

soylesi3

A. Coşkunüzer: Sizce Amerika'daki fuarlar Türk işadamının pazara girmesinde etkili olabilirmi?

A.Akyüz: Evet kesinlikle olur. Zaten ticari ilişkiler büyük ölçüde fuarlarda kuruluyor. Yani bütün sektörlerde iş yapanlar fuarlarda buluşuyor. Fuara katılım çok yararlı bir şeydir ama çok iyi hazırlanarak ve sonrasında takip yapılarak olaya sadece stand açmakla sınırlı bakmamak lazım. Öncesinde ve sonrasında potansiyel müşterilerle aktif olarak iyi ilişkiler kurulmalı ve takip edilmelidir.


A. Coşkunüzer: Amerika'da iş yapan Türk işadamları ne kadar başarı gösterebilmişlerdir?

A.Akyüz: Amerika'da başarı gösterenler oldukça fazla.Tekstilde de başarı öeklerimiz var. Mesela herkesin vurguladığı mavi jeans var. Gerçekten kendi markasıyla 50 – 60 dolara satılan bir blue jean. Başka firmalar belkı 10-15 dolara fason satarken bu tip firmalar retail olarak 30 dolara satıyorlar. Tekstilde görüyoruz, kuyumculukta görüyoruz.. Atasay ve Goldaş gibi endüstriyel üretim yapan firmalarımız oldukça başarılı oldular. Komunikasyonda başarılı olmuş girişimcilerimiz var. Daha başka branşlarda patent sahibi olan insanlarımız var. Çok büyümüş olarak gösterebileceğimiz kişi çok zor. Türkiye'den buraya gelipte kendi markasıyla başarılı olmuş mavi jeans dışında Sarar var mesela ama daha burda işin başındayız yapmamız gereken çok iş var, gelipte geri dönende çok var. şünkü türk insani kısa vadeli düşünüyor. Türkıye'nin koşullarıda insanı kisa vadede düşünmeyi ve hareket etmeye alıştırdığından buraya 3 ay 1 sene bir sonuç alamayınca yok burada bir şey deyip geri dönüyorlar. Burada uzun vadede düşünmeniz, sözünüzde durmanız ve kalitenizin belli bir standart yakalaması lazım. burada ticaret Türkiye'deki gibi yapılmıyor, oyalama ile verilen sözlerin unutulması gıbı şeyler olmuyor, güven vermenız gerekiyor ve bu güven ilişkisini sürekli tutmanız gerekiyor. Bir de üzüntü veren olay burada belli bır yere gelmiş insanlar Türkiye ile çalışmak ve yatırım yapmak ve yatırımcıları Türkiye ye götürmek istiyorlar ama maalesef bunların çoğu başarısızlıkla sonuçlanıyor. Çünkü buradaki iş ahlakına alışan insanlar Türk firmalarının gevşekliği ve sözünde durmamaları yüzünden ve anlaşmazlık sorunlarında Türkıye'deki ağır ve hantal bürokrasiden korkmuş vaziyetteler. Bütün bunlar işin sonunu getirmiyor ne yazık ki ve bu yapımız buradaki yatırımcıların ve şirketlerin Türkiye'ye soğuk bakmasına yol açıyor.

A. Coşkunüzer: Ve son olarak Amerika'da iş yapmak isteyen Türk iş adamlarına en önemli tavsiyeniz ne olur.

A.Akyüz: Bır kere daha söylemek gerekecek bu pazarı kendi ürününüz ve sektörünüze göre iyi araştırmanız lazım. Bunun için harcayacağınız 5, 10 50 bın 100 bin dolar neyse işinizin büyüklüğüne göre bir yatırımdır, bir kayıp değildir. Bu size fazlasıyla geri dönebilir bir kere bunu unutmamak lazım. şu an Türkiye de ihracatı çok iyi veya iç pazarı iyi olan firmalar bile bir gün Amerika'yı düşünmek zorunda kalacaklar. Dolayısıyla bir an evvel Amerika'yı bilmeniz, izlemeniz ve takip etmeniz lazım. Gelip o an ki resmi çekipte anlamakta doğru değil 6 ay bir sene sonra bir çok şey değişmiş olabilir. Dolayısıyla resmı çekip gördükten sonra araştırmanızdan sonra şansınız olduğuna inanıyorsanız o pazara girmeye çalışmanız lazım. Resmi çektiniz bakışınız olumsuz olsa bile Amerika'yı unutmamak gerekir. Takip etmeniz, koşulların değişmesini beklemeniz o pazarın fırsatlarını bir gün size sunabilir.

Bir diğer nokta siyasetçilerimiz üzerinde işadamlarımızın baskı yapması gerekiyor çünkü bugüne kadar Amerika ile Türkiye arasındaki ilişkiler hep siyasi, stratejik ve askeri platformda gelişti oysa Amerika'nın Türkiye'yi bir ekonomik partner olarakta görmesi lazım. Amerikanın bize bazı imkanlar sunması, bazı kararları bizim için kolaylaştırması lazım. Madem biz Amerika için bu kadar stratejik öneme sahibiz Türk siyasetçilerinin bu fırsattan istifade bu gibi durumlarda ekonomik yanının vurgulanması pay kapıp Türk firmalarına sunmaları lazım. Bugün için artık dış ilişkiler bakımından siyaset ve diplomasi iş dünyası için çalışan kurumlardır. Siz eğer ekonomik menfaat sağlamıyorsanız o ilişkinin sizin için çok büyük anlamı yoktur. Bütün ülkeler böyle bakıyorlar. Bütün ülkelerin diplomatları ekonomik menfaatlerini geliştirmek için uğraşıyor.

Bizimde bunu yapmamız gerekir. Bunun için işadamlarımızın siyasetçilerimize ve bürokratlarımıza ekonomik ilişkilerin gelişmesi için sizden adım atmanızı bekliyoruz işte bizim önerilerimiz demesi lazım. Tabiiki işadamları önce kendi projelerini yapıp ne fırsatlar görüyorlarsa siyasetçinin ve bürokratn önüne koyması lazım. Türkiye'de herşeyi devletten bekleme alışkanlığı ve sonuçtada işler olmayınca devleti suçlayarak işin işinden çıkma alışkanlığı var. Bundan uzaklaşmamız gerekiyor. Biz işadamlarınında üzerine düşeni yapması gerekiyor. Çünkü bir siyasi ve bürokrat bizim burda neyin çıkarlarımız olduğunu tek başına bilemez. Bu fırsatları işadamlarımız bulacak ve sunduktan sonra siyasilerimiz ve bürokratlarımız bu işadamlarımızı koruyacak ve destekleyecektir. Dolayısıyla bu üç noktaya yoğunlaşabiliriz.

Birde gündemde olan Irak ve Afganistan'ın yeniden yapılandırılması çercevesinde de Türk firmalarının büyük bir şansı var. Gerekli siyasi baskı oluşturularak Türk firmalarının önünün açılmasını ve daha fazla pay istememiz gerekiyor. Bu Amerika'nın da menfaatine çünkü Türk firmaları ne kadar çok işin içine girerse oradaki işler daha ucuz ve hızlı olacaktır. Bu da işgalci görünen Amerika'nın yerli halkın desteğini almasını hızlandıracak, bölgede barışın daha hızlı bir şekilde kurulmasını sağlayacaktır.

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_ABOUT_AUTHOR

Abdullah Coşkunüzer

Articles by Abdullah Coskunuzer