Mali İşler

Ömer Kalın tarafından yazıldı. Aktif .

Tüm Dünyada bilim ve teknoloji baş döndürücü bir hızla değişmekte ve ilerlemektedir. Gelişmiş ülkelerin tamamı teknolojide, bilimde, sanayide tarımda ve hatta hayvancılıkta kısacası yüksek gelir getiren tüm konularda birbirleri ile kıyasıya bir yarış içindedirler.Gelişmekte olan ülkeler ise diğer ülkelerin bu yarışlarını uzaktan ve çok geriden kendilerine sunulan kadarıyla ancak takip edebilmektedirler. Dünya devi şirketlere baktığınızda da aynı manzarayı görürsünüz. Şirketler arasındaki korkunç rekabeti ve kıyasıya yarışı görürsünüz. Bu rekabet ve yarış onları hep yeniliklere ve ilklere imza atmalarına sebep olur. Yine bu rekabet ve yarış için şirketler bizlerin hayal bile edemiyeceği paraları harcarlar. Yeni bir ürün üretemeyen yada ürettiği üründe kaliteyi ve teknolojiyi yakalamayan şirketler bir anda yok olabilmektedir. Kısacası kendini yenilemiyen teknolojiye ayak uyduramıyan yenilikleri takip etmiyen hiçbir üretici firmanın diğer firmalar arasında şansı yoktur. İnsanlar da kendini sürekli yeniler. Sürekli yarış içindedirler. Okul çağlarında başlar yarış. Lise sınavlarında yarışırlar. Üniversite Sınavında yarışırlar.Kazanmak isteyen çok çalışmak zorundadır. Kendini ve bilgilerini sürekli yenilemek ve geliştirmek zorundadır. Yoksa sınavı kazanamaz. Üniversite sınavını kazanmak için nerede ise aileler çocuklarını ilköğretim yıllarından itibaren kurslara gönderirler. Çok parası olan evinde özel öğretmen tutar.Bütün bu çabalara rağmen yinede büyük bir bölümü istediği üniversiteyi kazanamaz. Gerçi bu o öğrencilerin değil ülkeyi yönetenlerin, kanunları koyanların ve kanunları uygulayanların ayıbıdır. Sınavı kazanıp üniversiteyi bitiren genç bu sefer iş bulmak için yarışır. İş bulmada şansını yükseltmek için bir yabancı dil öğrenir veya bilgisayarı çok iyi öğrenmek zorundadır. Bir yabancı dili varsa ikinci bir dili öğrenmeye çalışır.

tece21Kısacası insanlar bu yarış ve rekabet nedeni ile sürekli kendilerini yeniler ve geliştirirler. Bunun için para ve zaman harcamak zorundadırlar.Yani yeniliğin ve kendini geliştirmenin maliyeti ve meşakkati ne kadar zor olursa olsun insanlar, şirketler, sanayi devleri ve ülkeler bundan asla vazgeçmezler. Herşey bu kadar çabuk ve kolay değişirken, yada yenilenirken Maliye ve vergi politikalarındaki zihniyet niye değişmez. Esas konumuz için belki çok uzun bir giriş oldu. Maliye ve vergi politikalarındaki zihniyetin niye değişmediğini, niçin değiştirilemediğini bir türlü anlıyamıyorum. Bir zihniyetin hiç değişmeden nasıl günümüze kadar geldiğini ve hala aynı düşüncenin nasıl devam ettirilmek istendiğini çözemiyorum. Vergi günümüze kadar hep yüksek ceza müeyyideleri ile zorla alındı. Zaten maliye yada vergi dairesi denince insanların aklına ilk gelen cezadır. Çünkü Maliye hep ceza kesen olmuştur. Hiç yol gösteren mükellefini dinliyen, ona yol gösteren ve eğiten olmamıştır. Maliye sadece vergi istemesini bilir. Mükellefin zarar etmesi, iflas etmesi zor durumda kalması, serbest piyasa ekonomisinde rakipleri ile rekabet edememesi, kirasını ödeyememesi, çalışanlarına ücretlerini ödeyememesi, ürettiklerini satamamaları veya sattıklarının bedellerini tahsil edememeleri gibi problemler maliyeyi hiç ilgilendirmez. Maliye illaki vergi ister. Son zamanlarda gerçekten zarar eden firmalardan bile vergi alınmak istenmektedir.

Çözüm, üretmek, sevgiyi ve hoşgörüyü paylaşmaktır, çünkü sevgi ve bilgi paylaşıldıkça çoğalır ve çözüm eğitimdir. Ceza asla çözüm olamaz.

Hiçbir mükellef kendi vergi dairesinin önünden geçerken; bir uğrayıpta müdür beyin çayını içeyim diyemez. Çünkü mükellef hep ceza ile korkutulmuştur. Gerçekten cezalar okadar çok ve çeşitlidir ki, zamanımızın çoğunu, neyi yaparsak yada neyi yapmazsak ne kadar ceza öderiz hep bunları düşünürüz. Böyle düşünürken insanların maliyeyi sevmesi mümkün değildir. Kısacası Maliye şu ana kadar ülkemizde vergi bilincini oluşturamamıştır. Vergi toplamada miktar ve yöntem olarak başarılı olamamıştır. Daha önemlisi Maliye mükelleflerine zayıf karne notu verip sınıfta bırakırken, esas zayıf karne notu verilecek ve sınıfta bırakılacak olan mükellef değil maliyenin kendisidir. Yani maliye hep mükellefe değil ara sırada aynadan kendisine bakması, kendine ve teşkilatına çeki düzen vermesi gerekir. Bu sadece mükelleften istenmemelidir. Yapılması gereken; ciltlerle kanun, tebliğ veya genelge yayınlamak değildir.

Yapılması gereken, kanunlara yama yapmak, ceza miktarlarını artırmak, vergi oranlarını yükseltmek yada yeni vergiler getirmek değildir. Yapılması gereken herşeyi fırsat bilip (Deprem, Sel baskını gibi tabii afetler) ek vergiler getirip bunları sürekli hale getirmekte değildir.

Yapılması gereken, kenar süsleri ile uğraşmak yerine işin özüne inebilmektir. Oyalama veya geçiştirme yerine derhal çözüm üretmektir. Çözüm insanlara vergi ödemeyi sevdirmektir. Çözüm insanlara hoşgörülü ve insaflı yaklaşımdır. Onlara değer vermektir. Çözüm, üretmek sevgiyi ve hoşgörüyü paylaşmaktır çünkü sevgi ve bilgi paylaşıldıkça çoğalır, ve çözüm eğitimdir. Ceza asla çözüm olamaz.

Saygılarımla,

Ömer Kalın