RÖNESANS

Ekrem Kutlu tarafından yazıldı. Aktif .

ronesans

Bir gün Avrupa’nın ünlü sanat merkezi kentlerinden birinde gezen çocuğun biri bir vitrinde çok hoş bir tablo görür.

Tablo belli ki oldukça pahalıdır. Çocuk bu tabloyu bir sonraki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile o mağazaya gider. Şanslıdır, tablo hala satılmamıştır, içeri girer ve tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur :
- Abimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum ve tüm param da bu kadar diyerek tüm parasını ressama uzatır. Ressam bir süre düşündükten sonra resmi paketler ve satar. Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar. Mağazada adamın arkadaşları da vardır ve şaşkın şaşkın sorarlar:
- Sen ne yaptın? O resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar cüzi bir rakama sattın?
Ressam cevap verir:
- Evet ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi bulabilirdim...Böyle bir olay yaşanmış mı yaşanmamış mı bilemiyorum ama işte bir olaya sanatçı yaklaşımı tam da bu olsa gerek diye düşündüm bunu okuyunca. Dergimizin hemen hemen her toplantısında sanat konusu en çok tartışılan konulardan birisi olur. Yeni sayımız için yaptığımız toplantıların birinde bu konunun ele alınmasına ve yeni bir başlıkla siz değerli okurlarımız için bu konunun farklı perspektiflerini incelemeye karar verdik. Sanat denince içine birçok dal girmektedir lakin biz burada görsel sanatları ele alacağız.

Resim, heykel, mimarlık, bezeme sanatları, özgün baskı, fotoğraf, iç mekan tasarım ve benzeri birçok konuyu içine alsa da görsel sanatlar denilince ve bu konunun tarihsel akışına baktığımızda en önde geleni resim sanatıdır. Zira insanlık tarihinin ilk zamanlarından günümüze kadar gelen bir sanat koludur. İnsanlık tarihinin ilk kültür aşaması olan yağma kültür dönemi yani Primitif Halk Sanatları mağara duvarlarında rastladığımız resimlerden oluşur.

Tarihin ilk dönemlerinden günümüze insanlığın gelişimi ile resim sanatı da gelişmiştir. Ama öyle bir dönem var ki tüm zamanların ötesinde bir gelişim ve değişimi içinde barındırır. Evet bu adına Rönesans dediğimiz Yeniden Doğuş anlamına gelen o sihirli dönem. Gerçektende sanat için kelimenin tam anlamıyla yeniden doğuş ve mucizevi bir yükseliş dönemidir. Öyleki bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Rönesans Sanatı Avrupa’da 14. yüzyılın sonuyla 15. ve 16. Yüzyılı kapsayan bir bilim ve sanat dönemi.

Dinsel bağnazlıklar yerini, yeni ve gerçekçi düşüncelere bıraktı. İdeal güzellik kavramı ortaya çıktı. İnsan ideal güzellik kavramı içinde ve ideal boyutlarda işlendi. Bu yeniden buluş çağı, geçmişin ve insan saygınlığının, sanatçı kişiselliğinin de yeniden bulunduğu dönemdir. Kendi içinde de dönemlere ayrılan ( erken - yüksek – geç rönesans dönemleri ) bu yeni sanat döneminin İtalya’da ortaya çıkışının başlıca nedeni ekonomik canlanmadır. Dolayısıyla bu katkı özellikle banker ve tüccarlar aracılığıyla yapılmıştır. İtalya’da başlayan bu akım zamanla bütün Avrupa’ya yayılmıştır.

ronesans4

Rönesansın resim sanatına kazandırdığı en ehemmiyetli katkı zenginleşen konulardır. Dini tasvirlerin yanında tabiata ait motifler tüm canlılığıyla tuvallere taşınmıştır. Çeşitlenen konular yanında, resim sanatçıları iç dünyalarını, kendi düşlerini özgürce işleme serbestisini Rönesans ile kazanmışlardır. Bu dönemin ehemmiyetli ressamları olarak Giotto, Leonardo da Vinci, Tiziano, Raphael, Brueghel, Albrecht Dürer, Michelangelo ve Ghiberti sayılabilir. İtalya yarımadasından başlayan Avrupa’nın içlerine ve nihayet Kuzey Denizi kıyılarındaki Flaman topraklarına kadar uzanan geniş bir coğrafyayı etkileyen, Venüs’ün Doğuşu’ndan Mona Lisa’ya pek çok ehemmiyetli başesere ilham kaynağı olan Rönesans resim mucizesi nasıl gerçekleşmiştir? Bunun yanıtını, sayfalar dolusu bilgi ve yorum içeren bir metinden daha iyi verebilecek tek şey yine bir resim olabilirdi. İşte böyle bir resim, 19.yüzyılda yaşamış İngiliz sanatçı Frederic Leighton tarafından 1855 yılında tamamlanmıştır ve ‘Trecento’nun, Rönesans’ın gelişini müjdeleyen o ışıltılı dönemin büyük ustası Cimabue’nin elinden çıkmış Meryem ve Çocuk İsa’yı konu edinen bir sunak panosunun Floransa sokaklarında coşkulu bir törenle gezdirilişini canlandırır. Floransa şehrinin din büyükleri, sivil yöneticileri, çocuklar, zarif bayanlar en şık kıyafetleriyle bu tören alayını oluşturan kalabalığın içerisindedir.

İnsanlar, böylesine önemli bir olaya tanıklık etmek üzere evlerinin pencerelerinden sarkmış, fırlattıkları çiçekler resmin mgeçtiği yolu kutsarcasına yerlere saçılmıştır. Müzik coşkulu ortama eşlik etmekte, kalabalığın arasında büyülü bir dokunuş gibi gezinmektedir. Yüksekçe bir podyum üzerinde yer alan Cimabue’nin resmi, tüm şehre gururla gösterilerek, konulacağı kiliseye doğru taşınmaktadır.

Ressam, eserinin hemen önünde, sahnenin tam ortasında ve kalabalıktan biraz yalıtılmış bir şekilde şık, beyaz kıyafeti içerisinde bir kahraman edasıyla ilerlemektedir. Halkın her kesiminin bir arada aynı coşkuyu paylaştığı bu ortamda, sanat ve sanatçı toplumsal uzlaşmanın merkezinde yer almıştır. İşte Rönesans resim mucizesi bu gerçeğin ardında saklıdır.

İnsan ve eşyayı mekan içinde değerlendirme şekli olarak tanımlananan natüralizm ve onun gereği olarak, sanatta ve özellikle resim sanatında hacim, gölge, ışık ve perspektif uygulamaları Avrupalı sanatçıların Ortaçağ sanatlarından yavaş yavaş ayrılmalarıyla mümkün olabilmiştir. Bu basit bir sanat olayı değil, zihinsel bir gelişmenin ifadesidir. Rönesans kompozisyonlarında figürlerin resmin ön planında, geometrik şemalar içinde yerleştirildiği, ister çok figürlü bir düzenleme, ister portre dalında olsun, geri plandaki öğelerin perspektif yardımıyla resmin içine doğru geliştirilerek insan figürünün ön plana çıkarıldığı, anlatımın figür üzerinde yoğunlaştığı izlenmektedir, Bu dönemde, insan vücudunun doğru çizilmesi, çeşitli hareketlerin gerçekçi biçimde yansıtılması, botanik bilgisi, insan ve hayvan anatomisi, hacimlendirme ve perspektif, resim atölyelerinde üzerinde en çok durulan konular olmuştur.

ronesans2

Bu dönem kanaatimce derinlemesine incelenmesi gereken, sadece resim değil diğer sanat ve bilimsel konuların da içine girdiği bir bütünsel değişim ve gelişim dönemi olmuştur. Günümüz Avrupa toplumunun temellerinin atıldığı, savaşların, barbarlıkların yerine sanatın insan hayatına girmesiyle toplumun daha huzurlu ve mutlu olduğu bir dünyaya doğru geçişine zemin hazırlanmıştır. Özellikle kilisenin baskıcı tutumu çözülmüş toplumun tek tip insan ve tek düşünce altında bir arada yaşama dayatması yerini özgürlüklere bırakmıştır. Özgürlükler de insan ufkunun gelişmesine, görsel ve bilimsel dehaların doğuşuna katkı sağlamıştır. Günümüzde kullandığımız birçok teknolojinin temelleri bu dönemde atılmıştır. Sanat tarihinin en parlak ve paha biçilmez eserleri bu dönemde ortaya çıkmıştır.

Günümüz Avrupa kentlerinin büyüleyici mimarisi bu dönemde şekillenmiştir. İnsan aklı ve bedeni bir şeylerle meşgul olmak zorundadır. Eğer bu meşguliyet sanat ve bilim gibi konularla sağlanmazsa yerini başka şeylerle ikame eder. Bu da genelde savaş ve çatışma şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bu durumu uzun zamandır maalesef İslam coğrafyasında görmekteyiz. Batı toplumları her gün insanlığın faydalanacağı yeni bir şey icat etme derdindeyken İslam coğrafyası her gün biraz daha kan gölüne dönüşmektedir.

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_ABOUT_AUTHOR

Ekrem Kutlu