Блог http://webekm.com/ и още нещо.

NAMLULARDAN KAN DAMLIYOR

Oğulcan Kırca tarafından yazıldı. Aktif .

namlu

ABD-Sovyetler Birliği ekseninde şekillenen Soğuk Savaş döneminin ardından çift kutuplu küresel ilişkilerin 90’lardan başlayarak çok kutupluya döndüğüne benim yaş grubumdakiler ve öncesi tanıklık etti.

Sonrasına yetişenler, kitaplardan, makalelerden ne olup bittiğini öğrendi. Çift kutuplu dünya düzeninde gelişmeleri kestirmek az çok mümkündü ama sonrasındaki geçiş dönemi, tamamen belirsizliklerle dolu oldu. Afganistan’la başlayan ve Irak’la zirve yapan dış müdahaleler zinciri bitmek bilmedi. Özellikle son dönemde Suriye odaklı gelişmeler, ana kutup sayısını azalttı. İri kutupların sayısı çoğalsa da irilikleri azaldı. Ufak kutuplar daha da ufaklaştı ve onların da niceliği arttı. Haliyle dengeye ulaşmak artık daha zor hale geldi. Küresel ilişkilere son dönemde Rusya’nın yaşadığı güç kaybı ve Suudi Arabistan’la İran arasındaki bölge liderliği noktasındaki restleşmeleri damga vurdu.

Yemen’de Şii Husilerin rejimi değiştirmeye yönelik başlattığı ayaklanma Suudi Arabistan öncülüğünde başlatılan çok uluslu müdahaleyi beraberinde getirdi. Suriye eksenli sürpriz gelişmeler ve Mısır’ın bölgedeki ağırlığını artırma noktasında yaptığı hamlelerin ardından, dikkatler bir anda Yemen’e çevrildi. Suriye ve Mısır’daki gelişmelere İran’ın etkisi ortadadır. Suudi Arabistan’ın, Kral Selman dönemiyle bölge liderliği için iddialı olduğunu göstermeye çabaladığını da çok iyi biliyoruz. Ne var ki Yemen operasyonu,

Suudi Arabistan’ın beklediği etkiyi yaratamadı. Arap Ordusu düşüncesinin de fitilini ateşleyen operasyon, Husilerin direncini kısa sürede kırmaya yetmedi. Ardından Birleşmiş ler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi ve Almanya’dan oluşan P5+1 grubuyla İran’ın nükleer enerji için masaya oturması, Suudi Arabistan ve müttefiklerinin hesaplarını altüst etti. “Tarihi uzlaşı” ifadesiyle manşetlerden verilen 5+1 ülkeleriyle İran arasındaki müzakereler, Tahran’ın öncelikle Yemen’de ardından da uluslararası arenada elini fazlasıyla rahatlattı.

Hatta rahatlatmakla kalmayıp güçlendirdi de. Hasan Ruhani’nin Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından iç politika anlamında Ahmedinecad dönemine nazaran daha sakin bir süreçten geçen İran, dış politikada çaktığı kıvılcımların semeresini kısa sürede aldı. Tüm bu gelişmeler, asırlardır bölgedeki ağırlığı ortada olan İran’ın, dâhil edilmediği herhangi bir meselede çözümün gecikmesi anlamına geldiği gibi sorunun sürmesi anlamına da geldiğini gözler önüne sermiş oldu. Özetle; Yemen krizinde de görüldüğü gibi İransız bir harita şekillendirme çalışması hiçbir zaman başarılı olmayacaktır.

Bilanço giderek kötü olacak ama eninde sonunda masada el sıkışılması kaçınılmaz olacaktır. Yemen’de ortaya çıkan ağır bilançonun müsebbibi bir devlet ya da bir zümre değildir. Bugüne kadar namluların ucundan akan kandan oluşan deryada boğulan milyonların sorumlusu sadece bir kişidir. O da insanın kurdu olan insan…

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_MORE_ARTICLES

Bookmaker bet365 The best odds.

Full premium BIG Theme for CMS