Hesap Dönemi ve Sonuç

Ömer Kalın tarafından yazıldı. Aktif .

38

Hesap Dönemi ve Sonuç

Bir hesap dönemi daha bitti. Işletmeler hesap dönemleri sonunda o hesap dönemine ait mali tablolarını, bilanço ve gelir tablolarını hazırlayarakbu tablolardaki kar ya da zararlarını yıllık beyannameleri ile beyan ederve karları üzerinden vergilerini devlete öderler.Maliyeyi tabloların içeriği pek ilgilendirmez. Onun için önemli olan sadece o işletmeden aldığı veya alamadığı vergi miktarıdır. Yani tabloların içeriği, süreci değil sadece sonucu önemlidir. Devlet işletmeleri değerlendirirken durum budur.

Peki devletin bakışı işletmeler için böyle iken işletmelerin hükümete bakışları farklı mıdır? Hayır hiçte farklı değildir. Işletmeler veya bireysel olarak düşünüldüğünde halkın bakış açısı da aynıdır. Halk da sonuca bakar. Hükümetin icraatı, çıkardığı kanunlar, yaptığı reformlar kısacası yaptığı yenilik ve değişikliklerin tümü halka, kişi ve kurumlara sonuç olarak yansımıyor ise yapılan icraatların halk için pek de önemi yoktur. Çünkü halk da sonuca bakar.

Evet beş yıllık bir hesap dönemine geriye dönüp bakıldığında gerçekten 1980 sonrası hiçbir hükümet döneminde göremediğimiz kadar yenilikler, değişiklikler ve icraatlar gerçekleştirildi. Sayısız yeni kanunlar çıkartıldı. Özellikle vergi kanunlarında reform denilebilecek kadar yenilikler yapıldı. 2001 yılında yaşanan ekonomik krize rağmen 2003 yılından itibaren ekonomik programın uygulanmasında gösterilen kararlılık ile sürdürülebilir ekonomik büyüme ve fiyat istikrarı ve parasal disiplin Türkiye ekonomisinde olumlu gelişmeleri beraberinde getirmiştir.

Ekonomide son dört yılda gözlenen canlanma süreci 2006 yılında da devam etmiştir.
Bu olumlu gidişatın devam etmesinin arkasındaki temel nedenler, ekonomik programın uygulanmasındaki kararlılığa bağlı olarak güven ortamının güçlenmesi, mali disiplinden taviz verilmemesi, yapısal reformların devam etmesi ve YTL'nin güçlü bir seviyede bulunması olarak sıralanabilir.

 


 

Hükümetler ne kadar gayret ederse etsin çalışmaları eğer vatandaşlar, kurumlar, işletmeler kısacası yönetilen kişi ya da kurumların tamamı desteklemedikçe başarıya ulaşılamıyor.

 


 

Yapılan bu reformlar, mali disiplin ve güven ortamının oluşmasına ve hükümetin gerçekten olağanüstü çalışmasına, gayret etmesine rağmen sonuçlara aynı oranda yansımaması düşündürücüdür. Çünkü gerçekten geriye bakıldığında, başlanılan nokta ile geldiğimiz nokta arasında çok fazla fark olmadığını görmekteyiz. Halbuki bu kadar çalışmayla ve gayretle yapılan bu kadar ekonomik ve politik yatırımların sonucu bu kadar mı olmalıydı? Milletçe çektiğimiz sıkıntıların ve beklentilerin sonucu bu mu olmalıydı? Elbette daha iyi olmalıydı. Bu gün bakıldığında sorunlarımızın, mali sıkıntılarımızın ve açıklarımızın aynen yerinde durduğunu görmekteyiz. Demek ki hiçbir taşı yerinden oynatamamışız. Işsizlik sıkıntısını mı çözdük, eğitim problemimizi mi yoksa sağlık problemlerimizi mi,? Temel hak ve özgürlüklerde sıkıntı çığ gibi, tarım ve hayvancılıkta da. Ankara' yı dinlerseniz hiç bir problem yok, her şey yolunda ama bir de köylüyü dinleyin sıkıntıların ne kadar vahim olduğunu göreceksiniz. Bir milyon altı yüz kırk bin civarında üniversite adayının sadece iki yüz kırk bininin üniversite okuyabilmesi ne acı. Yoksa kazanamayan bir milyon dört yüz bini zeka özürlü mü? Bizce değil. Bu hükümeti yönetenlerin özrü.

37

Bu konuda sıralanabilecek o kadar eksiğimiz var ki. Burada değinmek istediğimiz hükümetin gayretine, çalışmasına, özverisine rağmen tablonun bize göre olumsuz olmasının ardında; bu işin tek taraflı olamayacağı gerçeği yatmaktadır. Hükümetler ne kadar gayret ederse etsin çalışmaları eğer vatandaşlar, kurumlar, işletmeler kısacası yönetilen kişi ya da kurumların tamamı desteklemedikçe başarıya ulaşılamıyor. Hükümetin çalışmalarında kendisi ile baş başa kaldığını, yalnız kaldığını kararlarını alırken paylaşımcı olmadığını düşünüyoruz. Bu şekilde birliktelik ve kucaklaşma olmadan tabloların iyimser olmasını beklemenin yanlış olduğunu düşünüyoruz.

 


 

Yine bir seçim ve yeni bir dönem. Umarız seçilecek yeni yöneticiler, yeni yönetim dönemlerinde, halkla, kurumlarla, işletmelerle kucaklaşmayı ve onlarla barışık devleti yönetmeyi başarabilirler.

 


 

Mutlu ve huzurlu bir Türkiye dileklerimle.