Блог http://webekm.com/ и още нещо.

Kutsal kent; VARANASI

İzzet Keribar tarafından yazıldı. Aktif .

ms1

Işık, cehaletin karanlığını yok eden bilgeliğin simgesidir

Günah yalnız yıkanarak ya da dua ederek silinemez, bu ancak ışık yani bilgelikle mümkün olur.Bu nedenle, ışıldayan kent Varanasi,"sonsuz bilgeligin'' kenti olarak adlandırılır.

Hindistan'ın diger şehirleri Mumbai, Delhi ya da Kolkata kadar büyük olmasa da, neredeyse hiçbir modern yapısı bulunmayan, ana yolları bile dar ve tozlu ama son derece kalabalık bir kent olan Varanasi o kadar kutsal ve önemlidir ki, Hinduların 'Mekke'si diye adlandırılabilir. Bu kadar özel olmasının nedeni kutsal olarak kabul edilen GANJ nehrinin kıyısında ve binlerce yıl önce kurulmuş olmasıdır. ' Benares' olarak da bilinen şehir Hindu'larca Shiva'nın kenti 'KASHI' olarak başka bir ifade ile ' Işıldayan yer' adı ile anılır. Hindu felsefesine göre' ışık' önemli bir anlam taşır. Zira ışık, cehaletin karanlığını yok eden bilgeliğin simgesidir. Hindu inançlarına göre günah ve kötülük hep cehaletten kaynaklanır. Günah yalnız yıkanarak ya da dua ederek silinemez, bu ancak ışık yani bilgelikle mümkün olur. Bu nedenle, ışıldayan kent Varanasi,"sonsuz bilgeligin'' kenti olarak adlandırılır. Hinduların en büyük isteği; Ganj nehrine yakın bir yerde ve özellikle Varanasi'de ölmek, böylece yaşam-ölüm ve tekrar diriliş döngüsünü sona erdirmektir. Bu nedenle asırlardır insanlar Varanasi'ye ya ölüme yaklaştıklarını hisettiklerinde gelir ya da öldükten sonra külleri yakınları tarafından Ganj'ın kutsal sularına dökülmek üzere getirilirler.

50

Varanasi dünyanın en eski yerleşimlerinden biri olarak bilinmektedir. Ganj nehri Himalaya dağlarından doğarak, Bengal körfezinde denize dökülür. Hindular Ganj'ın cennetten çıktığına ve insanların suya girerek günahlarını yıkamak için yaratıldığına inanırlar. Şehrin nehir kıyılarında bulunan ve Hacıların toplandığı basamaklar ' GAT ' olarak adlandırılıyor. Burada yılın her sabahı binlerce insan, erkek kadın ve çocuk, Gat'lara inerek güneşin doğduğu anı heyecanla beklerler. Şehrin neredeyse tamamı nehrin doğusunda bulunduğundan o saatte Gat'lardan güneşin doğuşu olağanüsü bir manzara yaratır. Suya girmeden önce dünyevi zenginlik ve sosyal konumun simgesi olarak algılanan giysilerini çıkarırlar ve basit bezlerle örtünürler. O anı bekleyen insanların ışığın doğuşu ile toplu olarak suya girmelerini görmek yaşam boyunca unutulamayacak manzaralardan birini oluşturur. Bunu bilen fotografçılar ve turist grupları sabahın karanlık saatlerinde otellerinden çıkarlar ve bu görüntüleri yakalamak için güneş doğmadan Varanasi'nin tozlu ve dumanlı yollarından geçerek sahilde bekleyen sandallara binerler. Sandalların büyük bir bölümü turistlerden çok buraya toplu olarak gelen hacı gruplarını taşır. Ganj nehrinde kiralanan bu sandallar genelde iki kişinin çektiği kürekle ilerler, yanan gatlara odun taşıyan ve çok büyük tekneler dışında bunlarda motor bulunmaz.

51

Ana GAT'ların kuzey yönünde YANAN GAT'lar olarak da adlandırılan ölülerin yakıldığı gatlar bulunuyor. Burada güneşin doğuşundan gecenin ilerleyen saatlerine kadar hiç durmaksızın ölüler yakılır. Etrafa yayılan yoğun bir duman ve koku hiç eksik olmaz. Ölüme ve ölülere saygı nedeniyle burada fotograf çekmek yasaktır. Turistleri ve fotoğrafçıları durdurmak mümkün değilse de, gördüğüm kadarıyla herkes kurallara uyuyor.

52

Gatlardan kuzeye doğru gidildiğinde ilerde 'Yanan Gat'lara varıyorsunuz. Fotograf makinelerini gören bazı öncü çocuklar ( daha önce duymayanlar için ) yasağı hatırlatıyor ve çekerken yakanlandığınız taktirde karakolluk olabileceğinizi size söylüyor. Ama herşeye rağmen çekmeyi 'çok isteyenlere' belirli miktarda çekilecek kareler için bir tür ' anlaşma ' yapılabileceğini de ekliyorlar. Siz istediğiniz kadar ' Çekmeyeceğiz ' diye direnin onlar sizi fotoğraf çektirmeye adeta zorluyor.Sonuç olarak, biz de bu oyuna geldik ve bunların elebaşısı bizi, yanan gatları gören tepede bulunan sete götürerek, 10 dolar karşılığında bize 5 kare çektirdi, deklanşör sesine alışık olduğundan pazarlık edilen miktar dışında hiçbir kare çekemedik.

54

Gatlar yalnız sandallarla değil karadan da gezilebilir. Gerilerinde bulunan binalar çok eski.Ne yazık ki son yıllarda burada da genel mimari ile hiç uyuşmayan son derece çirkin yapıların ortaya çıktığını farkediyoruz. Varanasi'yi 1985 yılında ilk kez ziyaret ettiğimde şehir çok daha temiz ve bakımlı, mimari olarak da uyumlu gelmişti bana.

55

Varanasi'nin çok büyük bir şehir olmadığını belirtmiştim ama, Hindistan'da ulaşım hep çok yavaş.. Trafiğin akışından, yolların kalabalık ve düzensiz olmasından mıdır, 30 km lik bir yol bir bir buçuk saat içinde zor katedilir.. Burada taksiler dışında özel arabalar pek yok, ulaşım 'RIKŞA' lar ya da Tayland'dan tanıdığımız 2 yolcu taşıyan arkası kapalı motosikletlerle yapılıyor. Rikşalar,bisiklete benzeyen, bir adamın pedal çevirerek yürüttüğü 3 tekerlekli araçlardır. Bunlar hiçbir trafik kuralı tanımaz, aslında Hindistan'da tüm şoförler kaos içinde kullanmaya bayılırlar.. Bir araçla giderken yolcular her an kaza olacakmış gibi heyecanlanır, son anda her nasılsa araçlar sert zigzaglar çizerek karşıdan gelen araca çarpmaktan kurtulur, sonunda bir 'Oh' çekersiniz. Bu durum her an tekrarlanıp durur.

Bizim kaldığımız otel, bir mihracenin sahip olduğu bahçede bulunuyor. Özellikle Varanasi kentinde dışardakiler ve içerdekiler arasında farkın bu kadar büyük olduğu başka bir yer tanımıyorum. Dışarısı, kokuları, dumanı ve tozu ile , elektrik direkleriyle, her tarafı saran tel yoğunluğu ile inanılmaz bir karmaşa içinde, oysa otel bahçesine girdiğinizde, sessiz, temiz ve bakımlı bambaşka bir dünya ile karşılaşıyorsunuz.

56

Gatlara ya da eski şehrin dar sokaklarına ulaşmak için en kolay yol RIKŞA'lar.Taksicilerle burada anlaşmak zor. Bu araçlara binerken başta insan gücüyle gidildiği için tedirgin oluyorsunuz, ancak sizi götüren rikşacı müşteri kaptığı için son derece mutlu, hatta dönüşünüzü saat belirleyerek ayarlamaya bile çalışıyor. Gatlara yaklaştıkça kalabalık artıyor, trafık daha da sıkışıyor, bazen yarım saat sıkışıp bir yerde kalmak da olası... Küçük meydanlara yerleştirilen trafik polislerinin ne işe yaradığını,el kol hareketleriyle ne yapmak istediklerini anlamak zor. Sonunda gatlara varıyorsunuz ve Rikşacı ile dönüş saatını belirledikten sonra Ganj'a doğru yürüyorsunuz. Gatlarda ilk göze çarpan şey uzun sıra halinde saglı sollu dilenci kafileleri.Genelde erkekler bir tarafta kadınlar karşı tarafta oluyor. Ufak para hazırlayarak, teker teker herbirinin önlerindeki taslara sadaka atanlara rastladım. Ayrıca belirli saatlerde dilencilere yemek de dağıtılıyor

57

Biz Varanasi'yi ve Ganj'ı gün doğarken görmeyi ümit ederken, Gatlara vardığımız ilk günün sabahında yoğun bir sisten güneşi değil kendimizi bile zor görüyorduk. Herşeye rağmen fotoğraflarda güneşli olarak görmeye alıştığımız bir yeri bu kez bambaşka gizemli bir havada görüntülemenin heyecanı vardı. Aslında sis bizi hiç terketmedi ve Varanasi'de kaldığımız 4 gün boyunca hava ya sisli ya da bulutlu oldu. Bu durumda sabahın erken saatlerinde üçer saatlik Ganj Turlarından sonra, Varanasi'nin dar ve labirente benzeyen, yere ayağınızı basmayı bile çekineceğiniz, inanılmaz bir terkedilmişlik arzeden, koca koca ineklerin serbest gezip sizi sıkıştırdığı, kötü kokuların hakim olduğu sokaklarına daldık. Hindistan'a gitmeye alışık olanlar belki bu tür tablolara aşina, ama ilk gidenler burada adeta bir şok geçirebilirler. Fotoğrafçılara gelince burası inanılmaz bir sahne.. Hani derler ya, 'Hindistan çok fotografik bir yer, vizörden bakmaya gerek yok makineni havada tut yeter', bu sokaklar bu tarife uygun yerler... Sokaklarda bir de bakıyorsunuz ki yeni boyanmış ufak bir tapınak, duvarlar da okul ilanları, YOGA kursu afişleri, tapınak önlerinde çiçekçiler,iki ellerini birleştirerek ve alınlarına dayayarak dua edenler,satıcılar... Nereye bastığımız kimin umurunda, orası fotoğrafçılar için gerçekten de bir cennet.

58

Yanan Gat'lara bu kez arka sokaklardan yaklaştığınızda, ilahiler söyleyen kalabalık eşliğinde arkası kesilmeyen bir ölü taşıma trafiği var.. Bunlar aşağı yakılmaya doğru giden yaldızlı bezlere sarılı ölüler.. Yol boyunca ufak çay evleri ve lokantalar, en aşağıda da oduncular var...

59

Varanasi yanlız arınmaya gidenlerin kenti değil... Hindistan'da 3 üniversitesi olan yegane yer burası.. Ipekçiliğin en mükemmel olduğu, en güzel ipeklerin dokunduğu ve en güzel sarı kumaşlarının üretildiği bir kenttir Varanasi. Ilginçtir ipek tezgahlarının büyük çoğunluğu hindularda değil de müslüman mahallesinde bulunuyor.. Yüzyıllardan beri süre gelen tekniklerle bu meslek nesilden nesile öğretiliyor.

60

Varanasi gerçek bir turist merkezi olmadığı halde buranın mistik havasını solumaya gelen yabancılar bir hayli çok.. Hindu dinini benimseyen ve gatlarda, tapınaklarda yerlilerle beraber dua edip ayinlere katılan onlar gibi giyinen ya da sakal bırakan yabancılar görmek hiç de şaşırtıcı değil.

Bizler belki onlarla dua etmedik, ama diğerlerinin girmeye bile cesaret edemeyecekleri sokaklara kaybolmayı göze alarak daldık. Hindistan ve özellikle Varanasi güvenli bir yer, gerçekten de tüm seyahat boyunca bizi kimse rahatsız etmedi, Fotograf çekerken çocukların görüntüye girme çabalarını önleme gayreti dışında sıkıntı çekmedik.

65

Öyle inanıyorum ki yoksulluğun getirdiği tüm olumsuzluklara rağmen,kültürel ve tarihi zenginliği ile Varanasi ,gezilerimin içinde en fazla iz bırakan yer olarak kalmaya devam edecektır.

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_MORE_ARTICLES

Bookmaker bet365 The best odds.

Full premium BIG Theme for CMS