Metamorfoz

Özkan Özipekliler tarafından yazıldı. Aktif .

Iş dünyasında başarılı olabilmek için köklü değişimler yapmak zorunluluk haline geldi artık.

Kimi ellerinde çantalar ile kimisi de köy minibüslerinin bagajında çuvallar içinde ipek kozaları taşıyorlardı. Bu kozalardan Bursa'nın simgesi olan ipek ipliği üretiliyordu .O günkü gazeteler ipek kozası borsasının açılacağını yazıyordu.

Çocuk yaşlardaydım, babam tuttu elimden koza borsasının bulunduğu Bursa'nın tarihi koza hanına götürdü. Her taraf hayatımda görmediğim kadar ipek kozası doluydu. Kantarlarda tartım yapılıyor, eksperler kalite için notlar düşüyordu. Bıldırcın yumurtası büyüklüğündeki kozalardan nasıl da iplik oluyor diye sordum. Bunlar kaynatılıyor sonra iplik bir ucundan çekince kendiliğinden geliyormuş. Eğer kaynatmazsak içindeki kelebek birkaç gün içinde kozayı yırtarak çıkar o zaman iplik de olmaz dediler. Demek bu kozaların içinde kelebek var diye sorunca, oradan birisi kelebek birkaç gün sonra olacak şimdi içinde kurt var dedi. Koza kelebeği yumurtalarından çıkan kurtlar köylerde dut yaprakları ile beslenip büyütülüyorlar. Kurtlar daha sonra etraflarına salgıladıkları ipekten koza örerek hayatlarına mola veriyorlardı. Tam bu mola anında kozalar satılıyor ve kaynatılarak ipek ipliği yapılıyordu. Ipek kelebeğinin yada kurdunun kaynatılarak öldürülmesi de başlı başına bir konu ama kurdun kelebeğe dönüşmesi oldukça ilgimi çekmişti. Oradan iki tane koza aldım ve bekledim. Gözlerimle gördüm kurdun kelebeğe dönüşümünü. Bilimde metamorfoz adı verilen bu mucizevi dönüşümden pek etkilenmiştim ama alınması gereken çok dersler olduğunu yaşım ilerledikçe daha çok anladım.


Romanya'da bir süpermarkette kahvaltılık bazı şeyler alıp kasaya geldiğimde ödeme yaptım. Ancak kasa elemanı bana bakarken yüzünde bir gariplik vardı. Cebimdeki Romen paraları ley`ler bir önceki seyahatimden kalmıştı ve yanımdakilerin uyarısı ile cebimdeki paraların tedavülden kalktığını öğrendim. Zaman ne çabuk geçiyor, herşey ne çabuk değişiyor diye düşündüm. Kendimi ashabi kefh`tekiler gibi hissettim

Aynı seyahatimde gördüğüm bir Türk işadamı yeni arazi yatırımı yapmış üzerine inşaat yapmaya çalışıyordu. Mağaza yapıp satacaktı. Ama arazi kent merkezinden uzakta idi ve müşteri bulur muyum diye endişeleri vardı. Bir sonraki seyahatimde mağazayı bitirmiş, satmış ve kazancı ile bir fabrika kurmuş olduğunu öğrendim. Yeni inşaat işlerini de kovalıyordu.

Yine aynı ülkede bir arkadaşım çalışmış çabalamış ama üç yıl kadar sonra işyerini bir miktar zarar ile kapatmak zorunda kalmıştı. Işlerin durgunluğundan yakınıyordu. Aynı gün oldukça büyük bir marketin önünde erken geldiğimiz için bekliyorduk. Insanlar mağaza açılana kadar çoğaldıkça çoğaldı. Mağaza açıldığında işyeri sahiplerinin rüyalarında olduğu gibi birer birer içeri girdiler. Çıkarken de birer birer sıraya girip aldıklarını ödediler. O mağazada satışlar iş yerini zarar ile kapayan arkadaşımın işyerinde olduğu gibi değildi.

Dünyada neredeyse her yerde birçok şeyler büyük bir hızla değişiyor artık. Ticaret de sanayi de şekil değiştiriyor. Çok eski yıllarda kazanç sağlamak için sadece ürünü üretmek yeterli idi. Hatta üretilmiş herhangi bir ürünü bir şekilde satıyor olmak bile kazanç sağlamak için yeterli idi. Üretimin katma değeri her zaman için fazlaydı. Zaman ilerledikçe ülkeler arası ticaret hacmi büyüdükçe ürünün üretilmesinden öte fiyatının da rekabet edebilir olması gerekliliği ortaya çıktı. Bir malı sadece satmaktan öteye, o malı uygun fiyatla satın almak piyasasını belirlemek kazancı arttırabilmek için zorunluydu. Finansman maliyeti ürün maliyeti içinde önemli bir yer aldı, hatta bazen işçilikten ya da hammaddeden de önemli hale geldi.

Pazarlama değişik boyutlar almaya başladı. Sadece bir ürünü satmaktan öteye birçok ürünü bir arada satmak daha önemli hale geldi. Ürün konsepti diye bir şey oluştu. Bir ürünü ucuz satmaktan öteye birçok ürün grubunu bir arada satmak müşteri için daha cazip hale geldi. Tek üründe ısrar eden birçok dev firma pazarlama ekiplerine yan ürünler ilave etmeye başladılar. Mağazacılıkta malın ucuz olması yeterli olmadı, birçok malın bir arada olması daha fazla önem arz etmeye başladı. Hatta pahalı olsun ama hepsi bir arada olsun diye düşünüldü. Zaman yeterince pahalı hale geldi. Ucuz mal almak için harcanan zamanı daha fazla mal üretebilmek için denemek ihtiyacı ortaya çıktı. Satın alma ve pazarlama üretimden daha önemli hale geldi.

Tüketici kıyasıya rekabet sonucu pazarda, farklı fiyatlarda benzer ürünler ile karşılaştı. Ucuz ürünün daha ucuz maliyet olmadığını anladı. Kaliteli olmasına rağmen bir ürüne hak ettiğinden fazlasını ödeyemeyeceğini gördü. Ürün kalite ve fiyat seviyesini tüketiciye sunan marka gittikçe önemli bir hale geldi. Insanlar kullandıkları markalı ürünler ile sınıflandırılır hale geldi. Üretici malının iyiliğini kullandığı parçaların markaları ile anlatmaya başladı.
Malı üretmek değil, ucuz üretmek gerekti. Bunun için formülasyon, tasarım kadar üretim süreci işleyişi önemli hale geldi. Işler bir kişi ile değil ancak bir ekip ile bitirilebilir konuma geldi. Ekibi kurmak yeterli olmadı. Ekibin verimli çalışması da gerekti. Verimliliği arttırmak ekibin uyum içerisinde çalışmasına bağlıydı.

Paranın ve malın dünya üzerinde gittikçe kolay dolaşması ile üretim , işçiliğin ucuz olduğu yerlere kaymaya başladı. Daha çok üreten daha ucuza mal etti. Sürümden kazananlar öyle kazandı ki diğerlerini ezdi bitirdi.

Iş dünyasındaki dinamikleri kovalayamayan sermaye sahiplerine finansman gelirleri yeterli olmadı. Buna karşılık hammadde kaynaklarını ele geçirmeye başladılar. Hammadde fiyatlarını istedikleri gibi belirleyerek büyük rantlar elde ettiler ve değişen dünya düzenine bir başka boyut kattılar.

Ekonomik güç, siyasal gücün önüne geçti. Ülkeler ve insanlar birbirlerine sahip oldukları ekonomik güçleri ile hükmetmeye başladılar. Davos, Bilderberg gibi toplantılarda ekonomi siyaseti yönlendirir oldu. Ülkeler sermaye merkezlerinin menfaatleri uğruna birbirleri ile savaşır oldular.

Iş dünyasında başarılı olabilmek için köklü değişimler yapmak zorunluluk haline geldi artık. Koza kelebeği gibi metamorfoza uğrayanlar kendilerini geliştirebiliyorlar. Diğerleri ise ipek iplik için kozaların kaynatıldığı kazanlarda hayatlarına kelebek olamadan son veriyorlar.