Блог http://webekm.com/ и още нещо.

KEMOTERAPİ 2

Dr. Murat Baş (ac@tchayat.org) tarafından yazıldı. Aktif .

kanser

İlk bölümünü geçen sayıda paylaştığım bu konunun devamını siz değerli tchayat okurları ile paylaşmaya devam ediyorum. Kemo alan kişinin öğrenmesi gereken zihni sakinleştirmek veya bu çalkantılara direnmek değil, onların farkına vararak onları kabul etmektir.

Onları kovmaktansa kendi kendilerine çekip gitmelerini beklemek daha kolaydır. Kemo alan kişinin rüyaları başlangıçta korkunç kabuslarla dolu iken, sonraları hafif, sıkıntısız ve rahat bir hal alırlar. Önceleri sık sık ve ani uyanmalarla kesilen ve sabahları depresyonun pusu kurduğu uykunun bu hali çabucak dağılan bir dumanı andırır. Dünyayı oldukça önemsiz hissettiren bir uzaklık duygusu kaplar kemo alan insanın içini. Dünya içinde yaşamaya değecek ilginçlikte bir yer olmaktan çıkar. Böyle olunca da kanser artık “dram” gibi görünmez.

Ölüme karşı duyguları da değişir kemo alanın. Şu cümledeki gibi; “Öleceğimi biliyordum, bilmediğim bunun ne zaman olacağı ve işte insanı öldüren de bu. ” Ölüm geldiğinde Woody Allen’in dediği gibi “Ölmek mi? Beni hiç ilgilendirmiyor. Sadece geldiğinde ben burada olmak istemem” diyebilir mi insan? Kemo alanın yeni ruh halinin ilginç bir yüzü de “zaman” ile kurduğu farklı ilişkidir.

Geçmişin kesinlik içeren yükünü bayılarak taşıyan, geleceğin pek çok olasılık dolu belirsizliği karşısında kafası hep karışmış biri olarak şimdiden geçmesini bekler. Böyle olunca da anı yaşamayıp elinden kaçırır genellikle insan. Oysa kemo alan kişi de zaman artık böyle değildi. Saat saat, gün be gün, fazla beklenti ve fazla plan olmaksızın şimdinin tadı çıkarılır artık. Kemo alan kişi, minyatüre dönüşerek hafifleyen varlığının tadına varır. Her sabah gazeteyi bir karıncanın umursamazlığıyla okur, TV’yi bir arının gözüyle seyreder.

Herkesin telaş içinde koşuşturduğu, kavga ettiği, kan döktüğü dünya kemo alandan çok çok uzaktadır. Kemo alanları bekleyen en ciddi tehlike, kemo aldıktan sonra “normalden uzaklaşmaları” yani “anormalleşmeleridir”. Hayatın normalinden (gerçekliğinden) uzaklaşmak gerçekten büyük bir tehlikedir. Bu durumdaki kişi kendini salar, dişlerini fırçalamaktan saçlarını taramaktan vazgeçer. Sanki artık hiçbir şeyin önemi yokmuş ya da bütün kötülüklerin nedeni olan bu beden artık sevilemez ve sadece nefret edilen bir nesne olarak görülmekteymiş gibi davranır.

NE YAPMALI?
Bence kemo alan biri bunlardan olmamaya gayret etmelidir. Sanki hayat “normal” seyrinde devam ediyormuş gibi sabah uyandığında yüzümüzü yıkamalı, kahvaltımızı yaparak koşmaya gitmeli, gazetemizi okumalı, düşük şiddette de olsa işimize devam etmeli, akşam TV’mizi seyretmeli, haberleri dinlemeli ve yorumda bulunmalı, azalsa da cinselliğimizden vazgeçmemeli ve yatmadan önce dişlerimizi fırçalamalıyız. Kimi zaman kendinizi inandırmakta güçlük çekseniz de eninde sonunda sahip olduğunuz tek beden budur ve onu “normal” ve dinç tutmak yapabileceğimiz en iyi şeydir. Elbette normal ve sevdiklerinizi önemseyerek bu dönemi tek başımıza geçirme kararı son derece doğru olabilir. Böylece başkalarının kaygılarıyla kaygılanmamıza gerek kalmaz. Böylece bütün enerjinizi ve dikkatinizi sadece kendinize yönlendirebilirsiniz.

Bir fırtınanın ortasında çaresiz kalmamak için bütün ağırlıklarını denize döken denizci misali, kemo alan kişi de normal insani ilişkilerini az ve öze indirgemeli, alışkanlık ve nezaket yönünden korunan gereksiz bağlar koparılıp atılabilir. Kemo alan kişinin, sessizlikten, boş saatlerden, küçük ve lüzumsuz eylemlerden, yararsız ve sıkıcı ilişkilerden uzakta, huzurdan oluşan bir dünya yaratmasında sakınca yoktur. Tek bir söz etmeden ya da duymadan geçirdiği günler olabilir. Bazen kapıcıyla karşılaştığında “günaydın” veya “iyi akşamlar” demekte zorlanabilir. Kemo alan kişi, normalde sapmadan boş bir aklın, giderek daha az çatışmalı bir yüreğin ve her zamankinden daha hızlı akan zamanın tadını çıkarmalıdır.

Geçmişteki gibi, kendi kendini sorunların çokluğu ve yararsızlık ya da sorumluluk duygularıyla bitirmemelidir. Sadece olduğu yerde ve sessizce kalmalıdır. Ömrü boyunca sadece “çene çalma” denilebilecek çok sayıda konuşmalarından, biriyle öğle ya da akşam yemeğe gitmekten, oraya buraya koşuşturmaktan, randevuya yetişmekten vazgeçebilir. Sonuçta bunların hepsi bitmiştir. Eski “o” artık “o” değildir. Kemonun fosforlu ve rengarenk sıvıları “o”nu yakıp, kül etmiştir.

Artık bir yere telefon açmak, bir iş yemeğine gitmek, çok sayıda insanı tanımak, bir ürünü ya da hizmeti tamamlamak, yemeği pişirmek ve bazı alışkanlık ya da gelenekleri yerine getirmek zorunda değildir. İşte bütün bu “zorunluluklardan” kurtulmak için kanser bir fırsattır. Sanki bunlardan kurtulmak için kanserin peşine düşmüş ve onu arayıp bulmuş gibidir. Kemo olan kişi, kendisine merhamet göstermek ve anlamsız avutma sözcüklerini sıralayanlara bu fırsatı vermemek için harika görünmelidir.

Kemo alan kişi, hastalığını sıçramayı öğrenmek için yoluna konulmuş bir engel olarak görmelidir. Sorun olan, atlayarak üzerinden mi, kenarından mı, yoksa daha kötüsü, altından geçerek mi aşacağınızdır. Her hastalığın gizli bir mesajı olduğunu, bir şeyleri anlamak için başına geldiğini bilmelidir. Sonuçta hastalığı kişinin bedeni üzerinde yaptığı saygısızca tasarruf ve tahribat çağırır. Yıllardan beri rutinden kurtulmak, günün-hayatın ritmini yavaşlatmak, olaylara farklı bir bakış açısını yakalamak için bir fırsat. Yani her şeyin yerli yerine oturduğu bambaşka bir hayat. Ruhunuz, bedeniniz, her şeyinizin değiştiği bambaşka bir kişilik. Belki de insanın doğasına, öze bir dönüş. Koreli bir Zen rahibinin dediği gibi;

“Mükemmel bir sağlığının
olmasını dileme,
bu aç gözlülük olurdu.
Istırabını şifa yap,
ve engelsiz bir yol bekleme.
O ateş olmasaydı,
ışığın sönerdi.
Özgürlüğe kavuşmak için,
fırtınayı kullan.”

Sağlıkla kalın...

Bookmaker bet365 The best odds.

Full premium BIG Theme for CMS