Başını Alıp Gitmek

Dr. Murat Baş (ac@tchayat.org) tarafından yazıldı. Aktif .

Başınızı alıp gitmeyi hiç düşündünüz mü?  Ben çok düşündün hala da düşünüyorum…
Yakılmak üzere bağlandığınız çarmıhın çevresinde halka olmuş çığlıklar atan bağnazlar güruhunun hevesini kursağında bırakıp çekip gitmek…

Acılar ve yalnızlıklar içinde bir başka diyara, yobazın elinin yetişemeyeceği herhangi bir yere başını alıp gitmek…

Ortada hukuk, siyaset, hak, adalet, iyilik vefa ve güzellik adına söylenecek bir şey kalmamışken gitmek…

Söylenen her şey yalan, gülümsemeler sahte ve hakikatler hiç kimseyi bağlamazken, düşünme yeteneğini yitirmiş yığınlara çarpıp geri dönerken başını alıp gitmek.,.

Ortada dolaşan birkaç kalıbın artık fikir denecek hali de kalmamışken, bu fikirler de ne mantıktan nede ruhtan nasibini almamışken çekip gitmek…

Polemiklerin havada kaldığı, tartışmaların gülünçleştiği, hakikatin sulandırıldığı ve gürültüye boğulduğu, iletişin sıfıra vurduğu bu zamanda çekip gitmek…

Karanlığın topuyla tüfeğiyle koruyamadığı iktidarını, insanların ruhunu ele geçirerek aldığı dönemde çekip gitmek…

Cadı kazanlarının kurulduğu, odunların istif edildiği ve ateşin bir kıvılcımı beklediği anda çekip gitmek…

Ateşin etrafında çığlık atarak dönemlerin, adakların kutsal adına kurban edildiği fanatizm sadakati boğazladığında başını alıp gitmek…

Hırsından ağlayan umutsuzluğundan ölüme kaçanların her gün arttığı, insanların ‘günahımız neydi ki Allahım’ bu ülkede dünyaya geldik?

Sorularını sorduğunda çekip gitmek…

Öz yurdunun zenci paryaları sayılmayı hazmedemediğimiz, aşağılanarak yaşamayı istemediğiniz ve hiçe sayılmaktan başka sayılmadığınız bu ülkeden çekip gitmek…

‘Burnunuz sürtülerek hizaya sokulmak’ durumuna getirildiğiniz ama gidecek ne bir yeriniz, ne sahip olduğunuz başka bir diliniz ve yabancı bir bankada hesabınız yoksa bile başını alıp gitmek…

Kapana kıstırılmış, sessiz, terk edilmiş ve ihanete uğramış ve bütün kalabalıklara rağmen yalnız bırakılmış olduğunuz bir zamanda çekip gitmek…

Bilseniz ki bazen ben de kendimi ne kadar yalnız ve çaresiz hissediyorum ki, her gün biraz daha umutlarım heyecanım ve şevkim tükeniyor…

Son zamanlarda katlanılmaz bir bıkkınlık ve yenilgi duygusunun içerisindeyim. Gittiğim her yerde yaptığım her işte bu yenilgi duygusu bana refakat ediyor. Yenilgiyi kabullenip tevekkül mertebesine bir türlü ulaşamıyorum.

Bu kapandan kurtulma ihtimalimin giderek zayıfladığını, kaçamayacağımı ve kurtulamayacağımı giderek daha ağır hissediyorum…

Gitme diyorsunuz ama daha ne kadar katlanabilirim ve nereye kadar?

Buna yürek dayanır mı?

Evet, bütün bunları çekmek ya da çekip gitmek…

Hangisini tercih edersiniz?