Küreselleşen Dünya

Tayfur Coşkunüzer tarafından yazıldı. Aktif .

t.coskunuzer.yazi

Bugün farklı alanlarda kullandığımız araçlar veya düşüncelerimizi şekillendiren ve ufkumuzu açan tüm teknolojik ürünler, birbirlerinin dini ve ideolojik düşüncelerine ters insanlar tarafından üretildi. Bunu biliyoruz ve teknolojiyi kullanma konusunda en ufak bir tereddüt göstermiyoruz.

Dünya küresel bir köy; evet bu söz biraz klişeleşmiş gibi ama işin aslı gerçekten de öyle. Zaman içerisinde aynı mahallede yaşar olduk. Yani memleket kavramı artık tüm dünya olmuş durumda. Herkes her yerde çalışıyor ve yaşıyor. Şimdi de o dünyadan Türkiye’ye baktığımızda gördüğümüz; hızlı gelişen, büyüyen, sanayileşen, bölgede söz sahibi, insiyatif kullanan, genç ve başarılı nüfusa sahip bir ülke.

Peki Türkiye’den şehirlerimize baktığımızda şunu söyleyebilir miyiz? Sağlıklı ve düzenli kentleşmiş, çağdaş ve yaşam kalitesi yüksek, dünyanın gözde kentleriyle boy ölçüşebilecek kentlerde mi yaşıyoruz? Sizce bunu iddia edebilir miyiz? Bana kalırsa maalesef. Çünkü eğri oturup doğru konuşmamız lazım. Hiçbir şehrimiz bu özellikte değil. Bakıldığında harcadığımız paralar belki aynı ama yollarımız, öngörülemeyen imar planlarımız, çarpık yapılarımız ve gecekondular gelişen Türkiye’ye yakışmıyor. Dar yolların kenarlarına geçici olarak diktiğimiz laleler ve diğer çiçekler de bu gerçeği değiştirmeye yetmiyor.

Kentlerimiz çarpıklıklarla dolu. Herkesin muzdarip olduğu şu rögar kapaklarını bir türlü oturtamıyoruz mesela. Hepimiz rögar kapağı gördüğümüzde slalom yapıyoruz. Bazen 20 cm. bazen de 10 cm. sıva yapılarak güya zemine sıfırmış gibi izlenim uyandırılmaya çalışılmış. O da yetmezmiş gibi birbirine yakın olanlar var ki onlar tam bir fecaat. Bu işi dünyada çok iyi bilenler var mı? Mutlaka var ki yapabilmişler ve başarmak için bir yöntem, bir teknik uygulamışlar.

Kendilerini ispatlamış, örnek şehirler inşa etmiş ve dünya kentlerine faydalı olan mimarlar ve mühendisler getirsek, şehirlerimizin 50-100 yıllık planlarını yapsak ne kaybederiz? Olur mu hiç, yönetim değerlerimiz yıpranır! Peki adı milli olan, A milli futbol takımının başına işini iyi bilen, dünyaya mal olmuş bir İtalyan veya Alman’ı getiriyoruz, bu garip olmuyor da, geleceğimizi, çocuklarımızın hayatını ilgilendiren şehirlerimiz için, dünyaca kabul görmüş, işinde başarılı, ekibiyle gelip bizim belediyelerde süpervizör veya danışman sıfatıyla uzman ve profesyonel kişiler çalışsalar ne kaybederiz? Kim ne kaybeder?

Abu Dabi, dünyanın ilk organik ve kendi kendine yetecek enerjiyi sağlayarak yaşamını idame ettirecek bir kent inşa ediyor. Benim belediye çalışanım veya vatandaşım yapsın demiyor. Mesleğinde kendisini dünyaya kabul ettirmiş mimar ve mühendislerle işbirliği yapıyor. Ayrıca yanı başındaki Dubai örneğini de görerek başarılı olacağını biliyor.

Sonuçta kentler de nefes almalı. Yeşil alan konusundaki eksikliklerimizi maalesef yeterince göremiyoruz. Her tarafı bina doldurarak belediyecilik yaptığımızı zannediyoruz, bazı zaaflarımızı yenemiyoruz. Bırakalım da bize yol gösterenler olsun. Çünkü onlar bu işte bizden daha çok tecrübeliler. "Biz bu yolda yeni gitmeye başlıyorken onlar çoktan gitmişler de dönüyorlar."

Bu öneriye karşı çıkanlara da diyorum ki etrafınıza bakın, kullandığınız hangi ürün bize ait ya da hangi ürünün tasarımı tarafımızdan yapıldı? Biz uzman olduğumuz konularda nasıl onlara destek oluyorsak, onlar da bize destek olabilirler. İşte bu nedenlerle, insanların kültürel ve sanat eksenli şehirler kurduğu bu dönemde, biz de şehirlerimize kent kültürü katacak uygar dünyanın içerisinde yer alabiliriz. İnsan odaklı kentler inşa edebiliriz. Kanaatimce dışarıdan profesyonel destek alalım. Emin olun kazanacağımız kaybedeceğimizden fazla olacaktır.

Küresel dünyanın evrensel değer ve standartlara sahip kentlerine mi sahip olmak istiyoruz yoksa yerelde kalmış sağlıksız, köhne kentlere mi? Bir kere daha düşünelim. Ama iyi düşünelim ve köklü, kalıcı değişimler yapalım. Bunu da mutlaka ortak akılla gerçekleştirelim. 

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_ABOUT_AUTHOR

Tayfur Coşkunüzer

Tayfur Coşkunüzer