Блог http://webekm.com/ и още нещо.

Bürokrasi Açmazı

Yılmaz Ekinci tarafından yazıldı. Aktif .

yilmaz-1

Tanrı Exu ve Ankara Bürokrasinin Açmazı
Eski Mezopotamya’nın kadim kültüründe yönetimle ilgili birçok betimleme vardır. Bunlarda biri de Tanrı Exu”nun(Enlil) en büyük zevki, kâinatta karışıklar çıkartarak insanlarla gönül eğlenmekti.

Fırat ve Dicle nehirlerin geçtiği yerlerin hükümdarı olan Gılgamış, arkadaşı olan Enxidu’nun ani ölümüyle sarsılır.Çünkü Gılgamış, dostu ile birlikte olağanüstü kahramanlıklara imza atmışve buhazzı birlikte paylaşmış kişidir. Gılgamış, güçlü, azgın ve boyun eğmeyen iri yarı boğayı yendiği için Gılgamış adını alır. Bu gün bu kavram Kürtçe ’de“dağkadar iri öküz” anlamına geldiğini burada zikredeyim. Enkidu’ nun ani ölümüyle Gılgamış alt üs olur. Çok geçmeden kendisininde ölümlü olduğunu ve çamurdan yaratıldığını fark eder. Ve ebedi yaşamı aramak üzere yollara düşer.


yilmaz-3“Bozkırlarda ve çöllerde gezer,
Işığın ve karanlığın ötesine geçer.
Büyük nehirlere yelken açar,
Cennetin bahçesine kadar gider.
Denizin öte tarafına ulaşır,
Nuh tufanında kurtulanlarla buluşur.
İhtiyarları gençleştiren otu bulur,
Gökteki kuzey yıldızını takip eder.
Ve güneşin girdiği kapıyı açar,
Ve güneşin çıktığı kapıyı kapatır.
Ta ki ölümü tattığı anda, ölümsüz olduğunu fark edene kadar!..”
Bizim kutsal kitabımızda aynı şeyi söyler: “ölmeden önce ölünüz!”

Ölümsüzlük iksirine insanoğlu böyle kavuşur. Çünkü insanoğlunun en büyük özelliği, fani olduğunun idrakinde olmasıdır. Fanilik duygusu, edebiyatı, mimarlığı, güzel ahlakı ve beşeri ilişkileri geliştirmiştir. Zalim insanlarda (diktatörlerde) faniliğin güzelliğini göremezsiniz. Çünkü onları bozan ve insani niteliklerini alıp götüren güçzehirlenmesi olduğunu görürsünüz. Empatini yeteneğini yitiren her insan,eninde sonundaesnaf-i Safilin derecesine düşer. Bütün muktedir(iktidar) ilişkiler insanı firavunlaştırır.

Eski Mezopotamya uygarlığının bize öğrettiği şey şudur: Herkim ölüyorsa aslında doğuyor, herkim doğuyorsa aslında ölüyor… Kimin yönetip kimin yönetildiği hiç bilinmiyor, er ya da geç ilahi düzen her şeyi yerli yerine koyar. Dünyanın yönetilmesinin nedenli zor bir yer olduğunu genelde hep yakınıp dururuz. Bu kadim bilgilerden sonra bizim Ankara bürokrasisihakkında birşeyler söylemek istiyorum. Bir bürokrat olarak bürokrasiye girişinin zor ve çıkışının kolay olduğunu her halde burada zikretsem mübalağa etmiş olmam. Çıkışı kolaydır; lakin yıllar sizlerden birçok şeyler alıp götürmüştür. Artık piyasaya verebileceğiniz bir hüneriniz kalmamıştır. Mesleksiz bir hayattan meslekli bir hayata evrilmek çok meşakkatli olduğunu görürsünüz.

Bir yazarçizerolarak ideal bir yönetime misal olarak hep hücre yapısını gösteririm.” Hücre yapısı ile bizim bürokrasi arasında ne tür bir ilişki vardır” sorusuna gelince, direk bir ilişki olduğunu kolayca ifade edebilirim. Malumunuz olduğu üzere her canlı hücre dışarıda kendisine faydalı olan girdileri alır, öğütür ve çıktı olarak başka canlıların ihtiyacı olan besinleri verir.Yani burada bir dışsallık söz konusudur. Hücrenin yaşamasını sağlayan, hücreyi dış etkenlerden koruyan bir hücre çeperi dediğimiz bir zar vardır. Bu zar, esnek ve geçirgen bir özelliğe sahiptir.Adeta bir süzgeç görevini görür. Hücre zarı, hücrenin içi ile dışı arasındaki ilişkiyi düzenleyen bir niteliğesahiptir.Hücreye yaşamsal özellik kazandıran temel yapı hücre zarıdır. Hücre zarı sadece içe yönelik faaliyet gösterirse canlı varlık ölür.Entopik özellik canlı varlıkların özelliğidir. Yani dışarıdan kendisi için yararlı besini alıp, çıktı olarak başka canlıların ihtiyaç duyduğu besini verir.Entropik özellikcanlı varlığın temelidir.Bizim
Ankara bürokrasisi bu gerçekliliğe dayanmaz, meslek taassubu her kurumu kanser hücresi gibi sarmıştır. Örneğin aynı eğitime ve aynı unvana sahip olanlar arasında bile ücret farklılığı söz konusudur. Bürokratik devlet algımız genelde içe yönelik olup dışa kapalı bir havza kültürü sahiptir.

Türk kamu idaresi halkın taleplerine göre değil, devletin taleplerine göre oluşturulmuştur. Çoğu kez sosyolojik gerçeklilik ile devletin işleyişi birbirine aykırılık teşkil eder ve sosyal olgular, devletin normlarına göre uydurulur. Sosyolojik olgu devletinkurucu zihniyet formatına haykırı ise görmezlikten gelinir.Eğer sosyal olgunun varlığı yok edilemiyorsa inkâr ve asimilasyon metodu devreye sokulur. Ankara bürokrasi dışsal gerekçelere karşı kapalıdır, narsis bir bakışa sahiptir. Benmerkezcidir. Kendi dışındaki taleplere ve hakikate hoş görü ile bakmaz.Devlet aygıtının rasyonel gerekçelere dayandığını sanırsınız, fakat basiretli bir göz ile konuyu birazdeştiğinizde bu yapının irrasyonel bir kurgu üzerinde kurgulandığını görürsünüz. Örneğin bir kamu kurumunadışardan bir eleman atamak istediğinizde, o kadar bahane hazırdır ki şaşırırsınız.Eğer işin mahiyeti hakkında yeterince bir perspektife sahip değilseniz, bürokrasi hazretleri sizi kolayca aldatır.

yilmaz-2

Ankara bürokrasinin elinde devamlı bir elek bulunur. Bu elek ile kimlerin elek altında, kimlerin kalburüstünde kalacağını çoğu kez objektif kriterler değil sübjektif kriterin belirler.İzan, idrak namına ne kadar olgu varsa bunlara karşı akıl almaz engeller, çelmeler ve bariyerler hazırdır. Sizi yabancı dil ile diploma ile uzmanlık alanı ile ve başka gerekçelerle kapı dışarda bırakmaya çalışır. Örneğin varlık sebebi ülkenin mevcut envanterini çıkarmakla mükellef olan bir kurumuna girmek istediğinizde bir İngiliz vatandaşının bile aşamayacağı sınavla karşı karşıya kalırsınız. Sanki mübarek hariciyeci memuru olacaksınız(!).Ne hikmetse milliyetçiliğini kendine şiar edinenler, en çok kendi vatandaşlarına karşı müstemleke tavıriçinde olduklarını görürsünüz. Devlet idaresini sadece lisana ve diploma dayandıran bir zihniyet algısına sahibiz. Eğer basiretli ve iyi bir yönetici iseniz bürokrasi hazretleri, size karşı elindeki diğer kozları ileri sürmekten çekinmez. Darbeler, cunta oluşumları ve çeşitli komplolar devreye konulur. Bu gün ülkemizde bürokraside mustarip olmayan Allah’ın bir kulu yoktur. Çünkü bizdeki devlet örgütlenmesi,“yatay” değil “dikey” olarak örgütlendirilmiştir. Başka bir değişle hiyerarşik bir yapı üzerinde bina edilmiştir. Yukardaki, emreder aşağıdaki yapar. Ast hiçbir zaman karar alamaz ve uygulayamaz. Vesayet sistemi bu yapının temel özelliğidir. Onun içindir ki bizdeki devlet algısı bireylerin mutluluğunu değil,kendi varlığını nasıl topluma dayatırım algısı üzerinde inşa eder. Yönetmekten- iyilik, doğruluk ve güzelliğe sevk etmekten- ziyade yönetilemezlik üzerine kendi gerçekliğini millete dayandırır.Onun içindir kanunları uzun ve anlaşılmazdır, yetki ve sorumluluk belirsizliklerle bezenmiştir. Keyfilik ve çıkar sistemin temeli olmuştur. Ünlü İslam düşünürü İmam-i Gazali’nin tespitlerini burada zikretmek isterim. İmam-i Gazali’ye göre şeriat(hukuk) kişinin kendi lehine ve aleyhine olabilecek şeyler hakkında bilgi sahibi olmasıdır. Yanı kanunlar, kısa, net ve herkesin anlayabileceği içeriğe sahip olmalıdır.Ama bizde mevzuat hazretleri(!) alıp başını gitmiştir: Kanun, kanun hükmümde kararname, tüzük, yönetmelik,genelge,tamim,direktif… yazılı ve görsel kirlilik. Tam bir Gordion düğümü gibi!. Çözmekiçin İskender’in kılıcına ihtiyaç duyulur. 

Aslındakadim kültürlerden bu yana yönetim ve yöneticilik hep değişmiş, fakat ideal yöneticilerininvasıflarının değişmediğini görürüz.

İyi bir yönetimin temelinde dört ilke söz konusudur. Bunlar, adalet, liyakat, cesaret ve inanç iradesidir. Her yöneticiye bu ilkeleri tasfiye ederim. Yönetimlerini adaletle süslemeleri ve kalıcı kılmaları için birlikte yol aldıkları insanların liyakatli, adaletli, cesaretli ve inançlı olmaları gerektiğini söylerim. Çünkü liyakat, bir yönetimin temel taşıdır. Adalet ise bir yönetimin varlık sebebidir. Cesaret otoritenin her tarafa sirayet etmesidir. İnanç ise gidilen yolun ve varmak istenilen hedefin kendisidir. Başka bir deyişle liyakatli olmayan bir yönetici başarısızlığa, adaletli olmayan bir yönetici zulme, cesaretli olmayan bir yönetici kararsızlığa ve inançlı olmayan bir yönetici ise gemisini hangi limana yanaştıracağını bilmeyen bir kaptana benzer.

Tanrı Exu gibi kâinatta kargaşa istemiyorsanız –kısadan hisse-sizeİmam-i Şafi’nin dünyanın 4 temel direk üzerinde durduğunu sözünü şiar edinmenizi salık veririm; ’’bilginlerinbilimsel perspektif içinde olgulara yaklaştırdıkları, yöneticilerin adaletle topluma hükmettikleri, zenginlerin güzellik ve iyilikte cömertçe yarıştıkları ve halkın uyarıcı ve hayırlı isteklere doğrultusunda yönetime katkıda bulunduğu bir sistemin kalıcı olacağını söyler.

Bookmaker bet365 The best odds.

Full premium BIG Theme for CMS