Erciş

tchayat tarafından yazıldı. Aktif .

bal1

Milattan önceye uzanan geçmişiyle tarih öncesi ve sonrası bir çok kavim ve medeniyete ev sahipliği yapmış, tarihte kervan yollarının kavşak noktasında olmasıyla görenlerin unutamadığı, dilden dile ün salmıştır. Doğu Anadolu bölgesinin en eski yerleşim yerlerinden bir tanesi Erciş...Erciş, adını Urartu Kralı II. Argişti’nin bu bölgede kurduğu Argişti Khinili adlı şehirden alır.Urartularla başlayan tarihi serüveninde sırasıyla Medler, Persler, Romalılar,Bizanslılar, Ermeniler, Araplar, Selçuklular, Karakoyunlular ve Osmanlılar boy göstermiştir. 14.yüzyılda Karakoyunluların başkenti olarak tarih sayfalarına geçmiştir.

ılçede Selçuklular’a ve Karakoyunlular’a ait günümüze kadar gelmiş kümbetler, mezarlar, koç ve koyun heykelleri, Bağlar ve Karataşlar bölgesinde bulunan yazılı kitabeler o döneme ait birer belge niteliğini taşır. En önemli yazıtlar Zirnaki tepesi denilen bölgededir.

ercis311


13.yüzyılda ıran’dan Ortadoğu ülkelerine giden ünlü ticaret yolunun buradan geçmesi ve bugün doğunun batıya açılan kapısı olması nedeniyle doğunun en gelişmiş yerlerinden biridir

Van gölünün bu verimli ovasında medeniyetler bir biri ardına geçerken her giden bir iz bırakmış, gelen bu izleri yaşamına katmış ve bu ova medeniyet mozaiği ile bezenmiştir.

Verimli toprakları, bol suyu ve yemyeşil doğasıyla doğunun nefes alan yerlerinden biri… Yaşlılarının “Bir zamanlar Erciş Bağları…” diye başlayan hikayelerine konu olmuş dünyanın sayılı üzümlerinden Endamik Üzümünü yeşertip olgunlaştıran nadide yer..

Erciş’e has olan ve dünyada belki de bir örneği daha olmayan zıplayan balıkların yurdu..Balık Bendi…

Balık Bendi’nde insan ister istemez farklı bir atmosfere giriyor, çünkü balıklar burada hayatın ritmine göre dans ediyorlar.

Değişik kuş türlerini de içinde barındıran Erciş iki yada üç yılda bir Flamingoların ziyaretiyle canlanıyor…

Ve ender güzelliklerden biri Süphan Dağı…

Bir dağ ki bu dağ tüm heybetiyle sizi selamlıyor, eteklerini eşsiz güzellikte yaymış bütün vakurluğuyla Erciş’ten olağanüstü bir güzellikte görünüyor.

Çiçekler kadar güzel insanıyla, kültürüyle, doğasıyla folkloru ve tarihiyle Van Gölü’nü kuzeyden bir şerit halinde saran, sırtını dağlara dayamış ayaklarını suya uzatmış güzel bir kent burası…

Balık Bendi

Sodalı yapısı nedeniyle Van Gölü'nde yaşayabilen tek canlı türü olan, göle akan dere ağızlarında yetişen inci kefalı balığı, mayıs ve haziran aylarında yumurtalarını derenin iç kesimlerine bırakırken oluşturdukları görüntü Balık Bendi’nde izlenmeye değer en önemli görüntülerdendir.

İnci kefali, ilkbaharda suların ısınmasıyla göç için gölden ayrılıp, akarsuların ağızlarında toplanır. Balıklar, oldukça zor şartlar altında geçen ve bol enerji isteyen üreme amaçlı akarsu göçü sırasında, bir an önce yumurtalarını bırakıp göle dönmek için beslenmez ve bu nedenle zayıf düşerek balıkçılara kolay yem olurlar.

Balıkların yukarı zıplayarak diğer bir yöne geçerken oluşturdukları tablo izlemeye gelen bir çok insanın hafızasından çıkmayan görüntüler olarak kalır.
Uçsuz bucaksız büyüklüğünden dolayı adına deniz denilen Van Gölü’nü besleyen ırmakların kenarlarında çıkan inci kefali, ilçenin vazgeçilmez besini ve yiyeceklerindendir.

Karakoyunlu ve Selçuklu Mezarlığı

Eski Erciş Kalesi yükselen Van gölü suları altında kalırken mezarlıkların tepede ve sahilden biraz daha uzakta olması günümüze kadar korunarak gelmesine olanak sağlamıştır

Mezarlıkların özellikleri, her birinin bir sanat eseri niteliğinde olmasıdır. Toplam 99 adet mezar taşı ve sanduka tespit edilmiştir. Mezarlığın güney ve doğu kısımlarında yer alan sandukaların yazı karakterleri 14. ve 15. yüzyılda Karakoyunlu dönemine işaret etmektedir.

Erciş Kalesi ve Kümbetler

Yaklaşık 170 yıl önce yükselen göl suları altında kalan kale şu anda yıkık birkaç duvardan ibarettir.

Urartular tarafından yaptırılan kalenin devasa taşlardan yapılmış olması en dikkat çekici özelliğidir. Evliya Çelebi, Erciş Kalesinin özelliklerini anlatırken en önemli özelliğinin fil büyüklüğünde taşlardan yapılmış olmasına dikkat çeker..

Karakoyunlular tarafından yaptırılan kümbetler Selçuklu mimarisinden etkilenmiş olup o döneme ait taş işçiliğinin en güzel örneklerini vermektedir.

Endamik Üzümü

Siyah, fındık büyüklüğünde kabuğu çok ince olan üzümün tadı ne ekşi ne de tatlıdır. Yiyenlerin ağzında farklı tatlar bırakır. 1800’lü yıllarda bir çok ailenin geçim kaynağı olan ve Ermenilerin şarapçılıkta kullandıkları Erciş üzümünün ünü Fransa’ya kadar uzanır. Ermenilerin göçüyle birlikte Erciş Üzümü üretiminde bir duraklama olmuş Rus işgaliyle soyu tükenmekte olan bu üzüm, 1900’lü yılların ortasında yeniden parlak günlerini yaşamıştır. 1970 yıllarında ıstanbul’a göçün yoğunlaştığı dönemlerde Ercişli üzüm üreticilerini etkilemiş ve bir çok bağ sahibi bağını bahçesini satarak ıstanbul’a göç etmiştir. Ve bir zamanlar Erciş misafirlerini bağlarında ağırlarken bu gittikçe tarihe karışmış bağbozumlarının törensel havası çocukların bitmemiş heveslerinde kalmıştır…

Bu gün her şeye rağmen Erciş in bağları Zernokol Tepesi ile Kızılkaya mevkii arasında yine de geniş bir alanı kapsamaktadır.

img688

Erciş Kıyı Şeridi

Hiç kuşkusuz Erciş’e ait en güzel özellik Van Gölü’ne olan kıyısıdır.
Erciş yemyeşil bahçeleri yanı sıra göle sınırı olan kavun ve karpuz tarlaları ile ayrı bir güzellik arz etmektedir.

Van Gölü Havzası’nın en güzel kıyı şeridine sahip olan Erciş, bu coğrafi bölgenin aynı zamanda meyve, sebze ve gıda ambarı olmasıyla da ün yapmıştır.

Erciş ile ilgili daha detaylı bilgiye www.ercis.net adresini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz…

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_MORE_ARTICLES