Otomotiv

tchayat tarafından yazıldı. Aktif .

s2

İlk ROVER marka otomobilin 1905 yılında Trakya’dan Anadolu topraklarına girmesiyle Türk insanının otomobil ile olan tanışıklığı, tozlu köy yollarının ise lastik ile olan dostluğu başlamıştır. Takip eden yıllarda daha çok askeri maksatlı çeşitli tipte araçlar alınmıştır. Artan talebe bağlı olarak 40 lı yılların sonlarında artmaya başlayan otomobil ithalatı 50 li ve 60 lı yıllarda genellikle Amerikan arabaları olmak üzere hızlanmıştır. O yıllarda yerli sanayi ve altyapısının yeterli düzeyde olmaması nedeniyle, gerek araç gerekse yedek parça temini tamamen ithalat yolu ile karşılanmaktaydı ve devlet büyükleri tarafından bu eksiklik hissedilmekteydi.


1961 yılında Cemal Gürsel' in “ Bana tamamen yerli üretim bir otomobil yapın” emri ile ülkemizin çeşitli kuruluşlarında çalışmakta olan 23 adet mühendis birer mektup alacak ve çok mühim bir konuyu görüşmek üzere bakanlığa davet edileceklerdir. Yapılacak otomobil Cumhuriyet bayramı kutlamalarında halka tanıtılacaktır. Kendilerine 16 Haziranda çok gizli ibareli tamamen yerli malı otomobilin üretilmesi ile ilgili emir okunacaktır. Mühendislerin işi zordur çünkü emir büyük yerdendir ve otomobilin 129 gün sonraki Cumhuriyet bayramı törenlerine yetiştirilmesi gerekmektedir.

Bu iş için 1,400,000 TL ödenek ayrılmış ve mühendislerin çalışması için Eskişehir'de Cer atölyesi tahsis edilmişti. Mühendisler için yoğun tempolu uykusuz geceler başlamıştı. Motor gövdesi Sivas demiryolu fabrikalarında dökülerek Ankara fabrikalarında işlendi. Yine piston segman ve kolları Eskişehir’de yapıldı. Makinelerde işlenebilen parçalar makinelerde yapıldı, diğer parçalar ise tamamen elde işlendi. O dönemde sadece devletin sahip olduğu büyük işletmeler dışında pek bir sanayi kuruluşu yoktu ve daha ziyade tarıma dayalı bir ekonomi vardı. Toplu iğnenin bile dışarıdan geldiği böyle bir ortamda yerli bir otomobil üretilmesi devrim sayılırdı. Otomobile de bu yüzden Devrim ismi layık görüldü. Otomobilin 3 adet prototipi yapıldı. Cemal Gürselin bineceği otomobil 28 Ekim'de siyaha boyandı. Zamanın yetersizliğinden dolayı boyanın cilası bile Ankara’ya giden Karakurt treninde yapıldı. Güvenlik nedeniyle Devrim’in deposunda sadece manevra yapmaya yetecek kadar az miktar benzin bırakılarak trene bindirildi. Plana göre araç trenden inince Sıhhiye'de benzin takviyesi yapılacaktı ama Devrim’i karşılamaya gelen konvoyun bu plandan haberi olmadığı için direkt olarak meclise gidildi. Alelacele bulunan bir bidon benzin diğer Devrim’e aktarılmış tam siyah Devrim’e konulacaktı ki Cemal Gürsel kapıdan çıkarak kendisini beklemekte olan otomobile girerek oturdu.

İstikamet Anıtkabirdi. Daha bir kaç yüz metre gidilmişti ki Devrim öksürerek durdu. Cemal Gürsel' in “Ne oluyor?” sorusuna direksiyondaki mühendis “Benzin bitti paşam” diye cevap verdi. Bunun üzerine Cemal Gürsel “Batılı kafasıyla araba yapıyorsunuz Doğulu kafasıyla benzin koymayı unutuyorsunuz “ diye söylenerek otomobilden indi ve davet edildiği öteki devrime geçerek yolculuğuna devam etti.

Aslında o an şoföre söylenen bu iki kelime hayatımızdaki bir çok şeyin de açıklamasını çok güzel yapıyordu.

Devrimin meydana getirilmesi ne kadar hızlıysa, ortadan kaybolması da o kadar hızlı oldu. Kayseri’deki uçak fabrikasının kapatılmasıyla yapılan hatanın aynısı Devrim otomobiline sırt çevrilmesiyle bir kez daha yapılmış oldu.

Üretilen 3 adet otomobilden sadece bir tanesi günümüze gelebilmiş, diğer 2 tanesi preslenerek yok edilmiştir. Hayatta kalan tek örneğini ise şu an sergilenmekte olan Tülomsaş Müzesinde görebilirsiniz.

Türk otomotiv endüstrisi Devrim ile yaptığı başlangıcı çok kısa bir sürede noktalamasına rağmen 1967 yılında Anadol ile yeni bir başlangıç yaptı. Geçen zaman içinde Türkiye'de yabancı markaların fabrikaları açılmaya başladı. Hiç bir otomotiv altyapısı olmayan bu fabrikaların devlet tarafından desteklenmesi gerekmekteydi. Öyle ya daha iyi ve daha ucuz otomobil varken yerli üretim diye pahalı otomobili kim alırdı. Biz altyapımızı geliştirecektik yabancılarda otomobilleri Türkiye'de üreteceklerdi. Bir dönem Mercedes fiyatına Avrupa'da üretimden kalkmış modellerde otomobil almamıza rağmen otomotiv endüstrisi geçen süre içinde Devrim’in üretildiği döneme kıyasla büyük yol almıştır.

Fakat her nedense altyapımızın oluşmasına rağmen Devrim’de olduğu gibi tamamen yerli üretim bir otomobil yapmaktansa lisans altında üretim yapmayı veya konteynerler içinde gelen parçaları burada birleştirmeyi tercih etmekteyiz. Her ne kadar Türkiye’de türk işçisinin emeği ile üretilen bu araçlar ihracat rekorlarına imza atsa da, üzerinde ıtalyan yada Fransız markası bulunan ve bu marka ile alınıp satılan bir otomobil Türkiye'de sektörün istenen seviyeye gelemediğinin işaretidir.

img6222


Ülkemizin geçmişten günümüze otomotiv ithalat ve ihracatına baktığımızda ihracatımız özellikle 1998 yılından itibaren istikrarlı bir şekilde büyüme göstermiştir. Buna mukabil ithalatımız ise dönemlere bağlı olarak çıkan krizlere ve piyasa koşullarına bağlı olarak dalgalanmalar göstermiştir.

Yan sanayimiz istenen kalitede istenen çeşitte malzeme üretme yeterliliğine kavuşmuştur. Yapılacak iş AR-GE ye daha fazla kaynak aktarılarak yalnız Türkiye'de değil dünyada da gerek kalite gerek fiyat gerekse konfor ve güvenilirlik bakımından diğer ülkelerle rekabet edebilecek bir otomobil ortaya çıkarmaktır. Bir Almanın Türkiye'de gördüğü bir Opel karşısında hissettiği duyguların aynısını biz de Almanya'da hissedebildiğimiz gün sektörümüz istenen seviyeye gelmiş olacaktır.

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_MORE_ARTICLES