Turizm

tchayat tarafından yazıldı. Aktif .

154

Uygarlıklar ülkesi Anadolu’da uygarlıkların doğuşuna beşiklik yapmış tarih ve doğanın birlikte dansa kalktıkları bir coğrafya Doğu Anadolu…Tarihi ipek yoluyla, geçmişten gelen silinmeyen izleriyle, kültürü ve zenginliğiyle güneşin doğduğu yer… Bir yanda efsanelere konu olan tüm görkemi ile dünyanın en gizemli dağlarından biri Ağrı Dağı, diğer yanda doğa harikası Nemrut Dağı Krater Gölü…

Kilimleriyle, kedisiyle, otlu peyniri ve kalesiyle 7000 yıldır tarih sahnesinde olan doğunun incisi Van…

Türk Sanatında Topkapı Sarayından sonra gelen eşsiz mimarisi ile ikinci önemli saray İshak Paşa Sarayı…

Ah Tamara… efsanesinde ismini bulan Adem ile Havva’nın cennetten kovulmasını sahneleyen görsel zenginliği ile Akdamar Kilisesi…

Selçukluların dünyada eşi benzeri olmayan her bir taşında farklı becerilerin sergilendiği Mezarları…Tarihin bu en güzel örnekleriyle günümüze kadar gelen, bakir doğanın eşsiz güzellikleri ile hep keşfedilmeyi beklemiş, güneşin sessizce doğduğu suskun topraklar… Doğu Anadolu…

Bu gün ise, geçmiş medeniyetlerin eşsiz izlerini taşıyan Doğu Anadolu’da günümüz medeniyetinden gittikçe uzaklaşan, yitirilen bir coğrafya göze çarpar. Kendi haline bırakılması, gereken değerin verilmemesi, yatırımların yapılmaması ve yaşanılan ayrılıkçı hareketlerle her şeyden geri kalma şanssızlığını yaşayan bir yerdir. Köklü ekonomik kalkınma programlarının yapılamaması, sanayisinin geride kalmasına ve sanayinin etkilediği sosyal yaşamın gelişememesine neden olmuştur. Bir bölgenin dışarıdan katma değer almadan gelişmesi mümkün olamayacağına göre doğuda sanayiye alternatif tek yol turizmdir…

Oysa bu coğrafyanın keşfine tutkun binlerce insan her yıl doğuyu ziyaret eder…Doğu, tatilin sadece deniz – kum- güneş olmadığını anlayanların akınına uğrar… Ziyaretçiler, doğunun büyülü gizemine dalıp, tarihin dokusuyla işlenmiş kentlerini gezerek her türlü doğa sporlarını gerçekleştirecek dağlarında ve göllerinde buluşup, bölge insanının hiçbir yerde göremeyecekleri misafirperverliklerinin yüzlerinde bıraktığı tebessümle buradan ayrılırlar…

Bilindiği gibi turizm sektörü, doğal güzelliklere ve çeşitli kültürel eserlere sahip bütün ülkelerde, kalkınma çabalarında öncelik verilen sektörlerin başında gelmektedir. Önemli bir turizm potansiyeline sahip olan Doğuda turizm konusunda yeni hedefler tespit edilmeli ve bu hedeflere ulaşabilmek için uygulanabilir planlar hazırlanmalıdır. Çünkü bölge ekonomisi açısından ekonomiyi kalkındıracak en önemli sektör turizmdir.
Yani doğuda sanayiye alternatif, turizmdir.

İshak Paşa Sarayı

İshak Paşa Sarayı, saraydan öte bir külliyedir. İstanbul Topkapı Sarayı'ndan sonra son devirde yapılmış sarayların en ünlüsüdür.

kapak eylul3

Doğubeyazıt İlçesi'nin 5 km. doğusunda, bir dağın yamacındaki tepe üzerine kurulan Saray, Osmanlı İmparatorluğu'nun Lale Devrindeki son büyük anıt yapısıdır. 18. yy. Osmanlı mimarisinin en belirgin ve seçkin örneklerinden olduğu kadar, sanat tarihi yönünden de değeri büyüktür. Sarayın Harem Dairesi Takkapı kitabesine göre yapılış tarihi Hicri 1199, Miladî 1784'tür.

Türklere özgü tarihi saray örnekleri bugün ülkemizde pek az sayıda kalmıştır. Bunlardan biri de İshak Paşa Sarayı ve Külliyesi'dir.

Akdamar Kilisesi

Gevaş ilçesi sınırları dahilinde Van Gölü içersinde bulunan en büyük adaya ismini veren kilisedir. Ada'nın güney doğusuna kurulmuş olan kilise sahile 3 km. uzaklıktadır. Günün her saatinde Akdamar Adasına, sahilde bulunan motorlarla ulaşım sağlanmaktadır. Kutsal Haç adına Vaspurakan Kralı 1. Gagik tarafından Keşiş Manuel'e yaptırılmıştır.

kapak eylul2


Kilisenin figürlü repertuarı oldukça zengindir. Bunun yanında, ıncil ve Tevrat'tan alınmış çeşitli sahneler bulunmaktadır. Yunus Peygamberin denize atılması, Hz. Meryem ve kucağında ısa, Adem ile Havva'nın Cennet'ten kovulması, Hz. Davut ile Kral Goliat'ın mücadelesi Samson Filistinli ikilisi, ateşte üç ibrani genci, Aslan ininde Daniel sahneleri bulunmaktadır. Zengin hayvan, asma sarmaşıkları ve çeşitli figürler görmek mümkündür. Yurt içinden ve yurt dışından her yıl binlerce turist Akdamar Kilisesi ve adasını görmeye, pırıl pırıl kumsallarında yüzmeye gelir. Orta Asya Türk sanatı etkilerini de üzerinde barındırması önemini artıran kilise "Ah Tamara" efsanesiyle ünlenmiştir. Efsane papazın kızı TAMARA ile sahilde yaşıyan bir Türk çobanı arasında geçer. Buluşmalarını sürdüren iki genç, papazın hazırladığı tuzak neticesinde sahilde buluşurken, buluşma işareti olan ışığın yerinin değiştirilmesi sonucu boğulmak üzere olan çoban gencin "Ah Tamara" nidasıyla Van Gölü sularına gömülür. Ada'nın ismi de böylece "Ah Tamara" olur.

Çifte Minareli Medrese

Erzurum’un sembolü haline gelen Çifte Minareli Medrese’nin kitâbesi olmadığından, yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın kızı Hundi Hatun veya ılhanlı hanedanlarından Padişah Hatun tarafından yaptırılmış olabileceği düşüncesi ile adına Hatuniye Medresesi de denilmektedir. Genellikle 13. yüzyılın sonlarında yaptırıldığı kabul edilmektedir. Osmanlı Padişahlarından 4.Murat’ın emri ile bir süre “Tophane” olarak, daha sonra da “Kışla” olarak kullanılmıştır. 1942-1967 yılları arasında Erzurum Müzesi olarak kullanılan medrese, günümüzde çay bahçesi ve resim sergi salonu olarak kullanılmaktadır

Ahlat

Ahlat, Van Gölü’nün kuzey batısında, Süphan ve Nemrut Dağları arasındaki platolar üzerine kurulmuştur. Stratejik önemi ve yerleşime elverişli toprakları nedeniyle tarih boyunca tüm devletlerin hedefi olmuştur. Şehrin adını Bizanslılar Khlat, Ermeniler Hlat, Süryaniler Khelath, Araplar Halat, ıranlılar ve Türkler ise Ahlat şeklinde telaffuz etmişlerdir. Ahlat, Urartulardan Osmanlılara kadar çeşitli devletlerin idaresinde kalmıştır. Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan döneminden itibaren (1063) Anadolu’ya yapılan akın ve fetih hareketlerinde üs olarak kullanılmıştır. XII. yüzyıl başlarından itibaren Ahlatşahlar adıyla anılan Selçukluların bir kolunun başkenti olan Ahlat, islam aleminin en büyük şehirlerinden biri haline gelmiş ve “Kubbetü’l ıslam” ünvanıyla tarihinin en parlak devrini yaşamıştır. 1229 yılında Celaleddin Harzem Şah tarafından yağmalanan şehir, 2 yıl sonra da Moğolların istilasıyla önemini ve gücünü kaybederek metruk bir hale gelmiştir. 1246 ve 1275 yıllarında meydana gelen iki büyük depremden sonra harebeye dönmesine rağmen, ılhanlıların eyalet merkezi olarak kalmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Irakeyn seferi sonunda (1533-1535) Ahlat, Adilcevaz ve Erciş Osmanlı topraklarına katılmıştır. Daha sonra Safavilerin saldırılarıyla Ahlat Kalesi yerlebir edilince Osmanlılar göl kenarına bir hisar inşa ederek yeni bir Ahlat oluşturmuşlardır. 1555 yılına kadar süren Osmanlı-Safavi mücadelesi boyunca Ahlat bu durumdan çok etkilenmiş, Moğol istilasından itibaren önemini kaybetmeye başlayan şehir, bu dönemde Van Gölü havzasının en sönük şehirlerinden biri haline gelmiştir. Van eyalet merkezi olurken, Ahlat da Adilcevaz sancağının bir kazası yapılmıştır. Ahlat tanzimattan sonra Van eyaletine, II. Abdülhamit devrinde ise Bitlis vilayetine bağlanmıştır.

Van-Süphan Dağı

Yükseklik: 4058 m.

Konumu: Doğu Anadolu'da Van gölünün kuzeyinde Adilcevaz - Erçiş ve Patnos arasında yükselir. Tırmanış Zamanı: Tırmanış için en uygun zaman Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül aylarıdır. Özellikleri: Sönmüş bir volkan olan Süphan dağı, Anadolu'nun üçüncü yüksek doruğudur. Doruk bir örtü buzulu ile kaplıdır.

img624


Ulaşım: Erzurum yada Van'a uçak, tren yada karayolu ile ulaşılır. Bu merkezlerden karayolu ile Erçiş üzerinden Adilcevaz' a geçilir.Süphan dağına genellikle doğu yüzünden tırmanış yapılır. Tırmanış, sırasında Van gölü her an birbirinden değişik ve güzel görüntüler sunar. Doruk tırmanışına Aydınlar köyünden başlanır. Buraya 6-7 km. uzaklıkta ve 2500 m. yükseklikte Şekerpınarı yada Süphan yaylasında kamp kurulur, kamp yerinden doruğa tırmanış ve dönüş, 8-10 saatlik bir zaman alır.

Nemrut Krater Gölü

Nemrut, Türkiye'nin en büyük krater gölü olup, adını MÖ 2100'de yaşamış Babil Hükümdarı Nemrut'tan alıyor. Yüksekliği 2935 metre olan Nemrut Dağı'nın dördüncü zamanda patlaması sonucu oluşmuş. Dağın tepesinde biri sıcak, iki krater gölü var. Soğuk göl 13 kilometrekare büyüklükte, derinliği 155 metre. Sıcak gölün suyu 60 santigrat dereceye varıyor. Üç kilometrekare alana sahip. En derin noktası 100 metre civarında. Nemrut Krater Gölü, Bitlis'e 26, Tatvan ilçesine 15 kilometre uzaklıkta. Yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken gölün çevresinde dinlenme ve konaklama tesisleri bulunmuyor. Bitlis-Tatvan karayolundan 13 kilometre uzaklıkta olan Nemrut Krater Gölü'nün turizme açılması için Bitlis Valiliği'nce başlatılan çalışmalar sürüyor.

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_MORE_ARTICLES