Uygulamaya Hazırmıyız?

Doç. Dr. Ümit.Gücenme tarafından yazıldı. Aktif .

Meslek mensupları tarafından muhasebe uygulamalarında izlenmesi gereken ilkeleri ve yöntemleri belirleyici muhasebe standartlarına uyularak ticari karın belirlenmesi, muhasebenin doğru bilgi vermesini sağlar. Uluslararası muhasebe standartlarına uyumun sağlanması ile muhasebe mesleğinin evrenselleşmesi, uluslararası ortak bir dil oluşturulması mümkün olur. Küreselleşmenin her boyutu ile önem kazandığı yirmibirinci yüzyılda muhasebe standartlarının oluşturulması çalışmaları, uluslararası alanda ve ulusal düzeyde devam etmektedir. Değişik ülkelerdeki farklı muhasebe uygulamalarını olabildiğince ortadan kaldırmak amacıyla 1973 yılında çalışmalarına başlayan ve 2001 yılında yeniden yapılanarak Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (International Accounting Standarts Board-IASB) adını alan komite, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları(UFRS)nı yayımlamakta ve belirli süreçler içersinde mevcut standartları güncelleştirmektedir.

Ülkemizde Uluslararası Muhasebe Standartlarına uyum çalışmaları 1994’de TÜRMOB bünyesi içinde yapılan akademik çalışmalar ile başlatılmıştır. 2001 yılında Sermaye Piyasası Kurulu tarafından uluslararası standartlar ile uyumlu enflasyon ve konsolidasyon ile ilgili tebliğler yayımlanarak uyum sürecine önemli katkılar sağlanmıştır. Bu konuda son ve en önemli adımı atan Sermaye Piyasası Kurulu’nun, UFRS ile uyumlu Seri XI,No.25 “Sermaye Piyasasında Muhasebe Standartları Hakkında Tebliğ”i 33 adet UFRS’nı kapsamaktadır. Hisse senetleri borsada işlem gören şirketler,yatırım ortaklıkları,hisse senetleri borsada işlem görsün veya görmesin tüm aracı kurumlar,portföy yönetim şirketleri ve bu işletmelerin bağlı ortaklığı, müşterek yönetime tabi ortaklığı ve iştiraki konumunda olan ve konsolidasyon kapsamı dışında tutulmamış olan şirketler,1.1.2005 tarihinden sonraki ilk mali tablolar için bu Tebliğ uyarınca raporlama yapmakla yükümlü tutulmuşlardır.

Avrupa Birliği’ne giriş süreci içersinde vergi mevzuatımızda da uyumlaştırma çabası kapsamında bazı düzenlemeler yapılmaktadır. Enflasyon düzeltmesi gibi birtakım konularda yapılan değişiklikler bu sürecin kapsamında gelişmektedir. Ancak,ülkemiz muhasebe uygulamalarında işletmelerin tabi oldukları mevzuata göre farklı mali tablolar düzenlemek zorunda olmaları sıkıntı yaratmaktadır. Ulusal muhasebe standartlarında bugüne kadar birlikteliğin sağlanamamış olması nedeniyle SPK’ya eklenen bir madde ile kurulan Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu, tüm işletmeleri kapsayan ulusal muhasebe standartlarını oluşturmak amacıyla 2003 yılında faaliyete geçmiştir. Öte yandan Maliye bakanlığı, 1994 yılından itibaren bilanço esasına göre defter tutan bütün gerçek ve tüzel kişiler için uygulanması zorunlu bir ulusal hesap çerçevesi oluşturmuştur. Ticari karın saptanması için SPK kapsamındaki işletmelerin bir yandan Maliye Bakanlığı’nın Tekdüzen Muhasebe Sistemine uyma zorunluluğu,bir yandan da 2005 yılından itibaren SP. Kurulu Seri XI, No 25 Tebliği’ne uyma zorunluluğunun bulunması ülkemiz muhasebe uygulamalarında bir karmaşa yaratabilir. Tekdüzen Muhasebe Sistemindeki mali tablo formatları ile SP.kurulu Tebliğindeki mali tablo formatları arasındaki ve diğer uygulamalardaki önemli farklılıklar, yaşanabilecek bu karmaşanın çözülmesi gereğini açıkca ortaya koymaktadır.

Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına uyumlu mali tabloların hazırlanması ile, hisse senetleri borsada işlem gören şirket hisse senetlerine, artan şeffaflık ortamı nedeniyle, yerli ve yabancı bireysel/kurumsal yatırımcının ilgi ve talebinin artması, yabancı sermayenin ülkemize çekilmesi sağlanacağından ekonomik gelişmeye katkı sağlayacak bu önemli gelişme ile ilgili sorunların ortadan kaldırılması gerekmektedir.