Sinan Aygün

tchayat tarafından yazıldı. Aktif .

s1tchayat: Sayın Sinan Aygün, kısaca bize kendinizi tanıtır mısınız?

Sinan Aygün:1959 doğumluyum.Evliyim ve bir kızım var. Yüksekokul mezunuyum.ınşaat malzemeleri satan bir yerim varTicaret dünyasının içinden geliyorum.1997 yılından beri ATO Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyorum.

En büyük hobim okumak, okumak, okumak ve çalışmak, çalışmak,çalışmak....

Boş vakit diye bir kavramın varlığından yıllardır habersizim.

tchayat: Başkanı olduğunuz ATO'nun kuruluşu ve çalışmaları hakkında bizi bilgilendirir misiniz.?

Sinan Aygün: ATO'daki mesaime çok erken saatlerde başlarım. Her sabah, kurmay heyetimle birlikte ülke ve dünyadaki gelişmeler ekseninde gündemimi oluştururum.Bir sivil toplum örgütü lideri olarak, özellikle tüccarın ve sorunlar yumağı içinde kıvranan geniş halk kesimlerinin sıkıntılarının giderilmesine ilişkin katkı sağlamak temel amacım olur.

Bu amaçla “think thank” kuruluşu gibi işlev gören danışman kadromla projeler üretilir. Amaç, ülkedeki çarpıklıkları ve meseleleri vatandaş adına seslendirmektir. Bu kapsamda araştırmalar, raporlar, anketler hazırlanır. Bilimsel metotlarla ve büyük titizlikle derlediğimiz bu bilgiler, basın açıklamaları ve toplantıları ile kamuoyuna duyurulur. Konferanslar, paneller düzenlenir. Tüm bu faaliyetler dışında, gün boyu telefon ve ziyaretçi trafiğinin arkası kesilmez. Alıcılarımız her türlü insani ve vatani sorunlara sonuna kadar açıktır.

Temel çıkış noktamız ülke ve millet sevgisidir. Ve de Türkiye'nin gelişmesine ve insanımızın refahı adına olumlu katkı sağlamak en büyük ödülümüz olur.

tchayat: Ekonomimizi önümüzdeki dönemde nasıl görüyorsunuz?

Sinan Aygün: Ulusal kurtuluş savaşlarının en zorlusunu ve onurlusunu kazandık, ama ne yazık ki bu muhteşem zaferi güçlü bir ekonomiyle taçlandıramadık. Mustafa Kemal Atatürk döneminde başlatılan kendi iç dinamik ve öz kaynaklarına dayalı ulusal kalkınma seferberliğinin içi yıllar içinde boşaltıldı. Dışa bağımlılık, israf, plansızlık ve programsızlık, taklit gibi hastalıklar ekonomimizi bitap düşürdü. Milli sanayiyi kendi ellerimizle boğduk. IMF, dünya bankası gibi kurumların esiri olduk. Gümrük birliği tuzağına düştük. Ve 21'inci yüzyıla batı dünyasının ekonomik kuklası olarak girdik. Önümüzdeki dönem için iyimser olmayı çok istiyorum.Enflasyon düşüyor, büyüme hızı artıyor diyorlar. Fakat bu göstergeler hormonlu. Çünkü, işsizlik ve yoksulluk da artıyor. Yani halk adına olumlu bir gelişme yok. Dış ve iç borç sarmalına kapılmış gidiyoruz. Ülkenin tüm zenginlikleri ve ürettikleri değerler, yabancılara borç ödemesi olarak gidiyor. Sözün burasında Mustafa Kemal'in çok sevdiğim bir sözünü sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan, rahat yaşamayı alışkanlık haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”

Durum aynen budur.Haysiyetimizi kaybettik. Çünkü IMF' nin, Dünya Bankasının önünde avuç açıp dilenir hale geldik. Hürriyetimiz ise tehdit altında. Çünkü yasalarımızı bile Avrupa Birliği direktiflerine göre hazırlıyoruz. Yavru vatan Kıbrıs'ı deyim yerindeyse peşkeş çektik. Kısacası ülkemin geleceğine ilişkin olumlu değerlendirmeler yapmakta güçlük çekiyorum.

tchayat: Türkiye'de sürekli krizlere şahit olmaktayız. Bu krizlerin önlenmesi için sizce ne gibi tedbirler alınabilir? En ufak bir söylentide dahi ekonomik dengelerin değişmesinin nedeni sizce ne olabilir?

Sinan Aygün: Mesele çok basit. Eğer ekonominizin temel enstrümanları tamamen dışa bağımlıysa, kronik kriz de kaçınılmaz olur. Ekonomimizin iplerini ele geçiren ülkeler hapşırsa biz nezle oluyoruz.ıstedikleri zaman yapay, spekülatif krizler de çıkartarak, kendi ekonomileri lehine çıkar sağlayabiliyorlar. Bu olumsuz duruma bir de hortum, vurgun, soygun eklenince piyasalar her gün yeni bir krize gebe kalır. Öncelikle, Türkiye'nin borç batağından çıkması gerekiyor. Aksi takdirde hiçbir olumlu gelişmeyi yakalamak mümkün olamaz. IMF' nin, Dünya Bankası'nın, Gümrük Birliği'nin boyunduruğundan mutlaka kurtulmalıyız.

tchayat: Türkiye ihracatının %70'i ülkenin batı bölgelerinde yerleşik sanayi kuruluşları tarafından gerçekleştirilmektedir. Sizce ülkenin geri kalan bölümünde nasıl bir çalışma yapılarak ülke ekonomisine olan katkısı arttırılabilir?

Sinan Aygün: Bu çarpıklığın giderilmesi için Amerika'yı yeniden keşfetmeye hiç gerek yok. Onlarca çözüm yolu var. Vergi indiriminden, teşvik uygulamasına, bedava araziden ücretsiz altyapı hizmetlerine kadar bir dizi uygulama devreye sokulabilir. Doğu ve Güneydoğunun kalkınmasına ivme kazandırabilseydik, on binlerce cana ve milyarlarca dolara mal olan terör yaşam alanı bulabilir miydi? Tabii ki hayır. Ülke bir bütündür diyoruz ama slogandan öteye gitmiyor.Aklın, bilimin yerini sloganlar alınca da, sıkıntılar bitmek bilmiyor.

tchayat : Son olarak iş adamlarımıza ne gibi önerileriniz olabilir?

img633Sinan Aygün: Risk yönetimi çok önemli. Çünkü istikrarsızlığın hüküm sürdüğü bir piyasada iş yapmanın tehlikesi ortada. Varınızı yoğunuzu bir araya getiriyor, bir iş kuruyorsunuz, bir kriz dalgası geliyor ve tsunami gibi tüm varlığınızı alıp götürüyor.ıkinci olarak öz kaynaklara dayalı bir büyüme temel alınmalı. Faizlerin bir gecede astronomik rakamlara fırladığını hepimiz gördük. Bu nedenle borçlanma ihtiyacının en az olacağı bir büyüme modeli tercih edilmeli. Ne yazık ki, yatırım yapabilecek sermayesi bulunan insanlarımız, bu parayı faizde, rantta değerlendirmeyi yeğliyor. Zenginliklerimiz, yastık altında bekletiliyor. Çünkü vatandaş devlete güvenmiyor. Ve bu güven ortamı sağlanmadıkça yatırım diye bir şey beklemek saflık olur...

tchayat: Görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz.

Sinan Aygün: Ben de vermiş olduğunuz imkan ve göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ederim.

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_MORE_ARTICLES