Trafik Sorunu

Alper Yılmaz tarafından yazıldı. Aktif .

Ülkemizde trafik belası her yıl binlerce insanımızın hayatına mal olurken günlük yaşamımızıda büyük ölçüde etkilemektedir. Emniyet genel müdürlüğünün istatistiklerine göre 1998-2007 yılları arasında son 10 yılda trafik kazalarında 35.000 kişi hayatını kaybetmiş. Durumun ciddiyetini idrak edebilmemiz için şu örnek yeterli olur zannediyorum. 2003 yılından günümüze kadar Amerika’nın Irak’ta kaybettigi asker sayısı 7 yılda 4416 asker. Yani adamlar 7 yıldır topyekün savaşıyorlar, koca ülkeyi işgal etmişler ve bir yılda kaybettiğimiz insan sayısı kadar kayıp vermişler. Şu an Amerikan halkının en büyük meselelerinden biri de Irak savaşı ve bu savaşta verilen kayıplar. Bizde 10 yılda trafik kazalarına tam tamına 35.000 kayıp verilmesine rağmen sanki herşey çok normalmiş gibi davranıyoruz. Burada ki en büyük problem normal vatandaştan en üstteki yetkiliye kadar durumu kanıksamış ve alışmış olmamız. Artık trafik kazalarında ölen binlerce insan yakınımız olmadıkça hiç birimize hiç bir anlam ifade etmiyor. 

alper-yilmaz-trafikDüşünebiliyor musunuz otobüs terminale girince muavin yolculara sağ salim ulaştık manasında geçmiş olsun diyor haksızda sayılmaz keza Irak’ta Amerikan askeri olmak neredeyse Türkiye’de araç kullanmaktan daha az riskli! Böylesine ciddi bir konuda sağlıklı bir teşhis ve çözüm önerisi yapabilmek için ilk önce gerçekleri görmek ve anlamak lazımdır. Yanlışları görmek içinde doğruları bilmek lazımdır. Ülkemizde trafik kuralları ancak ve ancak trafik kazasında rapor tutulmak için gerektiğinde hatırlanmaktadır. Halk olarak trafik kurallarına uymak anlayışımız sadece emniyet kemeri takmak, radar olan yerlerde 90 km ile gitmek ve kırmızı ışıkta durmak, yangın söndürücü ilk yardım çantası gibi ıvır zıvır malzemeyi de herhangi bir kontrole karşı hazır tutmak. Bunu haricinde sağdan gitmişsin soldan gitmişsin hızlı gitmişsin yavaş gitmişsin önemli değil. Çünkü seni kontrol edebilecek bir sistem yok. Trafik sistemimizdeki tek uygulama radar koymak, ilk yardım çantası kontrol etmek, sigorta bakmak gibi işler. Bunlar yazılı olan kurallar fakat yazılı olmayan kurallar ise daha hayati önem taşıyor. Her zaman büyük araca yol ver yoksa altında kalırsın. 17 senedir trafikte araba kullanıyorum daha tehlikeli şekilde araba kullanan, önündeki aracın tamponuna yapışıp taciz eden, arabaların sağından solundan akrobatik hareketlerle seyreden, bir aracın durdurulduğuna şahit olmadım ama bu şekilde araç kullanan onlarca serseriye hergün şahit oluyorum. Şimdiye kadar bu böyle gelmiş ama bundan sonra da böyle giderse bizim bir 10 sene sonraki bilançomuz 50-60 bini bulur. Amerika bu kadar askeri gözden çıkarsa dünyanın yarısını işgal eder. Bizim trafik sistemimizi ve uygulamalarımızı düzgün trafiği ile meşhur herhangi bir ülkeye koyun iki yıl içinde bizden beter hale gelirler.

Almanya’da her kurala harfiyen uyan bazı gurbetçi kardeşlerimizin Türkiye yollarında bunun tam tersini yapmalarının ana sebebi budur. Çünkü orada aynı şekilde davranmak battalgazi yüreği gerektirir. Başına gelecekleri de iyi bilir. Zaten polisi görüpte kural ihlal edecek kadar saf şöför de yok ülkemizde. Bunlar hepimizin bilip yaşadığı şeyler. Yukarıda bahsettiğim meseleye çözüm olarak yurtdışında 2 senelik öğrencilik dönemimde gördüğüm aşağıdaki uygulamayı öneriyorum. Aslında bu yazıyı iki yıl evvel iş arkadaşımız Turhan Durdabak bir trafik kazasına kurban gidince yazılmıştı. Otobüs durağında işe gitmek için servis bekleyen Turan yarış yapan iki serserinin araçlarından bir tanesinin otobüs durağına girmesi sonucu öldü. Cenazesi kalkarken ardında kalbi delik ve hasta iki evlat bırakmıştı. Babası ebedi yolculuğuna uğurlanırken rahatsızlanan evladının konu komşu tarafından hastaneye götürülmeye çalışılmasına büyük bir üzüntüyle şahit olmuştum. Arkasında iki yetim bırakan Turhandan sonra hazırladığım bu öneriyi asıl olarak vekile bizzat teslim etmeme rağmen önemli görülmemiş olsa gerekki herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmadığını üzülerek söyleyebilirim. Umulurki bu öneriyi yetkili ve etkili makamlarda oturan biri hasbelkader okur ve değerlendirir.

Bunun için bir pilot il seçilmesi gerekiyor ben Bursa’da yaşadığım için Bursa’dan örnek vereceğim. Bursadaki yol kontrolu yapan trafik araçlarının yarısı gerekirse hepsi kaldırılsın. Bu araçlar sivil plaka ve boya ile trafiğe çıksın. Günde 3 ya da 4 saat şehir içinde, Karacabey ya da Yalova istikametinde normal bir araba gibi seyretsin ve ne olursa olsun herhangi bir trafik kuralını ihlal edeni durdurarak ceza kessin. Bunlar sinyalsiz şerit değiştirme, öndeki aracı yakın takip etme, tehlikeli araç kullanma gibi ihlaller dahil olmak üzere sıfır toleranslı çalışsın. Böylece sürücüler trafik polisinin nerede olduğunu bilmeyeceklerinden sürekli kurallara uymak zorunda olacaklardır. Mesela Orhangazi düzlüğünde radar kurulduğunu tüm Bursalılar bilir ve orada 90 ile giderler fakat ondan sonra Allah ne verdiyse basar giderler. Çünkü bilirlerki bir dahaki radar süpürgelikten inince kurulur.Oraya kadar atış serbesttir. Bu arada ister üç ister iki teker üzerinde git ne yaparsan yap kontrol yoktur. Böyle 6 aylık katı bir uygulamadan sonra sivil trafik ekiplerinin varlığı sürücüler üzerinde bir baskı oluşturacak ve kırmızı ışıkta durmak haricinde diğer trafik kurallarına da uyma yönünde baskı oluşturacaktır.Her türlü suç ve uygulanacak cezai işlem aracın ön camına monte edilecek bir kamera ile kayıt olacak. Bunun maliyetide günde 1 depo benzinden 3 araba desen 3 depo benzin eder. Böyle bir problemin çözümü için lafı bile edilmeyek bir miktar. Böyle bir uygulamada 6 ayda sivil trafik araçlarının efsanesi bütün şöförler arasına yayılır 1 sene içinde de Bursa’da trafik ihlalleri gözle görülür derecede düşer. Bizim gibi kanunlara saygılı insanlarda etrafta kanunun gücünü çalışırken gördükçe memnun oluruz. Bu uygulamanın başarısı bir yıl sonra değerlendirilir eğer faydası olmaz ise kaldırılır. Hiç bir maliyeti ve zorluğu yok ama bir çok insanın hayatını kurtarabilme ihtimali var.