Bizim Orta Doğu

Özkan Özipekliler tarafından yazıldı. Aktif .

Bizim Orta Doğu Bizim Cumhurbaşkanı 
Geçtiğimiz yıl Şam da bulunduğum sırada müşterimin Filistin Nablus’tan gelen akrabası ile tanışma fırsatını bulmuştum. Filistin’de olup biteni biraz daha yakından dinleyebileceğim için sevinmiştim. Cana yakın ve tatlı sohbeti ile Filistinli arkadaş ilgimi çekmişti ve olayları anlatmasını istedim. El Fetih hareketinin Yahudilere karşı bir dinsel tepki olmadığını ve tamamen Arap ırkçılığına dayalı bir temeli olduğunu anlattı. Dışarıdan gelen yardımların da Yaser Arafat’ın şahsi hesaplarında tutulduğunu, şirketlerine aktarıldığını ve öldükten sonra karısı tarafından kullanıldığını söyledi. Fransız asıllı olan Yaser Arafat’ın eşi Arafat öldükten sonra şu an Fransa’ya yakınlığı ile bilinen Tunus cumhurbaşkanının kardeşi ile evlenmiş ve Filistinlilere ait mal varlığı da bu bayan ile bilinmeze doğru sürüklenmiş. Müslüman-Musevi savaşı olarak bilinen bu bitmez savaşın aslında Arap-Yahudi savaşı olduğunu belirtti. Ayrıca Ürdün sınırında İsrail polisinin kendilerine çok eziyet çektirdiğini söyledi. Ancak Filistin öyle korkulacak bir yer değil, Filistin’e de gelin, bizim orada da işler yapın, çok güzel zeytinimiz var onu görün, işleyin dedi. Filistinli dostum sohbetimizden sonra ayrılmak istemedi. Ellerimi tutarken, gözlerime bakarken, aslında bana değil, Türkiye’den geldiğim için sanki Osmanlı’ ya bakıyordu. Orta doğu halkında Osmanlı’ya karşı ne derecede sevgi ve saygı duyulduğuna bir kez daha şahit olmuştum. Filistinli bana hediye olarak çantasında bulunan has zeytinyağından yapılmış bir kalıp el sabununu verdi. Ne kadar ekonomik sıkıntı yaşasalar da hediyeleşmenin önemli olduğunu belirtti.

Ortadoğu’da bir başka ülke, Dubai’de yerel halkın büyük bir çoğunluğu borsada hisse alıp satıyor. Borsa da neredeyse her zaman kar ediliyor. Anlatılanlara göre bugüne kadar sadece 4 yatırımcı zarar etmiş. Kar etmenin sebebi olarak gayrimenkul fiyatlarının bölgede devamlı artması, Dubai’nin büyük orta doğu projesinin sanki başkenti gibi yapılanmaya başlaması, batılı şirketlerin orta doğu işlerini buradan yönetmeye başlaması, şeyhin önemli yatırımların çoğunda İngilizler ile ortaklıklar kurması olarak görülüyor. Bu arada Dubai kent yönetiminin bir İngiliz’e verildiği belirtiliyor. Dünyanın en fazla yolcu taşıyan hava yolu emirates in de sahibi net olarak belli değil. Söylentilere göre Dubai şeyhinin sembolik bir hissesi var ancak gelirin önemli bir kısmı da İngilizlere ait. Zaten emirates in yıldızının parlaması da yine İngilizlerin kontrolünde bulunan Hong Kong havayolu Cathay Pasific in yıldızının sönmeye başlamasıyla yani Hong Kong un Çin e devredilmesinden sonra başlıyor. Orta doğuda bazı ülkeler savaştan, çatışmadan, bombalardan başını kaldıramazken Dubai yeryüzü cenneti olma yolunda hızla ilerliyor.

Yine Dubai’de sayısız alışveriş merkezlerinden birinde dolaşıyoruz. Geçmişinde noel kutlamayı Hristiyan adeti olarak görüp reddeden Dubai yerel halkı, bugün noel kutlamaya çok daha fazla ilgi gösteriyor. TV show programlarında alışveriş merkezlerinden noel süslemeleri ile noel babalar neredeyse devamlı canlı yayın yapıyor. Dubai’de otellerdeki barlar, özellikle üç yıldızlı oteller randevu evi olarak faaliyet gösteriyor. Şeyhin ofisinin bulunduğu bölgedeki oteller bunların tanınmış olanlarından. Şeyhin de bulunduğu yerden bu olup biteni görmüyor olması sanki mümkün değil.

Dubai şeyhi ile Arabistan prensinin aralarının pek iyi olmadığını söylüyorlar. Arabistan prensi Dubai araçlarının plakalarında bulunan burj el arap otelinin simgesinin haç işaretini andırdığından dolayı, Dubai plakalı araçların Arabistan’a girişine yasak getirmiş. Bununla beraber şu an inşaatı devam eden dünyanın en yüksek binası Burjdubai’nin de bitmesini bekliyormuş. Biter bitmez daha yüksek olanını Arabistan’da inşa etmeye başlayacakmış. Çekişmenin boyutu ne dereceye kadar gider bilemeyiz ama halk şeyhlerin aralarındaki geçimsizliklerini görüyor ve bunlardan efsaneler üretiyor artık.

Bir başka bölge ülkesi Kuveyt’te şehir turu yaparken borsa binası ve güzel bir cami karşısındaki şeyhin sarayına geldiğimizde kalabalık insan topluluğu görüyoruz. Polis arabaları ve güvenlik güçleri de sarayın önünde olunca kalabalığın nedenini beklemeden sorup öğreniyoruz. Kuveyt halkından bankalara kredi borçlarını ödeyemeyenler, Kuveyt şeyhinden borçlarını ödemesini talep ediyorlarmış. Kuveyt orta doğuda adeta kan gölü haline gelen Irak’ın hemen yanı başında duruyor. Önceki yıllarda Kuveyt, İran Irak savaşında İran’ın kendisine saldırmaması için Saddam Hüseyin’e milyarlarca dolar para yardımı yapmış. Şimdi halk şeyhe soruyor. Bu parayı bizi korumak için ödemediniz mi? Şimdi de bizi bu bankalardan koruyun ve bankalara olan borçlarımızı ödeyin… Kuveyt şeyhi ne yapar bilmiyoruz. Ama alışveriş merkezinde bir saatçi dükkanında 75 000 usd lik saati yanındaki bayan için satın alan Kuveytli dikkatimizi çekiyor. Mağazalardaki fiyatlar oldukça yüksek. JW Mariot hoteli cevresindeki kafeler zengin Kuveyt erkekleri ve bol makyajlı Kuveytli kadınlar için buluşma yerlerinden sadece birisi olarak anlatılıyor bize.

Kuveyt’teki yerli kadınlar, eşleri genellikle Dubai gibi yerlere eğlenceye gittiğinden ve maddi gelirleri de devlet yardımı ile oldukça iyi olduğundan bağımsız yaşamayı tercih ediyorlar ve sıkça boşanıyorlarmış. Likra pantolon üstünde mini etek, vücut hatlarını öne çıkaran ve parıldayan taşlarla süslenmiş kıyafetler üstüne örtülen başörtüleri, abartılı kırmızı ya da pembe dudaklar, kahverengi ya da mor tırnaklar, alımlı bakışlar, geç saatlere kadar eğlenceler, başta Kuveyt kadınlarının olmak üzere Kuveyt gençlerinin yaşam tarzı.

Ortadoğu halkı sayılamayacak kadar açmazlar içerisinde yaşamaya devam ederken batılı insanı Ortadoğu denince ilk olarak petrolü algılıyor. Tarih boyunca dinler üzerine uzun savaşların yapıldığı bu bölgede günümüzde ekonomik savaşlar yapılıyor. Bölgedeki siyasi karışıklıkların çözülemeyişinde en önemli sebep menfaatlerin batılılarca bölüşülemeyişi olarak görünüyor. Ortadoğu günümüz coğrafyasında halen çok önemli bir bölge. Amerika, İngiltere, bölge için Büyük Ortadoğu projesi hazırladılar. Ancak projeleri bölge halkı ile örtüşmedi, uyuşmadı. Dünya eylem için intihar eden bir insan tipi ile bu sayede burada tanıştı. Bunlar bölgede yaşayan Müslüman eylemcilerdi. Fakat onlar nasıl Müslüman olabilirler anlaşılacak gibi değil. Sanki bunlar bölgeye uygulanan çeşitli siyasi, askeri formüller sonucu ortaya çıkan insan türevleri gibiler.

Dünyadaki hakim güçlerin planları projeleri ile yeniden şekillendirmeye çalıştığı ve büyük Ortadoğu dediği yer aslında onlardan önce bizim Ortadoğumuz. Bölgenin biz olmadan, Türkiye hesaba katılmadan sağlıklı bir şekillenmesi hiç mümkün değil. Bizim de bölgedeki gelişmeleri seyretmemiz doğru değil. Ülke olarak olayların içinde olmamız ve alternatif projeler geliştirmemiz gereklidir.

Gelecekte Birleşmiş Milletler teşkilatının başına yine Ortadoğu’dan birisinin gelmesinin Ortadoğu’da huzurun sağlanmasına çok katkısı olacaktır. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül deneyimleri ve şu anki konumu itibari ile bölge problemlerinin de çözümünde aktif görev alabilir. Sorunları daha iyi anlayabilir, yıllardır gülmeyen Ortadoğu halkına umut olabilir. Bu konuda cumhurbaşkanlığı döneminde olayların üzerine doğru gitmesi, hem Türkiye açısından hem de bölge halkı açısından kuvvetle muhtemel pozitif etki oluşturacaktır.

Sayın Abdullah Gül başlangıçta eşinin başörtüsü nedeniyle devletin içinde bulunan ve halk tarafından seçilmemiş olan unsurlar tarafından kolay kabullenilemedi ve görevine rahat başlayamadı. Eşi için devlet protokolünde yer bulunamadı. Ancak sayın Gül Cumhurbaşkanlığı görevinden sonra düşündüğümüz gibi Birleşmiş Milletler teşkilatının başına da geçebilir. Belki o zaman bizim devlet protokolünde yer bulunamayan eşi için de dünya protokolünde bir yer bulunmuş olur.