Блог http://webekm.com/ и още нещо.

20. Yüzyıl Değerleri

Faruk Abak tarafından yazıldı. Aktif .

Yirminci yüzyılın değişen değerleri, geleneklerin pabucunu dama atmış görünüyor sevgili okuyucularım... Hani bazen iç geçiririz 'ah eski bayramlar 'deriz 'nerede o eski arkadaşlıklar' diye yakınırız. Bu aziz millet ne zamanki kendi değerlerini unutmaya başladı, işte o zaman yarasalar ötmeye başladı bu bereketli topraklarda. Ne zaman ki can canını tercih etti cananına, o zaman aşklar sembolik yaşandı gönüllerde... Şair FUZULİ'NİN

Her kim cananı için canı sever cananı sever
Her kim canı için cananı sever canını sever

mısraları sevginin fedakarlığını ne güzel de anlatır. İNSANLIĞIN hakim olduğu yıllardı. Büyükler kocaman adamlardı. Küçükler minik kadife yanaklılardı. Eller öpülür, ellerden feyizler dağılırdı küçücük yüreklere.

Sanki hiç büyümezdi küçükler. Sanki hiç küçülmezdi büyükler.Hep cennet yaşını yaşardı insanlar. Ortalama yaş otuzdu bu topraklarda. Yani gençti, fidan gibiydi yürekler... Üniversite yıllarımda ''sevgi ve saygı '' üzerine kısa bir hikaye yazmıştım değerli okuyucularım. Bunu sizinle paylaşmak isterim...

'Bir zamanlar bir yerde nurdan iki beden yaşarmış. Her ikisinin ismi de aynı harfle başlar her ikisi de aynı harf sayısına aittiler. Birbirlerine üstünlük taslamasınlar diye ikisi de aynı yerde anılırlardı. Biri büyüklere hitap ederdi, diğeri küçüklere... Biri büyümüş de küçülmüş ara sıra, diğeri küçük ama kocaman yürekliydi Biri sofraya önce oturur, diğeri önce kalkmazdı mesela...Önce sevgi konuşmuştu dili döndüğünce ,sonra saygı karşılık oldu sevgiye...

Sevgi güzel bir köylü kızıydı. Saçlarını süpürge yapardı saygıya. Sabahtan ağarırken kalkar; gökyüzünü kucaklardı. Yapacağı çok şey vardı onun... Karanfilleri, gülleri, papatyaları sulardı mesela...Yağmur suyundan bereket pınarı akıtırdı susuzlara... Güneşi bile ısıtırdı soğuk günlerde. Bazen bir duvarın dibinde oturur, varsa hüzünden kalma yorgunluklar; onları eğitir öğütür, diriltirdi.

Ya saygı delikanlısı... Onu ağırbaşlılığıyla tanırdı köylüler. Melek derdi kimileri... Göbek adıymış bu, sonradan öğrendim. Ya bir bilge kişinin dizinin dibinde oturur, edep öğrenirmiş ocaktan, ya da sevgi güllerinin yetiştirdiği güllere el bağlar divan dururmuş... Sevgi ondan yaşça büyük ama yüreği gümrahmış meğer saygının... Büyükleri gördüğünde aziz kılar, yer gösterirmiş gönül sarayında. Kendisini sevmeyen de çıkarmış bazen... Onlara da ''Ne yapayım onları da seviyorum, elimde değil ''dermiş. Bir de

"Gelin tanış olalım 
İşi kolay kılalım
Sevelim, sevilelim
Dünya kimseye kalmaz" dermiş

Sevgi ve Saygı denen bu iki adem (yokluk) bu köyde bir süre yaşamışlar. .Daha sonra... Sonrasını ne siz sorun ne de ben üzüleyim sevgili yarenler'''

Evet değerli okurlarım; siz de bunları görürseniz bir köşede mahzun ve çaresiz haberimiz olsun e mi!

Bir de şiir geleceğin çocuklarına;

sevgi çiçeği çocuğum
mevsimler düşe kalka
kanat vuruyor
şehir hizaya gelmeli
sevgi çınar olmalı seninle
düş önüme çocuğum
götür hayallerindeki sihirli ülkeye
nereye gidersen kaysın düşüncelerim
yakalığının rengine,
düş önüme çocuğum
perde perde kapat karanlıklar
her sabah marşı gibi,
her teneffüs nefesinden
bir şarkı uzat,
telgrafın tellerine...
düş önüme çocuğum.
yeni dünyanın ötesine,
ötelerin ötesine...
kurşun kaleminle,
kurşunsuz sevgini anlat.
düş önüme çocuğum.
bahtın açık olsun can kuşum.
bahtın güneş olsun yaz kuşum...

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_MORE_ARTICLES

Bookmaker bet365 The best odds.

Full premium BIG Theme for CMS