Hüseyin Durmaz

Alper Yılmaz tarafından yazıldı. Aktif .

hseyin

tchayat: Sizi ve Durmazlar Makina’yı kısaca tanıyabilir miyiz?
Hüseyin Durmaz: Ben 1966 doğumluyum, evliyim, üç kız çocuk babasıyım. İlköğretim ve lise eğitimimi Bursa’da tamamladım. Oradan da Almanya’ya geçtim. Almanya ve Amerika’da eğitim gördükten sonra memlekete geri döndüm ve çalışma hayatına devam ettim. Şirketimiz 1956 yılında babam Ali Durmaz tarafından bir tane tornavida ile işe başlamış, zamanla mücadele ile şirketimiz büyüdü ve 52 yıllık bir geçmişe sahip oldu. Bugün aşağı yukarı 1000 kişilik çalışan ekibimiz ve yaklaşık 100.000 m2’lik de kapalı alanımız var. Tüm işletmelerimiz Bursa’da. Burada doğup büyüdüğümüz için, memleketinizi seviyorsunuz, göçmenliğe herhangi bir ihtiyaç olmazsa bulunduğunuz yerde kalıyorsunuz. Biz de Bursa’dan memnunuz. Asıl memleket Bulgaristan, Eğridere göçmeni annem ve babam. Şirketin asli görevi, makina imalatı ve ihracatı. Evimizdeki sobadan, kalorifer peteğinden tut, ütünün altındaki sactan, sacın, demirin girdiği her yerde sacı şekillendiren biotin makas, afgan pres, punch pres dediğimiz makinalar üretiyoruz. Konu geliştikçe lazerle şekillendirme işleri var, Türkiye’de onları imal etmeye çalışıyoruz. Bu arada birçok kalem de ithal girdi. Bu teknolojiyi üretirken, bazı teknolojik yardımcı malzemelerin de yapımını tasarlamaya çalışıyoruz. Ancak Türkiye’deki makine imalat sanayi 1950-60’lardan sonra atılıma geçmiş durumda. 150-200 senelik bir geçmişi yok. Aradaki farkı biz kapatmaya çalışıyoruz. Teknoloji de geliştikçe, bugün dünyanın heryerinde, istenilen malı, kaliteyi, fiyatı bulup, ulaşma imkanına sahip oluyoruz.

tchayat: Durmazlar Makina'nın yurtiçi ve yurtdışı piyasalardaki durumu nedir?

durmazlar1

Hüseyin Durmaz: Türkiye'den baktığımız zaman bugün Durmazlar Makina Türkiye'deki büyük sanayi kuruluşları içinde ilk 500'e giriyor. Bu Türkiye'nin güçlü sanayi kuruluşlarının arasında olduğunu gösteriyor. Makina imalat sektöründe Durmazlar bir öncülük yapıyor. Fakat dünyadan baktığımız zaman biz ve bizim gibi firmalar çok küçük kalıyor. Dünyadaki yerimizi soruyorsunuz, senede 6000 civarında makina yapıyoruz. Adet bazında dünyada en çok üretimi biz yapıyoruz ama ciro bazında tabi işler değişiyor. Bugün bir Japon, bir Alman firması var, bunların cirosu son yıllarda 2 milyar euroyu geçti bizim ciromuz 200 milyon euro. Hedefimiz 2 milyar euro daha eklemek. Onlar 500.000 euroya, biz ise 50.000 euroya satıyoruz. Tabi böyle olunca bizim hem firmamız için hem de memleketimiz için yapmamız gereken çok iş çıktı karşımıza. Bize mal satandan, bizden mal alana kadar, çalışanımızla, tedarikçimizle, distribütörlerimizle, hep bir birlik ve beraberlik içinde çalışıyoruz. Bizim de bu 2 milyar euro ciro yapan firmalar gibi bu cirolara ulaşmamız için işbirliği halinde çalışmamız gerekli.

tchayat: Makina sektörünü ele aldığımızda siz hangi sıradasınız?

durmazlar2

Hüseyin Durmaz: Türkiye'deki makina imalat sanayinin 7 milyar dolar ihracatı, 22 milyar dolar civarında da ithalatı var. Bizim üretimimizin geçen sene %30'u Türkiye içine satıldı. Geçen senelere göre 2007'de Türkiye'de makina ve techizata yatırım arttı. Bu sene düştü. İlk üç aya bakıyoruz, geçmişte %30 olan oranın bu sene %15-20 seviyelerine düşeceğini öngörüyoruz. Daha Türkiye'de makina imalat sanayinde yapılacak çok iş var. Çorap, iplik, kalem, neye elimizi atsak makinadan geçiyor. Onun için makina imalat sanayi dünyanın her yerinde geçerlidir. Türkiye'de bu aynı zamanda stratejik bir sektördür. Bir savaş anında bizim gibi fabrikaların imalatı hemen savunma sanayi imalatına (tank, tüfek gibi) geçebilir. Bunun önünün açık tutulması gerekiyor. Bu anlamda, en son Türkiye'de bir kuruluşa bir makina sevkettik, zırhlı araçların şaselerini basıyor. Ülkemiz adına birşeyler yapmak bizi mutlu ediyor. Herşeyi illa yurt dışından ithal etmek gerekmiyor. Dolayısıyla araştırma geliştirmenizi kendiniz yapınca dünyadaki global rakiplerinizin önüne geçiyorsunuz.

tchayat: Ar-ge çalışmaları yapıyor musunuz?

Hüseyin Durmaz: Tubitak'la, Uludağ Üniversitesi ile çalışmalarımız var. Mevcut yürüyen sistemin içinde bir de daha önde olmak için dünyada başkalarının yapmadığı işleri yapmaya çalışıyoruz. Bunu da düşünüp hayata geçirmek mutlaka ar-ge'den geçiyor. Ar-ge personelimiz 50 civarında. Bu sayı hedefimiz için çok az. Bundan 10 sene önce ar-ge'ye gereken önemi vermiyorduk. Artık Türkiye'de bunun önemini anlamayan firma neredeyse kalmadı. Tabiki bu bir imkan, zaman ve süreç meselesi.

tchayat: Sizin geliştirdiğiniz makina, teknoloji ya da yeni bir üretim süreci var mı?

Hüseyin Durmaz: Evet var. 7-8 civarında patentimiz var. Bu bir yoldur, zaman içinde sayı yükselecektir. Ürettiğimiz makinaların genellikle üzerinde patentlerimiz var.

tchayat: Dünyadaki rakiplerinizin en küçüğü kaç yaşında?

durmazlar3Hüseyin Durmaz: Dünyadaki rakiplerimiz bizden daha yaşlı. Tabi onların 2-2,5 milyar cirolara ulaşmaları 100 senelik bir geçmişe dayanıyor. Biz bu süreci kısaltmaya çalışıyoruz. Aradaki mesafeyi kapatmak için hem çok çalışmak hem de akıllı olmak zorundayız. Bu yüzden ar-ge ile ilgili yatırımlardan kaçmıyoruz. Devlet de bu konuda bazı teşvikler veriyor. Dönem dönem esnafımız faydalanmaya çalışıyor. İmalatçı imalat yaparken prosedürlerle fazla uğraşamıyor. Ama belli bir zaman sonra, insanlar bu işe yetenekli arkadaşlar ayıracaklar, devletle ve üniversitelerle daha fazla çalışma gayretinde olacaklardır. Neden biz kendi uydumuzu, uçağımızı kendimiz yapmayalım.

tchayat: Ağır sanayiyi biz mi yapamıyoruz yoksa dış güçler mi böyle olmasını istiyor?

Hüseyin Durmaz: Şartlar değişti ve ağır sanayi Türkiye'ye kayıyor. Avrupa'da meslek okullarında tornacı, tesviyeci, kaynakçı öğrenci yok. Çalışan kesim, bilgi teknolojileri, iletişim, hizmet endüstrisi, elektronik sanayii alanlarına kayıyor. Artık herkesin elinde bir kredi kartı var, bakkaldan ekmeğini kredi kartıyla alabiliyor. Ancak uydu bizim elimizde olmadığı için yarın şarteri kapatabilirler. Bunun için teknolojiye yatırım olmalı.

tchayat: Türkiye'de ve dünyada makina sektörünün genel durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hüseyin Durmaz: ABD makina endüstrisine geçtiğimiz 20 sene içinde yatırım yapmadı. Bütün ürettiği teknolojiyi yurt dışından makina ithal ederek yapar hale geldi. Uçağın, uydunun bir parçasını gitti Almanya'dan, Japonya'dan aldı. Bu sefer teknoloji Almanlar'ın, Japonlar'ın eline geçmeye başladı. Sonra bu durumun farkına vardılar. Son 5 yıldır ABD'de makina üretim sanayiine müthiş teşvik geldi. Çünkü teknolojiler yabancı ülkelerin eline geçmeye başladı. Dünyadaki makina sanayinin 2005 senesinde 700 milyar dolar civarında olduğunu sanıyorum. Bugün 1 trilyon dolar civarında bir makina üretimi ve tüketimi var. Almanya'nın 1903'te makina üretimi 500 milyon marktı. Onun için aradaki farkı kapatmada bizim ısrar etmemiz gerekli. Türkiye'deki makina sanayi artık ihracata endekslendi. Bugün dünyanın birçok ülkesinde Türkiye'den giden makina alet ve edevatını görebiliyoruz. Yurtdışına çıkan arkadaşlarım, gittikleri yerlerde çelik konstruksiyon inşaatlarında ya da endüstriyel mutfak ekipmanları üreten imalatçıda bizim makinamızı gördüklerini söylüyorlar. 1980'lerden sonra rahmetli Özal'ın birçok getirileri oldu. Çok çalışan insanın çok hatası olabilir ama Özal'ın doğrularından birisi bizim insanımızın gözünü açmasıydı. Bugün THY uçaklarında yer bulamıyoruz, 15-20 gün önce yer ayırtıyoruz. Hepimiz her yere gidiyoruz. Geçen sayınızda Almanya'da röportaj yapmışsınız. Düne kadar Almanya'ya gidemiyorduk. Bizim endüstrimize benzer birçok sektörde (tekstil, otomotiv, turizm, makina imalat sanayi) insanoğlu dünyanın her yerine gidip gördü ve gördüklerini Türkiye'ye getirdi. Özdilek ile eski fabrikamız yan yanaydı. Rahmetli babamla Özdilek'e alışverişe gittik. Küçücük plastik kutularda meyveli yoğurt getirmişler. Babam, “oğlum bu da Türkiye'ye gelir mi” diye sordu. Ben de “biz yıllarca yoğurt üretmişiz ama bir katma değer yaratıp içine iki tane kayısı parçası atamamışız” dedim. Bugün Sütaş, Eker hepsi bunu yapıyor. Edirne'de yabancı ortaklı kek fabrikası kuruldu. Önce kek ithal edilmeye başlandı, ardından o firma fabrika ile ortaklığa gitti. Şimdi Türkiye'de ürettiği ürünü dünyanın her yerine satıyor. Böyle olunca Türkiye'nin makina sanayi bugün dünyanın her yerinde var. Bütün arkadaşlarımız fuarlarda, yılda yaklaşık 80 fuara katılıyoruz. Yaklaşık 120 ülkeye ihracat yapıyoruz. Mal satmadığımız ülkeler arasında mesela Japonya var. Japonlar çok tutucular. Kalite, fiyat uygun olsa bile almıyorlar. Küçücük ülkede, 170 milyon insan, çok çalışkanlar ve dünyanın ikinci büyüğü durumundalar. Başarıya bakın. İnsanlar bir işletmeye giriyor ve buradan emekli oluyorlar. Almanlar da böyle, bir işe girip oradan emekli oluyorlar. İşlerin daha kalıcı olması lazım. Ömrünüzce aynı işi yaptığınızı düşünün, profesyonelleşiyorsunuz.

tchayat: Türkiye'nin dünkü ve bugünkü durumuna baktığımızda gelecekte makina sektörünü sizin gözünüzde ne bekliyor?

Hüseyin Durmaz: Hem umutlu hem de umutsuzum. Kimse yerinde durmuyor. Aradaki açığı kapatmak için, gelişmiş ülkede %10 bir büyüme varsa, bizim %20 büyümemiz lazım. Büyümenin yetersizliğinde bilgi ve sermaye eksikliğimiz var. Bursa’da yeni fabrika kurmak için ne arsa ne de altyapı var. Bugün Avrupa'da eğer ki siz başarınızı kanıtlamış bir sanayiciyseniz, belediyeye gidiyorsunuz, ben bu bölgede fabrika kurmak istiyorum, şu sayıda kişi çalıştırmak istiyorum diyorsunuz, 3 euro arsanın m2' si. 100 metre koşmak için bir zaman gerekli, 7 saniye gerekliyse bunu 5 saniyede yapamıyorsunuz. 10 saniyede koşarsanız da geç kalıyorsunuz. Biz 5 saniyede nasıl koşabiliriz ona bakmak lazım. Kapanacak inşallah bu fark. Ara girdilerin de Türkiye'de imalatı yapılması gerekiyor. İthal de edebilirsiniz ama ülkemizdeki üretim de özendirilmeli. Çok iyi bir inceleme yapıp muhtelif dönemlerde muhtelif sektörleri kalkındırmak gerekiyor. Bizim dünyada bilinen markamız yok. İlk 500'e giren üniversitelerimiz yok. Memleketimizin ortalama eğitim seviyesi ilkokul 4. Belli bir müddet acaba eğitimi mi desteklemek gerek diye düşünüyorum. Memleketin belirli sıkıntıları var. Bırakın Türkiye'yi dünyadaki hangi gelişme sanayiciyi motive ediyor ki yatırımlar devam etsin. Bir yola çıkmışsınız kelle koltukta gidiyorsunuz. Politikacılarımız, sendikacılarımız, sanayicilerimiz önceliğimiz nedir diye belirlemeli, devlet politikası haline getirilmeli ve sektör sektör değerlendirilmelidir. Devlet fikirlerimizi ve önerilerimizi değerlendiriyor ve soruyor , ifadelerimiz kabul görüyor. Bundan çok memnun oluyoruz ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Sayın Abdullah Gül buraya geldiği zaman, bizim sanayimiz ağır, teknoparkı buraya taşıyalım dedik, kabul gördük.

tchayat: Yurt dışı piyasalarda hem sektöre hem de Türkiye'ye özgü sizin gördüğünüz zorluklar nelerdir?

Hüseyin Durmaz: Bugün yurt dışında bir firma alsak kimi göndericez diye düşünüyoruz. Çok iyi derecede İngilizce ve Almanca bilmeli, mühendis kökenli olmalı, işletme eğitimi almış olmalı, oradaki kanunları çok çabuk bilip kavramalı, çok nitelikli olmalı. Yurt dışında Asya'da, Güney Amerika'da, Avrupa'da yatırım yapmak istiyoruz, aşırı nitelikli eleman sıkıntımız var. Buradakileri oralara göndersek burayı kim idare edecek. Meksika'da gönderdiğimiz bazı makinalardan vergi alınıyor, alınmasa daha çok makina gönderebiliriz. Biz fuara giderken 100 ton makina götürüyoruz. Çok paralara mal oluyor. Dolayısıyla KOBİ'lerimiz gidemiyorlar. Sermaye yetersiz kalıyor. Devlet olarak bu masrafların karşılanması gerekli. KOBİ'lere daha farklı destek vermek lazım ki yarın büyüsünler. Türkiye'de 100 tane daha Sabancı ya da Koç Holding olsa kötü mü olur.

tchayat: Yerli üreticiler yabancı ortaklarla işbirliği yapıyorlar. Bunu nasıl görüyorsunuz?

Hüseyin Durmaz: Bu birleşmelerle ilgili olumlu ve olumsuz düşünceleri olanlar var. Türkiye'de imalata yönelik yabancı yatırım ne kadar çok olursa Türkiye'ye yönelik politik düşünceler o kadar pozitifleşir. Bir Bosch'u düşünün, Türkiye'nin ekonomisinin bozulmasını ister mi? Türkiye'nin daha yakın bir ortağı olur. Bazı sektörler hariç sorun yok diye düşünüyorum.

tchayat: Durmazlar Makina değişik yatırımlar yapmayı düşünüyor mu?

Hüseyin Durmaz: Ana hedefimiz makina sektörü. Amaç burada güçlü olmak. Onun parelelinde belki ufak tefek işler olabilir.