Izzet Keribar ile Söyleşi

tchayat tarafından yazıldı. Aktif .

 

keribar2

Fotoğrafçılık size birşeyi mükemmel hale getirmeniz için çaba sarfettiriyor.  Zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen ve iyi bir eğitim almış olan Izzet Keribar yedi dil konuşabiliyor.
(Türkçe, Ingilizce, Fransızca, Almanca, Italyanca, Ispanyolca ve Rumca). 1953 yılında fotoğrafçılığa başlamış olan Keribar, 1980 yılını fotoğrafçılığa ikinci doğuşu olarak belirtiyor.
 
Uluslararası Fotoğraf Federasyonu tarafından 1985 yılında A.Fiap (Sanatçı), 1988 yılında da E.Fiap (Ekselans) ünvanları ile onurlandırılan sanatçı, 1982 yılından beri yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda fotoğraf sergisi ve dia gösterisi gerçekleştirmekte, IFSAK onur üyesi olarak Ifsak'ta fotoğraf kurslarına eğitim vermektedir.

keribar5

Tchayat, Sayın Izzet Keribar ile bir söyleşi yaptı ve fotoğrafçılık hakkında merak edilen soruları kendisine yöneltti. Bu güzel röportaj imkanını sağladığı ve verdiği önemli bilgiler için çok teşekkür ediyoruz.
 
tchayat: Hayata vizörden bakmak nasıl bir duygu ve size neler kazandırıyor?
 
Izzet Keribar: Hayata vizörden bakmak beni heyecanlandırıyor. Ben yalnız kendi istediğimi değil, müşterilerimin istedikleri şeyleri de çekiyorum. Bu birgün bir hastane ya da bir fotoğrafçının koleksiyonları olabilir. Her fotoğraf çekişimde imtihana girmiş gibi hissediyorum. Heyecan yaratan olay acaba daha iyisini yapabilir miyim endişesi. Fotoğraflarımın beğenilmediği olmuştur ancak bu durumu çok sık yaşamadım. Seyahate gittiğimizde herkes tarihi mekanlar hakkında daha kapsamlı bilgi almak için rehber alsak mı diyor. Bir fotoğrafçının rehberi dinleyecek kadar vakti olamaz. Rehberin evimde kitabını alır, okurum. Dünyaya vizörden bakarken transa girmiş durumdayım. Kalp atışlarım, yürüyüşüm, herşeyim değişiyor. Çok daha hassas ya da gergin olabiliyorsunuz. Fotoğrafı yaşamanız için onu hissetmeniz gerekir. Akşam yatmadan önce iyi ki yarın fotoğraf çekeceğim diyorum. Inşallah sağlığım müsade eder ve bunu birkaç sene daha sürdürebilirim.
 

keribar6

tchayat: Fotoğrafın hayatınızdaki yeri nedir?
 
Izzet Keribar: Ben doğuştan sanata yöneliğim. Bütün hayatım boyunca ticaret yaptım, hiçbir zaman tüccar olamadım. Belki antikacı, tarihçi ya da mimar olabilirdim ama tüccarlık için yaratılmamışım. Fotoğrafçılık size birşeyi mükemmel hale getirmeniz için çaba sarfettiriyor. Devamlı olarak özveri, sevgi ve yetenekleriniz birleşince bir aşama kaydedebilirsiniz. Fotoğraf işte burda bir hayat boyunca daima daha iyiyi üretmenin yollarını öğretiyor bize. Fotoğrafa ilk başladığım günden beri birşey farkettim. Fotoğraf çekerek insanların sevgisini kazanabiliyorsunuz. Askerlik dönemimde ben subaydım. Benden çok daha kıdemli kişiler bu çocuk çok iyi fotoğraf çekiyor, niye biz çekemiyoruz gibi sorular yöneltirlerdi ve sonunda bir dostluk oluşurdu. Bu yalnız askerlik için değil, hayatın her aşamasında geçerli. Fotoğrafçılık size birçok kapı açıyor. Farklı çevrelerden dostlar ediniyorsunuz. Insanların sempatisini kazanabilmek çok önemli.

keribar4

tchayat: Iyi bir fotoğraf çekmek için temel şartlar nelerdir?
 
Izzet Keribar: Iyi bir fotoğraf çekmek için fotoğrafa çıkmak lazım. Otobüste giderken camdan fotoğraf çekmeyeceksiniz mesela. Herkes fotoğraf çekiyor. Ciddiyet, fotoğrafçıyla fotoğrafçı olmayan arasındaki gerçek farktır. Deneyimli bir beyin belli bir süre sonra sizi yönlendiriyor. Ne zaman fotoğraf olup olmadığını anlayabiliyorum. Bu sabah bir Sinagog çekimi vardı. Ben bugün burada farklı olarak ne yapabilirim diye düşünmeye başladım. Belli bir zaman oturup düşünmek gerekiyor. 10 dakika oturacaksınız, bu zaman boşa geçmiyor, herşeyi görüyor ve sentez yapıyorsunuz. Şartların oluşmasını bekliyor, farklı açılar ve beklenmedik şeyler görebiliyorsunuz. Ben bu sefer de dışarıdan çekeceğim dedim. Dışarısı karanlık olacak, içeriden bir ışık bana gel diyecek. Içi ışıl ışıl yani içeriye girişe davet gibi. Kompozisyonu düşünüp o şekilde yaklaşmak lazım. Mesela Cem Boyner'in sergisinde Kozmopolitan dergisi için fotoğraf çekmemi istediler. Ünlü insanların portreleri nasıl çekilmiş diye kitaplar karıştırdım ve çok ünlü fotoğrafçıların ışığı nasıl kullandıklarına dair notlar aldım. Ertesi gün notlardan oraya acaba ben bu ışık durumlarını nasıl uydurabilirim diye düşündüm. Bu bir kopya değil, başka sanatçılardan esinleniyoruz. Belki benden de birgün esinlenebilirler. Bu silsile böyle devam eder.

keribar1

tchayat: Dijital fotoğrafçılığı nasıl görüyorsunuz?
 
Izzet Keribar: Dijital fotoğrafçılık da o kadar önemli bir değişiklik oldu ki; belki biraz abartılı gibi gelecek size ama nasıl asırlar boyu ressamlar resim yaptı ve birdenbire fotoğrafçılar ortaya çıktı. 1800-1840'larda "bu ne işimizden mi olacağız" dedi ressamlar, kimi ciddiye aldı kimi almadı ancak birdenbire yeni bir branş doğdu; fotoğrafçılık. Işte dijital makinalar da devrim yarattı. 90'lardan sonra böyle birşey olacağı bekleniyordu ancak daha çok zaman alır dendi. 1960-70'lerden 90'lara kadar 30 sene içinde fotoğraf makinaları değişti, zoomlar oldu, objektifler daha kaliteli hale geldi, enfes makinalar, flashların hızı bunlar çok iyi oldu ama birden bire bu kadar hızlı bir devrim beklenmiyordu. Bu işe giriştiğimiz için çok memnunum ve çok daha ciddi sonuçlar verebiliyoruz. Tüm müşterilerimiz çok memnun. Nostaljik olarak eski makinalara devam ediyorum ben. Anadolu seyahatlerimde mutlaka diğer makinamı kullanıyorum, bir de burada bahsi geçmeyen büyük format makinalar var. Bu sene çok büyük bir patlama oldu o dialarda. Gördüğünüz Turkcell için çekilen fotoğrafların %90'ı bana ait.

keribar3

tchayat: Iş hayatının içinden gelen bir insansınız. Iş adamlarına neler tavsiye edersiniz? Fotoğrafçılığa başlarken neler yapmaları gerekir?
 
Izzet Keribar: Birçok şey önerebilirim. Yaptığın işi sevmek, yaptığın işe saygı göstermek gerekir. Maymun iştahlı olmak çok kötü birşey. Ben bu 30 seneden beri süper fotoğrafçılar gördüm. Birdenbire yok oldular, fotoğrafçılıktan terk edecek kadar nefret ediyorlar ansızın. Ben tam tersini düşünüyorum. Bütün başarısızlıkları aslında ileride gelecek başarıların temeli olarak görmek lazım. Sizin bir başarısızlığınız bir dersttir. Onu ders olarak algılarsanız, ilerideki işlerde başarısız olmadığınızı görürsünüz. Bunu yapmak için belirli bir olgunluk seviyesine ulaşmanız lazım. Ben bugünkü dünyada herhangi bir alanda boy gösterebilmenin kısa vadede olmayacağına inanmak gerektiğini düşünüyorum. Rekabet çok fazla, sabırlı olmak lazım. Başkalarının başarısını hazmetmek de tecrübe meselesi. Fotoğrafçılıkta dikkat ediyorum, bazen tatsız şeyler, çekememezlikler olabiliyor. Bu tür kavgalardan uzak kalmak lazım. Fotoğrafçılık çok güzel yaklaşma imkanı veriyor size. Çünkü fotoğraf çekerken o heyecanı başka kişilerle paylaşıyorsunuz. Fotoğraflarınız ödül kazandığında bu inanılmaz bir mutluluk yaratıyor ve isminiz duyulmaya başlıyor.

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_MORE_ARTICLES