Блог http://webekm.com/ и още нещо.

Kültür mirasımız ve avrupa birliği

Mithat Kırayoğlu tarafından yazıldı. Aktif .

II. Dünya Savaşı uluslar arası bir ekonomik paylaşım savaşıydı. Savaştan ağır kayıplar ve büyük acılarla çıkan Avrupa ulusları, bir daha savaş olmasın diye ekonomik alanlarda işbirliği ve ortak tavır geliştirmeye karar verdiler. Avrupa Kömür-Çelik Birliği, gelişerek Ortak Pazar oldu; Avrupa Ekonomik Topluluğu oldu.
Bu birlik küreselleşen dünyanın yeni üretim fonksiyonlarına da uygun düştüğü için, savaş yaraları hızla sarıldı; Avrupa'nın ekonomik kalkınması sağlandı. Bu verimli işbirliği sürecinde, ekonomik birlik olma yolunda atılan adımlar, siyasi birlik olma ütopyasını geliştirdi. Özellikle Helsinki ve Kopenhag zirvelerinde, Avrupa ulusları, bir ekonomik topluluktan bir siyasi birliğe dönüşme hedefinin ideolojik temellerini atttılar. Bu hamlenin önderleri Avrupalı solculardı. Böylece, yeni adıyla Avrupa Birliği, müktesebatını sürekli geliştiren güçlü bir ekonomik birlik olduğu kadar, dünya siyasetinin yeni değerlerini öneren etkili bir siyasi aktör haline geldi; ve genişleme kararı aldı. 1963 yılında başlayan Türkiye-AB ilişkilerinde, Türkiye için AB kapılarını yeniden aralayan faktör işte bu gelişmedir. Dolayısıyla AB, siyasi bir güç olma yolundaki tereddütlerini bir tarafa bırakıp, hedeflerine doğru kararlı bir şekilde ilerlerse, Türkiye'nin AB'ye girme süreci kolaylaşacak, süresi kısalacaktır.
 
Çünkü, güçlü bir Avrupa'nın, stratejik olasılıklar ve güvenlik açısından genç ve dinamik Türkiye'ye ihtiyacı vardır. Ne var ki, bazı düşünürler Türkiye ile AB arasında kan uyuşmazlığı olduğunu, aslında bir Hıristiyan kulübü olan AB'nin Müslüman Türkiye'yi içine almayacağını söylüyorlar. Buna karşı geliştirilen ABD referanslı tez ise, uygarlıklar çatışması yerine uygarlıklar buluşmasını gerçekleştirmenin bir işareti olarak ılımlı Islam ülkesi Türkiye'nin AB'ye girmesi gerektiğini savunuyor. Bu iki tez de yanlıştır. Konu, Hıristiyan-Müslüman muhabbetinin çok ötesinde bir uygarlık ve demokrasi kültürünün geliştirilmesi iddiasıdır.
 
AB ulusları, Helsinki Zirvesi'nde siyasi birliğin temellerini atarken, savaşların sebebi olarak, ekonomik paylaşım kadar etnik ve dinsel ayrımcılığın da etkili olduğunu tespit ettiler. Faşizmin ve fundamentalizmin önünü kesmek için Avrupa coğrafyasındaki tüm ulus kültürlerini Ortak Kültür Mirası olarak ilan ettiler.
 
1975 yılında, Avrupa Konseyi öncülüğünde,
"Geçmişimiz Için Bir Gelecek" sloganı ile başlatılan "Avrupa Bir Ortak Miras" kampanyası:
"Karşılıklı saygı ve anlayışa, diyalog, demokrasi ve barışa dayalı Avrupa'yı oluşturmak için
"Kültürel, doğal ve tarihi miras bilincinin yükseltilmesi
"Kültürel çeşitliliğe saygı çerçevesinde ülkeler arası işbirliğinin geliştirilmesi projelerini sürekli gündemde tuttu.
 
Bu yaklaşım Avrupa Birliği'nin siyasi birlik olma sürecinin ideolojik altyapısıdır. Buna göre Avrupa, kültürel zenginliğini, kültürel çeşitlilikten almaktadır. Etnik ve dinsel kültürlerin birbirlerine egemen olma, birbirlerini yok etme yerine, farklılıkları koruma ve ortak miras olarak kabullenme anlayışı tercih edilmektedir. Avrupalı muhafazakar partilerin bu yeni demokrasi anlayışını hazmetmeleri kolay olmuyor. Bu nedenle, Avrupa'da yaşayan ve yapısal olarak sağ eğilimli vatandaşlarımız, kendilerine sevgi ve hoşgörü ile yaklaşan, ayrımcılık yapmayan sol partileri destekliyor. Bu bir sosyolojik olaydır.
 
1963 yılında, Ankara Antlaşması'nı imzalarken, sevgili Ismet Inönü, "Bu, Türkiye'nin en büyük uygarlık projesidir" demişti.
 
Barış hakkı, gelişme hakkı, kültür hakkı, çevre hakkı 3. kuşak insan hakları olarak kabul edilmiştir. Farklılıklarının ve zenginliklerinin bilincinde olan bir Türkiye, medeniyetler beşiği Anadolu'da yerleşmiş büyük kültür mirasını bu günlere ve geleceğe taşımanın onuruyla AB sürecinde güvenle ilerlemelidir. Bu uzun yol, aynı zamanda ülkemizin barış yoludur, demokrasi yoludur.

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_MORE_ARTICLES

Bookmaker bet365 The best odds.

Full premium BIG Theme for CMS