Блог http://webekm.com/ и още нещо.

Vergi Kanunları

Ömer Kalın tarafından yazıldı. Aktif .

Değişen vergi kanunları ve yine değişmeyenler
 
5520 sayılı KURUMLAR VERGISI KANUNU 1.1.2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayım tarihi olan 21.06.2006 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. Ancak söz konusu kanunun iştirak ve taşınmazların satışından doğan kazançlara ilişkin istisna hükmü olan 5'inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi 21.06.2006 tarihinden itibaren   "Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı" başlıklı 13. ve "Muafiyet, istisna ve indirimlerin sınırı" konulu 35. maddesi 1.1.2007 tarihinden itibaren geçerli olacaktır.
 
Diğer taraftan yine 6.1.1961 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren ve 46 yıldır ağırlaşan hantallaşan ve günümüz şartlarına yeterli gelmeyen 193 sayılı GELIR VERGISI KANUNU'nun yerini alacak olan yeni Gelir Vergisi Kanunu tasarı aşamasında yayınlanacağı günü beklemektedir.
 
Bu sayfamızda yenilenen bu kanunların detaylarını anlatmak elbetteki mümkün değil. Ama hem kurumlar vergisi hem de gelir vergisindeki ortak temel yeniliklerden ve amaçlardan bahsetmek mümkün olabilir.
 
KAYIT DIŞI EKONOMI. Evet ortak özellikler ve hedeflenen, kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almak veya en aza indirmek. Şu an yüzde altmış seviyelerinde olan kayıt dışılık maalesef mevcut kanunların sonucu oluşmuştur. Hiç kimse memnun değil. Hükümeti yönetenler yönetilen vatandaşlar, esnaf, sanayici, tüccar kısacası bu tablodan hiç kimse memnun değil. Çünkü Kayıt dışılık aynı işi yapan kişilerin haksız rekabete maruz kalmalarına, dolayısı ile gelir dağılımının bozulmasına, vergilemede adaletin yok olmasına sebep olmaktadır. Kayıt dışılık istatistiklerin ve sonucunda hazırlanan tabloların yanıltıcı olmasına yanlış veriler dikkate alınarak alınan tedbirlerin de başarısızlığına sebep olmaktadır.
 
Kurumlar vergisinin yüzde otuzdan yüzde yirmiye indirilmesi ve gelir vergisi oranlarında yapılan iyileştirmelerin kısmen kayıt dışılığın azalmasında etkili olacağı kanaatindeyiz. Ancak sadece vergi oranlarındaki indirim tek başına bir şey ifade etmiyor. Eğer geçekten bu ülkede kayıt dışı sona erdirilecekse; girdi maliyetlerinin; ssk, elektrik, ulaşım, iletişim, doğalgaz gibi üretim maliyetlerini direkt etkileyen maliyetlerin de makul seviyelere çekilmesi gerekiyor. Bununla birlikte nihai tüketicinin tüketim maliyetlerinin de düşürülmesi gerekiyor. Gelişmiş ülkeler ile karşılaştırma yapılırsa kişi başına düşen gelir seviyemiz dört bin dolar iken bir kilo ete ödediğimiz ücret on iki dolar ama kişi başına gelir seviyesi kırk bin dolar olan bir başka ülke aynı etin kilosunu üç veya dört dolardan satın alabiliyor bu örnek temel gıda maddelerinin tamamı için aynı sayılır. Bir başka örnek, yine dört bin dolarlık kişi başı geliri olan ülkemizde benzinin litresi iki lira yetmişbeş kuruş iken, yine bizden on kat daha fazla geliri olan bir ülkenin benzinin litresine ödediği ücret bizim ödediğimiz ücretin üçte biri veya dörtte biri kadar. Burada anlatmak istediğimiz ülke olarak gelirimiz, yani satın alma gücümüz ile satın alma gücünün harcamaları karşılama oranının çok çarpışık ve dengesiz olması. Bu sadece bizim ülkemizde böyle. Diğer ülkelerde ise böyle bir durumla karşılaşmak çok zor.
 
Böylesine zengin ve bol kaynakları olan bir ülkenin vatandaşı olarak sıkıntılı ve zor şartlarda çalışmamıza rağmen kaynaklara kıt kanaat ulaştığımızı ve gerçek değerlerinden çok fazla bedel ödediğimizi düşünüyoruz. Ülke olarak daha fazlasına ve daha kalitesine çok daha ucuza sahip olabilmemiz gerektiğine inanıyoruz.
 
Yukarıdaki dengesizlik giderilmediği müddetçe kayıt dışı ekonomi hep olacaktır. Çıkarılacak kanunlar asla yeterli olmayacaktır. Bu hükümetin asli vazifesi olmalıdır. Bu yönde çalışmalar ve iyileştirmeler yapmalıdır. Bunları yapabilmek için bize göre en önemli faktör devletin küçülmesidir. Devlet küçülmedikçe giderlerini azaltmadıkça, yapılan israflara son vermedikçe, Anadolu yukarıdaki çarpıklığa rağmen üretirken, katma değer oluştururken, vergi öderken, Ankara'nın ihtişamlı saltanatı, savurganlığı ve israfı devam ettikçe, çıkarılan kanunların kayıt dışılığı önlemede başarılı olacağını düşünmüyoruz.
Kısacası devlet, bu dengeyi sadece toplayacağı vergileri artırarak sağlamayı düşünüyor. Çıkarılan Kurumlar Vergisi ve tasarı halindeki Yeni Gelir Vergisi’nin amacı bu. Vergiyi daha geniş tabana yaymak, kayıt dışılığı azaltarak vergi artışını sağlamak. Bizim beklediğimiz devletin küçülmesinden devlet harcamalarının azaltılmasından bahseden ise hiç kimse yok. Devlet çareyi hep başka bir yerlerde aramamalı hep almayı düşünmemeli biraz da dönüp kendine bakmalı, halkının güvenini tekrar kazanmak için yapabileceği çok şeyler olduğunu mutlaka görecektir.
 
Kalkınma politikalarında devlet ile millet el ele veremedikçe, milletin devletine güveni sağlanmadıkça devletin başarılı olması beklenilemez. Devlete vergi verenler vergilerini ödeyerek zaman zaman vergi affı, matrah artırımı adı altında ödemesi gereken verginin dışında gönüllü olarak bu ülke için katrilyonlarca vergi ödendiğine hepimiz şahit olduk. Hatta mevcut hükümetin çıkardığı son vergi taksitlendirmesi uygulaması sonucu toplanan rakamların beklenenin çok üzerinde olduğu Maliye Bakanımızın övünerek açıklamaları da bunun ispatıdır. Bizler bunu yine yapabiliriz ve her zaman hazırız. Ama sadece bizim ödememizle bu işin hallolacağını düşünmüyoruz. Sıranın devlette olduğuna inanıyoruz. Küçülmesini, harcamalarını azaltmasını, israfa son vermesini, gelir dağılımını düzeltmesini, adil bir vergi politikası oluşturmasını ve bunu milletine göstermesini ümit ediyoruz.

Bookmaker bet365 The best odds.

Full premium BIG Theme for CMS