Блог http://webekm.com/ и още нещо.

Safranbolu

tchayat tarafından yazıldı. Aktif .

img643

Bir kente bakarken, bize çok yönlü ve çok zamanlı duyguları aşılayan güç nedir? Bir hayatı ifade edebilmek için, genellikle evlere, sokaklara ve bunların içinde yeşermiş ilişkilere ihtiyaç duyarız.

Bu bazen anılarla kuşatılmış, yıpranmasına izin verilmeyen soylu bir "geçmiş", bazen de bir ipekböceği sabrıyla kozası örülen, daha güzel bir "gelecek"in umudu olabilir. Ama eninde sonunda aradığımız, kendimizi ve tarihimizi ifade etmek için tutunmak ihtiyacı duyduğumuz bir kenttir. Bir doğum noktası, bir serüven arkadaşıdır, kentlerimiz..

Safranbolu gibi kentler ise, kendi hemşehrisinin dışında, hemen herkesin ortaklık kurmak, paylaşmak istediği zenginliklerin toplamına sahiptir.Uzun insanlık tarihinde, Anadolu coğrafyasında özenle yaratılmış değerlerin, uygarlık birikimlerinin süzülerek geldiği bir "anıt kent”tir Safranbolu. Hepimizin ortak bir ilgi ile ona tutunması, kültürel kimliğimizin doğru tanımlanması için kaçınılmazdır.

 

Safranbolu dün kadar geleceğimizi de açıklayan, bugünümüzü aydınlatan kanıtlarla doludur. Safranbolu'yu anlamak, belki günümüzün hızlı dünyası içinde, anlamını yitirdiğimiz "kent ve insan" ilişkisini yeniden yorumlama şansını da verecektir.Kent tasarımı yerleşimlerin düzenlenmesiyle ilgilenirken, mimarlık belli sayıda insan için üretilen tekil yapıları konu alır. Yine kent tasarımı, yapılar arasında büyük ve açık dış mekanlar ararken; mimarlık, insan eylemlerinin geçeceği kapalı iç mekanlar yaratmaya yönelir. Ama, hem kent tasarımının hem de mimarlığın başlangıcında, "yapay fiziksel çevrenin düzenlenmesi bilinci" vardır. Modern kentlerde bugün gelinen nokta, belki yapı ölçeğinde değil ama, kent tasarımı ölçeğinde çözümsüzlüğü yansıtır.Yeni bir başlangıç bulmak için geçmişe yönelik heyecan verici çabalar, Safranbolu gibi, geleneksel mimarlık mirasımıza, yerleşme kültürümüzün kaynaklarına yaklaştıkça, gürleyen bir ses duyulmaktadır artık.

 

"Kentler, insanlar içindir."

 

Safranbolu sadece bir yerleşme merkezi olarak algılanamaz. Kentten yansıyan, doğa-insan ilişkisinin büyüleyici sonuçlarıdır. Yaşam, doğa ile uyum içinde gelişir. Mimarinin ihtiyaç, malzeme ve bilgi üçgeninde yarattığı çözümler, bireylerin fizik çevrelerinde yarattıkları "insani katılımları" belgeler. Bu nedenle, Safranbolu'ya hangi tepeden bakılsa, farklı bir manzarayla karşılaşılır. Sanki birden çok Safranbolu vardır. Herkes ayrı bir Safranbolu yaratmak için uğraş vermiş gibidir.

 

Bir su kıvraklığı ile akan bir sokak, köşe dönüşüne yakıştırılan bir pahlama, ansızın elinize dökülen bir çeşme ya da "eli böğründe" çıkmalarıyla sizi koruyan bir ev... Hepsi yaşamı sıcak ve soylu kılan birlikteliğe uzanır. Safranbolu gibi bir kenti anlamlı kılan da, evden sokağa, sokaktan mahalleye, mahalleden meydana ve şehre uzanan bir "hemşehri" akrabalığıdır. Yaratma ve yaşama ortaklığıdır. Safranbolu, aynı zamanda, aile yaşamının tercihlerine göre tasarlanmış evlerin, toplumsal yaşamın tercihlerine göre düzenlendiği sokak ve mahallelere dönüştüğü "akıllı kent" örneğidir.

 

Bu kentin kimliği, insanlarının geçmişini, kültürünü, üretimini, din ve geleneklerini, kısacası, yaşama biçimini de yansıtır. Ama öncelikle Safranbolu'nun kendi öz geçmişine bakmakta yarar var. Safranbolu, coğrafya ve tarihle bütünleşen ve insanıyla zenginleşen bir kimliktir.

 

Safranbolu, kuzeybatıdan doğuya doğru 1200-1544 metre arasında değişen bir yükseltiyle çevrelenmiş, eteklerin ve vadilerin arasına kurulmuş bir yerleşimdir. Anadolu'da yer yer görülen "yamaç yerleşimler"in güzel örneklerinden biri olan Safranbolu'yu benzer gelişimlere tanık olan diğer kentlerden ayıran özellik, onun hâlâ Anadolu- Osmanlı kültürünü bir bütün olarak yaşatan önemli bir örnek kent olmasından kaynaklanır.

img63

 

Bu önemli kentimiz adını, "safran" (Crocs Savitus) denilen ve bugün geçmişe oranla daha dar bir alanda tarımı yapılan bitkiden alır. Safran, geleneksel boya işlemlerinde sarı rengin kaynağı olarak kullanılır. Kendi ağırlığından binlerce kat fazla suyu boyama özelliğine sahip olan bu bitki, sentetik boyaların kullanıma girmesiyle eski önemini yitirmiştir.

 

Safranbolu, ayakta dik durabilen insanoğlunun Anadolu topraklarında yerleşimler oluşturmaya başladığı ilk günlerden itibaren iskan edilmiştir denebilir. Tarihsel veriler, zaman içinde bu topraklarda, Gaslar, Hititler, Dorlar, Paphlagonlar, Kimerler, Galatyalılar, Bitinyalılar ve Romalılar gibi kavimlerin yaşadıklarını ve önemli izler bıraktıklarını gösteriyor. Bu kültürel süreklilik günümüze, bir karmaşa olarak değil bir bütünlük olarak ulaşır. Bu kültürlerden kalma pek çok veri, yöre insanı tarafından hâlâ korunur ve yaşatılır. Safranbolu'yu günümüz ve gelecek için çok önemli kılan gelişmeler Türklerle başlar. Osmanlı egemenliğine 15. yüzyıl başlarında Yıldırım Beyazıt döneminde geçen Safranbolu'da daha önce, Çobanoğulları ve Çandaroğulları gibi Kuzeybatı Karadeniz'de önemli beylikler kuran Türk boyları egemen olur.

 

Safranbolu'nun, 5 bin yılın ötesine uzanan tarihinde, ticaretin çok önemli bir yeri vardır. 13'üncü yüzyıldan itibaren, Asya-Avrupa ticaretini Karadeniz'e bağlayan Gerede-Sinop kervan yolu üzerinde önemli bir merkez olan Safranbolu, bu özelliğin gerektirdiği mekansal örgütlenmelere de sahiptir. Geleneksel kent dokusu, topografik özelliklerine bağlı olarak, Çarşı (Çukur), Kıranköy, Bağlar olarak üç bölümde ele alınabilir.

 

"Çarşı" diye de anılan şehir merkezi, iki derenin birleştiği üçgende yer alır. Resmi binalar, cami, okullar, ticaret hanları, arasta, el sanatları ve alışveriş birimleri hep buradadır. Yüzyıllardır, alın teri ve el emeğinin ürüne dönüştüğü, ürünlerin birbiriyle yer değiştirdiği Safranbolu Çarşısı, bütün yorgunluğuna karşın, geleneksel üretimin ayakta kalabilen örneklerini hâlâ yaşatmaya davam ettirir. Görgülü ve bilgili usta eller sanki hiçbir şey değişmemiş gibi sabır ve kanaat dolu çabalarını sürdürür. Ticari yolların üzerindeki Safranbolu'da, 17'nci yüzyıl ortalarında inşa edilen Cinci Hanı, başka kentlerdeki benzerlerini geride bırakan 60 odalı mimari bir görkeme sahiptir. Kentin bugünkü kimliğini oluşturan çizgiler ise, son yüzyılın başlarındaki, kapalı ekonomiye dayalı yaşama biçiminden kaynaklanır. Bugün eski kentin merkezi olarak hâlâ işlevini sürdüren Safranbolu Çarşı'sından kalan izler, Safranbolu'nun Osmanlı Dönemi'nde, özellikle 1850 lerden sonra oldukça gelişmiş bir ticari ve idari merkez olduğunu gösterir.

img645

 

Bu yıllardan sonra iki kez sancak merkezi olan Safranbolu, bir dönem Kastamonu'ya, ardından Zonguldak iline bağlanmış, en son olarak da 1995 yılında il olan Karabük'ün ilçesi yapılmıştır.

 

Karabük, bugün il merkezi olmasına karşın uzun yıllar gelişemeyen bir yerleşim olarak kalmıştır. Bu konuda çeşitli söylentiler bile gelişmiştir. Ancak Cumhuriyet yönetimi, ülkenin kalkınmasındaki önemli yatırımlarından birini, Demir Çelik Fabrikası'nı 1940'larda Karabük’te gerçekleştirince, hem Karabük'ün yerleşim tarihi hem de Safranbolu bu karardan etkilenir. Demir Çelik Fabrikası'ndan sonra Karabük giderek bir çekim merkezi olurken, Safranbolu da Karabük'ün banliyösü haline gelir. Geleneksel tarım gelirlerinden farklı olarak "ücretli emek"le elde edilen gelirler ise, yeni yaşam talepleriyle birleşerek Safranbolu'nun yazlığı sayılan Bağlar mevkiinde yeni bir kent kurulmasına neden olur. Denebilir ki, Karabük'ün bir çelik kenti olması, Safranbolu'nun kısmen terkedilmesine neden olur. Ama aynı anda, Safranbolu'nun tahribini engelleyen yeni Safranbolu kenti de bu sayede kurulur.

 

Safranbolu'ya ilişkin koruma amaçlı imar planlamaları da, Safranbolu ile Karabük'ü bir bütün olarak ele almıştır. Karabük bir sanayi kenti olarak gelişirken, Safranbolu kent ölçeğinde korunacak ve bir alt-merkez olarak Karabük yönünde gelişme gösterecektir. Ama en önemlisi, burada yaşayan insanların bu evlerle birlikte yaşama bilincidir. Evlerini değişen koşullara rağmen terketmeyen Safranbolulu, sadece Türk kültürü ve mimarlığı için değil, insanlık için de önemli bir mirası günümüze taşıyagelir. 1975 yılında Avrupa Konseyi Anıtlar ve Sitler Komitesi'nin "geçmişimiz için gelecek" sloganıyla başlattığı mimari miras kampanyası kente olan entellektüel ilgiyi yoğunlaştırır. Çeşitli mimari proje ve çalışmalara konu olan Safranbolu, aynı zamanda kitap, makale, film ve televizyon programları gibi medyatik ilginin de odağı haline gelir. Giderek Türkiye'deki kültür mirasının sembolü ve kültürel mirasa sahip çıkan çevrelerin de bir tür laboratuvar kenti haline gelir Safranbolu...

Plansız sanayileşme ve kentleşme uğruna çok ciddi kayıplar veren Türk toplumu, tabiat ve kültür varlıklarının korunması kavgasında Safranbolu'yu önemli bir sembol haline getirir. Safranbolu halkı da örgütlenerek bu çabalara destek verir, kentine sahip çıkar. 1994 yılında, Birleşmiş Milletler'in kültür kuruluşu olan UNESCO tarafından "Dünya Mirası" listesine alınan Safranbolu'nun bu günlere gelişinde, aydınların çabası kadar, resmi ve sivil kurum ve kuruluşların da ciddi katkıları olmuştur. Bugün 16 mahallesi ve önemli tüm sivil ve anıtsal eserleri koruma altına alınan Safranbolu'da, "koruma kültürünü ve bilincini geliştirmek" için Kültür Bakanlığı, ciddi örnekler yaratmaya çalışır. 1979'da kamulaştırılarak restore edilen "Kaymakamlar Evi" ile "Yemeniciler Arastası" 1990'larda yeni işlevleriyle hizmete sokulan öncü örneklerdir.

img646

Türkiye Turing Otomobil Kurumu'nun 1976 yılında satın alarak otele dönüştürdüğü "Havuzlu Asmazlar Konağı"ile Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün "Cinci Hanı" restore edip otel olarak yeni bir işleve kavuşturması ise, kurumların kente giderek genişleyen bir ilgi ile bakmasının sonuçlarıdır. Ancak, Safranbolu'da geniş çaplı ve planlı restorasyon projesini yine Kültür Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü gerçekleştirir. ÇEKÜL, Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı'nın gönüllü katkılarıyla 1994'de başlatılan çalışmalar genişletilerek sürdürülmektedir. Arasta Sokağı'ndan başlayan onarım ve sağlıklılaştırma işlemleri, Safranbolu Kaymakamlığı'nın öncülüğünde, ev sahiplerinin ikna edilerek katılımlarının sağlanmasıyla yürütülmüştür. İkinci etap olarak Hükümet Konağı Sokağı'nda yürütülen restorasyon çalışmalarının, bu sokağın iki ucunda yer alan Kazdağlı Cami Meydanı'nın düzenlenmesi ve eski Hükümet Konağı'nın onarılması ile sonuçlandırılması beklenmektedir.

 

Aslında Safranbolu çevresiyle birlikte bir bütün olarak düşünüldüğünde, sadece mimarlık varlıkları ve etnografik zenginlikleriyle sınırlı değildir. Tabiat ve kültür varlıkları açısından zengin bir çeşitleme sunar bize. Bu varlıklarımızı önce yöre halkıyla buluşturmak, tanıtmak ve koruma bilinciyle sarmalamak gerekecektir. Aynı anda, korunan, yeni işlevlerle modern hayata sunulan tabiat ve kültür varlıklarımıza, planlı ve ilkeli bir turizm desteği yaratılmalıdır. Bu yolla, hem bu zenginliklerin dünya ile paylaşılması gerçekleşecek, hem de artan kaynaklar ölçüsünde koruma ve yaşatma çemberi genişleyecektir. Çünkü Safranbolu, Türkiye'deki koruma çabalarının "başkenti"dir. Safranbolu'da başarılanlar ve başarılması gerekenler, tabiat ve kültür varlıklarımızın geleceği için, "koruma ve yaşatma bilinci" için önemli bir deneydir. Bütün Türkiye bu deneye bakmaktadır. Bütün aydınlık çabaların, bütün sivil ve resmi katkıların sonuç alınacağı yerdir Safranbolu. Ama bir o kadar da önemli olan, Türkiye dünyaya Safranbolu'dan bakacaktır. "Dünya Mirası" onuruyla ödüllendirilen bu kent, herkesi yepyeni bir sınavla karşı karşıya bırakmaktadır.

 

Çünkü Safranbolu, içinden Türkiye'nin aktığı bir kültür nehridir. İçinde hepimizin dolaştığı yeni bir gelecek umududur. Safranbolu başarırsa, Türkiye başaracaktır.

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_MORE_ARTICLES

Bookmaker bet365 The best odds.

Full premium BIG Theme for CMS