Блог http://webekm.com/ и още нещо.

Düşünmekle yapmak arasındaki...

Tayfur Coşkunüzer tarafından yazıldı. Aktif .

Düşünmekle yapmak arasındaki en önemli fark eyleme geçmektir…
 
Hayatımızın her döneminde, sahip olduğumuz gelenek ve göreneklerimize bakarken, yoğun bir şekilde geçmişten ve o döneme ait bozulmayan aile bağlarından, akrabalık ilişkilerinden, komşuluktan, büyüklere saygıdan, dürüstlükten ve paylaşımdan bahsederiz.
Çocukluk ve gençlik yıllarımız yaşantımızın unutulmaz dönemleridir. Ilerleyen zamanlarda elde ettiğimiz daha rahat imkanlar ve refah içinde olmak, geçmişte yaşadığımız anıların zihnimizde tekrarlanmasına ve o
dönemlerin biz de önemli izler bırakmasına engel teşkil etmez.
 
Toplumumuzda, geçmiş dönemlerin insani boyutta daha sağlam ve daha güçlü olduğu yönünde genel bir görüşün ve gelecek ile ilgili karamsar bir bakış açısının mevcut olduğu gerçeğini inkar edemeyiz. Yıllar geçtikçe insanların birbirine olan güveninde önemli bir azalma, tahammül edebilme yeteneklerinde inanılmaz bir yozlaşma meydana gelmiştir. Ve en önemlisi, insanımız birbirini birer madde olarak algılamaya başlamış ve bizi biz yapan değerler çok geri planda kalmıştır.
 
Yoksa ruhumuz değişim mi geçirmekte ve insani duygularımız yok mu olmaktadır? Bizi bir arada yaşama olgusundan uzaklaştıran şeyler nelerdir? Toplum olarak, dünyada tüm insanların mutsuz sadece bizim halkımızın mutlu olduğunu ve çok güçlü bağlarımız bulunduğunu sürekli anlatır dururuz. Peki gerçekte neden hemen hemen her gün televizyonlar, gazeteler kavga haberleri ile doludur? Neden devletin kurumları birbirleriyle kavga ederler ve haklı olan değil de güçlü olan kazanır, bu da haliyle halka yansır.
 
Düşündüğümüzde, bizde iktidar, muhalefet, kentleri yönetenler, herkes konuşmaktadır; konuşması gereken de, konuşmaması gereken de konuşmaktadır. Sonuç; sonuç ne yazık ki bulunamamaktadır.
 
Düşünmekle yapmak arasındaki en önemli farkın, eyleme geçmek olduğu gerçeğini çoğu zaman atladığımızı düşünüyorum. Sonuca ulaşmak, konuşulanları hayata geçirmek ve diyalog yoluyla ülkemizde yaşayan toplumun tüm katmanlarıyla bir araya gelmek ve geleceğimizi inşa etmektir. Yazımızın başında gelenek ve göreneklerimizin toplumsal yaşamın şekillenmesindeki ve bireysel gelişimimizdeki önemini belirtmiştim.
Gelenek ve göreneklerimizin kökeninde insana sevginin ve hoşgörünün yattığını bilmemizde büyük fayda vardır. Çünkü sahip olduğumuz değerler bizim toplumsal yapımızın aynası olma işlevine sahiptirler.
 
Türk geleneklerinin yapısında bulunan anlayış ve hoşgörü, toplumu yüzyıllar boyunca bir arada tutabilmiş ve kültür birliğini sağlamıştır. Bir toplumun düşünüş tarzı ve hayat felsefesi de yine sahip olduğu gelenekleriyle şekillenir. Iş yapabilme yeteneğinden tutun da düşünceleri eyleme geçirebilmedeki aktifliğe kadar her türlü becerinin kaynağı toplumun sahip olduğu değerlerin bir getirisidir.
 
Toplumun sahip olduğu değerler ve bu değerleri yarınlara taşıyabilme yetisi söz konusu toplumu oluşturan bireylerin kazanımlarıyla şekillenmektedir. Türk toplumunun tarihsel anlamda sahip olduğu değerlerin kaynağında yer alan sevgi ve anlayışın fiilen yaşatılması durumunda, toplumsal düzenimizin sağlam temeller üzerinde yükseleceğini ve her alanda elde edilen başarılarımızın çoğalacağını söyleyebiliriz.
 
Dergimizin kapak konusu olan diyalog bu konuda en önemli ipucudur. Bizi birbirimizden uzaklaştıran, duygularımızı yok eden her ne ise ondan kurtulalım ki, insanları giyim kuşamlarıyla değerlendirmekten, yaşanılanlara tek bir yönden yüzeysel olarak bakmaktan vazgeçelim. Çünkü her insan bir kitaptır ve okumadan değerlendirmek yanlıştır.
 
Bu bağlamda son olarak şu fikrin altını çizmek istiyorum; gerek ulusal, gerekse evrensel anlamda insanlık olarak sağlıklı yarınların varlığını istiyorsak, varlığına dayanabildiğimiz insanların fikirlerine de katlanabilmemiz gerekmektedir.
 
Ülkemizde mutlu bir şekilde yaşamak temennisiyle...

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_ABOUT_AUTHOR

Tayfur Coşkunüzer

Tayfur Coşkunüzer

Bookmaker bet365 The best odds.

Full premium BIG Theme for CMS