Fotoğrafçılıkla ilgili birkaç söz...

İzzet Keribar tarafından yazıldı. Aktif .

Yıllardan beri fotoğraf çekerim, Türkiye’nin neredeyse tamamını ve onlarca ülke gezdim. Bazen görevle gittim, ama çoğunlukla fotoğraf sevgisi ve yeni yerler keşfetmenin heyecanı için yola çıktım. Yeni coğrafyalar, yeni insanlar ve elbette yeni kültürleri daha yakından izleme fırsatı buldum.
Tüm bu güzellikleri fotoğraflarımla taşımaya ve yaşatmaya çalıştım. Sanıyorum ki fotoğraf severlerin hemen hemen çoğu için, seyahat ile fotoğrafın bir araya gelmesi çok büyük bir mutluluk. Hatta konuşmalarımda, fotoğraf çekmeyenler için, seyahatların son gününde heyecanın bittiğini, fotoğrafçılar için daha yeni başladığını söylemekten hoşlanırım..
 
Ama bir fotografçının uyması gereken bazı temel kuralları da unutmamak gerekiyor. Bunları belki şöyle sıralayabiliriz. Gezilecek yer hakkında bazı bilgiler edinmek, an yakalamak, ışık bilgisi ve çok kısa sürede uygulanabilecek teknik bilgiler çok önemli. Kuşkusuz görmeyi bilmeli. Başka deyimle, neyin fotoğraf olabileceğini neyin ise herkesin çektigi “Klişe“ lerin dışına taşınabileceğini kestirmek gerekir. Tüm bu olgular, bir günde elde edilmediği gibi sevgi ile desteklenen, beceri, yaratıcılık ve yenilenme gibi yeteneklere de ihtiyaç var. Çekilen fotoğrafların o anda sizinle bulunmayan insanlarda da bir şeyler söylemesi gerekir. Bu nedenle fotoğrafçının, çektiği konularda, kullandığı ışıkta, bulunduğu açılarda seçici olması gerekir: Her deklanşöre bastığında, ciddiyet ve dinmek bilmeyen bir heyecanla yaklaşması fotoğraf dilini oluşturur. Oluşacak durumları önceden kestirerek daima hazır olması güzel anların yakalanmasını sağlamalı. Geri planı bir çırpıda inceleyerek, neden kaçınmayı bilmeli ve bunu başarmak için diyafram ayarını nerdeyse refleks hızıyla ayarlamayı bilmeli. Işığın yönü, renk bilgisi, gölgeler ve derinlik fotoğrafımıza tad veren etkenlerdir. Tüm bu etkenler çabuk ve kesin kararlarla en iyi sonucu elde edebilecek şekilde göz önüne alınmalıdır.
 
Durum son yıllara kadar böyle iken, artık fotoğrafçıdan daha akıllı makinelerin geliştirildiğine de şahit oluyoruz. Teknik artık büyük bir sorun olmaktan çıkıyor, özellikle ısık ve renk, gölge ve parlaklık gibi zor halledilen durumlarda yeni nesil dijital makineler işin büyük bir bölümünü yapıyor, gerisi ise “Photoshop” programlari ile. Biliyorum ki eski teknolojiden ve geleneksel fotografçılıktan vazgeçmek istemeyen, birçok fotoğrafçı var. Burada 3 hafta önce başımdan geçen bir olaydan söz etmek istiyorum. Bir fotoğraf jürisinde fotograf dünyamızın “Duayeni“ sayılan Ara Güler’le birlikteydim. Daha masaya yeni otururken kendisine şu soruyu yönelttim. “Ara Bey, sizde dijital makine var mı? O da çok kesin bir ifadeyle “Kapıdan içeri bile girmez“ şeklinde yanıt verdi. Ne var ki, yarışmada ödül kazanan fotoğrafların bir çoğunun dijital teknoloji ile çekildiğini farkedince, bir ara ağzindan şu sözleri kaçırdı.. “Yahu biz bunları normal filmle çekemeyiz” (Bu zor ışık kosullarında demek istedi ) “ Yoksa biz de mi bunlardan almak zorunda kalacağız?” dedi.
 
Fotoğrafçılığın kendisi bir seyahattir. Deklanşöre her bastığımızda bu seyahatte ilerleriz. Her kompozisyon daha iyi görmemizi sağlar ve her yeni fotoğraf bizi daha iyi bir fotoğrafçı yapar. Fotoğrafçılık belgedir, hatıralarımızı tazeler, kaybettiklerimizi unuttuklarımızı ve sevdiklerimizi tekrar görmemize imkan verir...

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_MORE_ARTICLES