Doğu ve Batı

Özkan Özipekliler tarafından yazıldı. Aktif .

Doğu ve batı her geçen gün birbirini daha fazla kucaklıyor...
 
Geçtiğimiz ramazan bayramının üçüncü günü Litvanya da Vilnius kentinde bulunan türk kolejindeki öğretmen arkadaşlar talebeler ile birlikte huzur evini ziyaret ederler.
Bayramımız olduğunu ve geleneğimiz olarak büyüklerin ellerini öpmek istediklerini yöneticilere belirtirler. Program sonunda yaşlılar çok mutlu olur ve sizi bize böyle anlatmadılar derler.
 
Londra`da yaşayan türk öğretmen arkadaşlar dinlerarası diyalog amacıyla kilise ziyareti yaparlar. Papaz bu durumdan cok memnun olur ve onları yemeğe davet eder. Bizimkiler kilisedeki yemek davetini kabul ederler ancak yemeği kendilerinin hazırlaması şartıyla. Gün gelir kiliseye yemekler götürülür ve sofra hazırlanır. Papaz ve türkler aynı masaya yerleşirler. Ramazan ayında olduklarından iftardan önce kilisede ezan okunur ve sonra yemek yenir. Kilisedeki iftar yemeği dua yapılarak son bulur.
 
Yine Ingiltere de yasanan bir olay, Maria oğlunun yaşının ilerlediğini ve ev masraflarına katkıda bulunmasını ister. Oğlu da evin masrafına katkıda bulunmaktansa başka bir evde yaşamayı tercih eder ve evden ayrılır. Yerleştiği yeni evde türk talebeler ile komşudur artık ve onlarla iyi bir arkadaşlık kurar. Daha sonra müslüman olur ve arkadaşları ile bazı akşamlar hadis ve kuran okumak için bir araya gelirler. “Cennet anaların ayakları altındadır” hadisi işlenirken annesini ziyaret etmesinin önemini anlar ve annesini ziyarete gider. Alkol, sigara gibi alışkanlıkları bırakıp kendisini de sıkça ziyarete gelen oğlundaki değişimler anneyi çok memnun etmiştir ve sebebini araştırır. Oğlunun müslüman olmasından etkilenen annede islamiyeti araştırır ve müslüman olur.
 
Benzeri olaylar az değil. Avrupa’da Müslüman olanlar için törenler düzenleniyor. Dualar yapılıyor ve müslüman olmanın gereklerini yerine getiren avrupalıların eline hidayete ermelerinden ötürü etek, eşarp, tesbih, takke vb eşyalar içeren hidayet bohçası veriliyor. Batı ile doğunun kaynaşması arttıkça manevi boşluk içerisindeki batılılar Islamiyete yöneliyor. Doğu ve batı her geçen gün birbirini daha fazla kucaklıyor.
 
Benzeri bir cok olay farklı ülkelerde cereyan ederken, geçtiğimiz günlerde kızım cep telefonuna arkadaşından mesaj geldiğini ve Danimarka`yı protesto etmek için bazı markaları satın almamamız gerektiğini söyledi. Gelen mesajı okudum. Ancak markalar Danimarka markaları değildi. Bu konuyu biraz arastırmam gerektiğini anladım. Yayınlanan karikatürler kabul edilecek türden değildi. Müslüman halkın değer yargılarına düpedüz bir saldırı idi. Üstelik bu olay günümüz Avrupa`sının kişi hak ve özgürlüklerinin ilan edildiği Kopenhag kentinde gercekleşmesi bir başka üzücü nokta idi. Birileri batı ile doğunun diyaloğundan, kucaklaşmasından rahatsız olsa gerek sanki bir senaryo ortaya koymuştu. Bir provakasyon ve inadına bir tahrik sözkonusu idi.
 
Internet ve cep mesajları yapılması gereken protestonun ana hatlarını belirtiyordu. En iyi protesto Danimarka mallarını protesto etmek gibi geldi. Toplam 140 milyar dolar dış ticaret hacmi olan bu ülkenin Asya ve Afrika ülkeleri ile ticareti toplam ticaretinin %11 kadarıydı. Bunlardan müslüman olmayan ülkeleri de çıkarırsak boykotun pek etkili olmayacaği kolayca anlaşılabilirdi. Ama Danimarka bunun faturasını ödemeliydi ama nasıl?
 
Protesto mitinglerinin provakasyonla yakma yıkma olaylarına dönüşmesi müslümanlara bir şey kazandırmıyordu. Zaten Avrupada ki marjinal gruplar böyle tablo ortaya koymak ve müslümanların Avrupa`ya entegrasyonunu imkansız hale getirmek istiyordu. Diyalog ile açılan bir çok kapı zarar görecekti.
 
Tiyatro oyununda oyunculara ne konusacaklarını söyleyen süflörler vardır. Burada da sanki bir oyun oynanıyordu ve her iki tarafın da süflörü aynı idi. Islamiyet ile mesafeli olan Moskova bütün kurumları ile karikatür hareketine karşı müslümanların yanında yeraldı. Batı ve doğu medeniyetleri arasındaki bu gerginlik birilerinin işine yarıyordu. Anlaşılan o ki, medeniyetler arası çatışmayı arzu eden güç merkezi planı ortaya koydu ve ihale Danimarka yönetimine kaldı.
 
Insanlığın önündeki tek çıkış yolu batı ve doğu arasındaki diyalog ortamıdır. Bizim bunu hafife alanlara aldırmadan kendi değerlerimizi gerçekten yaşayarak batıya örnek ve özlem duyulacak bir tablo ortaya koymamız gerekir. Batılı her bir insana güzelliklerimizi anlatmayı hedeflemek gerekir. Kopenhag kriterleri ile insanlık hedeflerini ortaya koyan batı umarım islamiyetin ne kadar önce bu kriterleri sunduğunu bir an önce algılar ve bu insanlar ile inatlaşmak yerine anlamaya çalışır. Umarım en kısa zamanda batılı aşırılar ile müslümanlar arasında Londra da ki kilisedeki papaz gibi iftar yapmak nasip olur.