Блог http://webekm.com/ и още нещо.

İntihar...

Dr. Murat Baş (ac@tchayat.org) tarafından yazıldı. Aktif .

Ölüm, yaşam kadar eskidir, hatta yaşamın bir parçasıdır. Değişen sadece ölümün hikâyesi ve çağa uygun ölüm sebepleri…
Intihar da bu ölüm sebeplerinden birisi, ama en ızdıraplısıdır.
 
Hayatı boyunca meramını insanlara sesi ile sözü ile davranışı, duruşu ile oturuşu ve yaşayışı ile anlatamamış, hep anlaşılmayı murat etmiş olan bireyin bütün insanların yüreğini ateşe verip, yangın yerine çeviren bir eylemdir intihar…
 
Sahip olduğu değerleriyle yaşamı ayakta tutamayanların, faturayı başkasına ve topluma yüklediğin bir kaçış biçimidir intihar… Bütün çabası bir gün fazla yaşamak olan insanoğlunun gelmesi muhtemel nice güzel günlere veya yeni yaşamlara rağmen, bunları bekleyecek kadar ‘ümitsiz’ olması neticesinde kendini belirsiz bir boşluğa bırakmasıdır intihar… Kendini katletmek, yani cinayet biçimi olan intiharı seçen kişi, yaşayan herkesin bir parça kendisinin katili olduğunu ve ölümde pay sahibi olup, bir gizli linçe uğradığını göstermektedir aslında. Kim bilir belki çoğumuz, intihar edenin, intiharına sebep olan olayları, hem de fazlasıyla yaşamışızdır. Öyleyse hayat, onların onuruna dokunacak kadar ağır, bizim tempomuzu düşürmeyecek kadar mülayim ve bizden yana mı? Oysa hayat hep aynıdır. Objektiftir, ne bizden yana ne de ondan yanadır. Önemli olan, hayatın bizim iç dünyamızdaki olumlu, olumsuz tesirleridir.
 
Gerçekte, hayatı yaşamayı becerebilenlerin sayısı çok azdır. Nice düşünen, okuyan ve yazan, entelektüel birikimi olan kişiler, hayata uyum sağlama girişimlerinde hep başarısız olmuşlardır. Nice okumamış, köylü kişiler bütün yaşadıklarına rağmen dimdik hayatta kalmayı başarabil- mişlerdir. Hayatı yaşamayı becerenler, hayatı anlamlı kılanlardır. Hayattaki her şeyi, acıları bile…

Şeytanın insanoğluna oynadığı oyunlardan birisidir intihar. ‘Her şey eskisinden daha iyi olacak’ aldatmacasıyla yasak meyveyi yedirmek. Müntehir (intihar eden) de bu yaşam için de bulunduğu dünya bahçesinden aynı aldanışla sürgün olur. Acısız ve sıkıntısız olacağı aldanışı ile çözümü kendi ölümünde görür.

Yaşadığı sürece hayatını anlamlandırmayanlar hep ‘müntehir’ olma riskine sahiptirler. Insanlar içinde de en çok filozof ve şairlerin hayatı anlamlandırma arayışına girdiği görülür. Bu aslında bir zorlamadır. Zaten anlamlı olan hayatı, mecrasından saptırarak başka anlayışlarla tatmin olma duygusudur. Ve aradıkları felsefe ve şiir sokaklarında yüzlerce kez nafile turlar atarlar. Sonra ani bir düşüş ve kırılmanın sonucunda intiharı seçerler.
 
Diğer bir intihar arzusu, yaşamıyla insanların hafızalarında ve gönüllerinde yer edip tutunamamış insanlarda, ölümü temin etmekle oluşur. Yaşama nedeni onun hayata tutunmasına yetmeyince, belki ölmüş olma sebebi insanı çok daha uzun bir süre hafızalarda diri tutabilir diye düşünülmüş olabilir. Oysa yaşamın alternatifi yine kendisidir.
 
Müntehir, yaşadığı toplumdan ve kendisinden intikam almak ister. Intihar bir itiraf ve şikayet biçimidir, yanlış olsa da, kaldığı yerden yaşamayı sürdürmeli, bir uzlaşma, bir yenilgi bir onursuzluk gibi gelir müntehire. Müntehirler, hep kendi haklı gerekçelerini bulurlar.
 
Kendi bedenlerini katletmemiş milyarlarca insanın yaşadığı bir dünya var önümüzde. Bedenlerini ortadan kaldırarak intihar edenlerin sayısının ihmal edilecek kadar az olduğu bu dünyada, zihinsel ve sosyal intiharı seçenleri anlamaya çalışmak daha doğru değil mi?
 
Yaşamayı becerebilmenin tek yolu yaşamı anlamlandırmaktır. Anlamlandırmanın yolu da ‘doğru değerler’ yüklemektir. Aksi halde insanoğlunu toplu intiharlar beklemektedir. Hayat sahipleri artıyor. Hayatın gerçek sahipleri yaşamayı becerebilenlerdir. Yaşamayı becerenlere ne mutlu...

Bookmaker bet365 The best odds.

Full premium BIG Theme for CMS