Блог http://webekm.com/ и още нещо.

Bursa

Murat Sadır tarafından yazıldı. Aktif .

bursa-kapak

Bir Rüyadan Arta Kalmanın Hüznü Bursa
Güzel ülkemizin en önemli kentlerinden birisi de hiç süphesiz Bursa'dır. Bursa ülkemizin en önemli sanayi, tarım, tarih, turizm, doğa ve spor kentlerinden birisidir. Ama Bursa'da Osmanlı başkentliğinden sonra içinde garip bir hüzün vardır. Bu hüznün ve artta kalmanın sebebini yazımızın sonundan başlayarak Bursa'yı tarihsel süreci içinde tanımaya başlayalım. Çünkü Bursa'yı gezerken anlamak istiyorsanız . Bursa'yı mana aleminde de tanımanız lazımdır.

bursa1O şehrin tarihsel sürecini bilmek lazımdır. Çünkü Bursa tarihte hiçbir zaman karanlık bir kent olmamıştır. Bursa'yı gezen birisi Bursa'daki eserleri gezdikten sonra şu tespiti yapmıştır. '' Atalarımız sadece inşa etmiyorlar aynı zamanda ibadette ediyorlardı. Yaptıkları eserlere kendi ruh alemini aktarıyorlardı. İşte bu yüzden Bursa hala o fetih kuruluş günlerinin saf neşesini bulmak isteyenler ve ölümü o korkunç kaybolma gibi hissedenler yerine ölümü bir kavuşma – mekan değiştirme olarak görenlerin ölümün hiç korkunç olmayan bir şey olduğunu hissetmek isteyenlerin hala bir sığınak yeri. Çünkü hala Bursa'yı gezen insanlar kendilerini başka bir devirde hissedebiliyorlar. Osmanlılar Türk'ün yerleşik hayata geçişinin doktorasını herhalde Bursa'da gerçekleştirmişlerdir. Yaptıkları eserlere sadece sanatlarını değil ruhlarını vererek hala o eserlere hayretle bakmamızı sağlıyorlarsa eğer bu işin özünü iyi kavramak gerekiyor. Özü kavramak içinde Bursa'yı çok iyi tahlil etmek gerekiyor.


Bursa'nın tarih içinde gelişimini zaman içinde üç devirde değerlendirebiliriz.
1. devir : Osmanlı Öncesi Bursa
2. devir : Osmanlı şehri Bursa
3. devir : Sanayi kenti Bursa

Size Bursa'yı tarihi eserleriyle, mesire alanları ile değil daha değişik bir biçimde klasik olmayan şekilde bir şehri anlatmak daha doğrusu tanıtmak istiyorum.

İlk önce Bursa isminin nereden geldiğine bakarsak birinci şık efsane olarak gelen Hz. Süleyman'ın cennet burası efsanesidir.

Cennet Bursa Efsanesi

bursa2Hazreti Süleyman bir gün sağ yanına sağ vezirini,sol yanına sol vezirini alır ve dolaşmaya çıkar. Uludağ'a iner. Doğanın güzelliği karşısında şaşırır. Sağ vezirine dönerek: "A benim vezirim der,sen çok gezdin,çok gördün. Dünya gözüyle bakınca buralara ne dersin?" Sağ veziri soruyu şu şekilde cevaplar: "Ey benim sultanım efendim. Allah her güzelliği buraya vermiş ama bunları görüp duyacak,derleyip koklayacak biri olmadıktan sonra neye yarar?" Hz.Süleyman bu kez sol vezirine sorar: "A benim vezirim,sen çok yaşadın,çok bilirsin.Dünyada bu güzelliklerden üstün bir güzellik var mı? " "Var sultanım var. Dal dal ötüşen kuşların sesi güzeldir ama,gönül yaylasını saran insan sesi,daha güzeldir. Burcu burcu kokan güller güzeldir ama ,hiçbiri gül yanakların gibi domur domur açılmaz. Şu uçsuz bucaksız mavi su güzeldir ama,bir damla göz yaşının ,yanan yüreklere verdiği ferahlığı vermez. Şu pırıl pırıl gökyüzü güzeldir ama hiçbiri ayın on dördü sultan gibi ay ile bahsedip gün ile doğmaz" Hz.Süleyman: Ey benim vezirlerim ikinizde ağzı öpülecek insanlarsınız. Bu yerlerin bir insan eksiği var. Dediğiniz gibi,bu güzellikleri görüp duyacak biri olsaydı ya dile getiri ya da tele getirir de,böyle kaybolup gitmezdi. Üstelik bunlara bir de her güzellikten öte insan güzelliği katılırdı. Şimdi biz buraları yurt edinelim. Saray yaptıralım köşkü beraber,içinde bahçesi,sarayı beraber olsun. Bu saraya güzeller güzeli Belkıs'ın tahtını kuralım. Bu bahçeye de dilediği gülü bülbülü konduralım,ve lakin anahtarı bende kalsın " der.

Bunun üzerine ,dağ, taş "Belkıs,Belkıs" diye inlemeye koyulur. Hz.Süleyman hemen perilerini toplar ve onlarla konuşacak olur.Ama bir peri niyetini gözünden okuyup ağızsız,dilsiz şunları anlatır.:

"Ya Süleyman,can kavmi derler bir kavim vaktiyle buraya şehir kurmuştu. Ama cin kavmi denen kavimde bu şehre göz koymuştu. Bin yıl dövüştüler durdular ama onlara hayır getirmedi. Tufan gelip şehri sular altında bıraktı. İşte bu dağın eteğindeki göl,göl değil o tufanda göllenip kalmış sulardır. O şehirde bu suların altında yatıyor."

bursa3Hz. Süleyman bunu üzerine ,Su perilerini suya salar. Gölleri boşaltıp "can şehri"ni ortaya çıkarır. Dağ perilerini de dağlara salar,mermerden bir saray yaptırır. Bu arada Hz. Süleyman'da kuşların kanatlarıyla haber salıp tüm ela gözlüleri "Buyur" eder. Nerede var nerede yok tüm ela gözlüler gelir,kente yerleşir. Belkıs Sultan'da gelir saraya yerleşir. Sağ vezir bu güzellikleri izlerken: -Cennet burası,diye duygularını dile getirir. Sol vezirinse kulağı ağır işitir. Bu nedenle sözü "cennet Bursa" şeklinde anlar. O günden bu yana yörenin adı "Bursa " kalır.
Hakkeden Bursa insanoğlunun bugüne kadar özellikle son otuz yıl hoyratça kullanmasına rağmen hala yeryüzü cennetlerinden birisidir . Ve hala bereketli. Tabii bu bir efsanedir. Asıl isim kaynağı Bitinya kralı I. Prusias' dır. Yapılan araştırmalar Bursa yöresinin M.Ö. 4000 beri çeşitli yerleşimlere sahne olduğunu göstermektedir. Bu topraklara M.Ö. 13. yüzyıldan sonra Bitinler ve Misler yerleşti. İlk çağda Bitinya ve Misya'nın komşu olduğu bir alanda yer alan yöre M.Ö. 7. yüzyılda Lidya'nın, M.Ö. 546'da da Perslerin egemenliğine girdi. M.Ö. 334'e kadar süren Pers egemenliği boyunca Bitinyalılar kendi yöneticilerini seçme hakkına sahipti. M.Ö. 328'de Bitinya Krallığı kuruldu. Kral Zipoetes döneminde gelişen krallık, oğlu I. Nikomedes zamanında en güçlü haline ulaştı. M.Ö. 230-182 arasında Bitinya kralı olan I. Prusias Bursa kentinin kurucusu olarak kabul edilir. Bursa adının da kentin o zamanki adı Prusa'dan kaynaklandığı sanılmaktadır. M.Ö. 74'te Roma'ya bağlanan Bitinya'nın başkenti Prusa'dan Nikomedeia'ya (İzmit) taşındı. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesinden sonra Bizans yönetiminde kalan Bursa, imparatorluğun Doğu Eyaleti'ne bağlı beş diyosezden Asya Diyosezi sınırları içindeydi. Kent özellikle 11. yüzyılda Selçukluların saldırısına uğradıysa da 14. yüzyıla değin Bizans yönetimi altında kaldı. Bu devre kadar özelllikle Bizans döneminde Bursa önemli bir kale ve verimli ovası ile tarım ve şifalı suları ile kaplıca kenti idi.

Osmanlı Kenti Bursa

bursa4Bursa'nın belkide Bursa olmasını sağlayan devir Orhan Bey'in babasının en büyük isteği olan bu şehri 6 Nisan 1326 tarihinde fethetmesi ile başlamıştır. Bu kent fethedilmesiyle beraber büyük bir gelişme ve imar hareketine başlamıştır. Fatih'e kadar bütün Osmanlı hükümdarları şehre en önemli eserleri kazandırmışlardır. Bursa'da Osmanlının daha da geliştirdiği külliye ve vakıf eserlerinin en mümtaz eserleri Bursa'da inşa edilmiştir. Bursa maddi ve manevi manada altın çağını bu devirde yaşadığını söyleyebiliriz. Bu devirde ortaya konan eserler ve şehre katılan ruhtur. Bursa'ya gelen gezginler ve kişiler tarafından sanat harikası, muhteşem ve ruhaniyetli şehir olarak tanımlanmıştır. Bursa Osmanlı devrinde öyle bir hal aldıkı Bursa ve İstanbul , Mekke , Medine ve Kudüs'ten sonra en önemli şehir olarak görülmüş. Ayrı bir önem verilmiş ve tasavvufta kendisine makam verilen bir şehir olmuştur. Bursa kendisinden sonra fethedilen kentler için özellikle balkanlarda hep örnek olmuştur. İstanbul fethedilmesiyle beraber Bursa'nın o artta kalmanın ikinciye düşmenin etkisiyle biraz hüzünleştiği aşikardır. Ama Bursa bereketli ovası ve ipek yolunun Anadolu'daki son durağı olması sebebi ile her zaman insanlara bir sığınak ve önemli bir kent olmuştur. Bursa insanımızın her zaman kendinden bir parça olarak hissettiği ve ecdadının en önemli miraslarından birisi olduğunun her zaman bilmişlerdir. bu sebebledirki Bursa 8 Temmuz 1920'de Yunanlılarca işgal edildiğinde TBMM kürsüsüne siyah örtü örtülmüş ve Bursa'nın 11 Eylül 1922 kurtuluşuna kadar siyah örtü kürsüde kalmıştır. Çünkü Bursa ecdadının en değerli miraslarından biriydi. Hiçbir vatanperver de bu durumu kendine yediremezdi. Büyük şair Mehmet Akif Ersoy en önemli eserlerinden biri olan Bülbül şiirini Bursa'nın işgali üzerine yazmış ve bu şehrin bizim için ne kadar önemli olduğunu ispat etmiştir.

Ne zillettir ki: nâkûs inlesin beyninde OSMAN'ın;
Ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı Mevlâ'nın!
Ne hicrandır ki: en şevketli bir mâzi serâp olsun;
O kudretler, o satvetler harâb olsun, türâb olsun!
Çökük bir kubbe kalsın ma'bedinden YILDIRIM Hân'ın;
Şenâatlerle çiğnensin muazzam Kabri ORHAN'ın!
Ne heybettir ki: vahdet-gâhı dînin devrilip, taş taş,
Sürünsün şimdi milyonlarca me'vâsız kalan dindaş!
Yıkılmış hân mânlar yerde işkenceyle kıvransın;
Serilmiş gövdeler, binlerce, yüz binlerce doğransın!
Dolaşsın, sonra, İslâm'ın harem-gâhında nâ-mahrem...
Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem!
M. Akif ERSOY

Sanayi şehri Bursa

Ne yazıkki insan oğlunun en maddileştiği devirde Bursa'da bundan nasibini almış. maddi anlamda çok şey kazansada manevi ve ruh anlamında çok şey kaybedildiği veya unutulduğu devir diyelim.

Bursa 14.yy'dan itibaren İran'dan gelen ipeğin ve Hindistan-Cidde-Halep üzerinden gelen baharatın sayesinde ekonomik açıdan büyük bir gelişme gösterdi. Özellikle 16.yy'da doruğa cıkan ipek ve baharat ticareti kente büyük canlılık kazandırdı. Kentin meşhur İpek, Koza, Fidan, Emir Hanları bu ticaretin kalbinin attığı yerlerdi. Bu dönemde kentin nüfusu 75 bin'e yakındı. Batı Avrupa'dan gelen birçok tüccar, özellikle Floransa ve Venedik' ten gelen İtalyanlar bu dönemde kente yerleşip, ipek ve baharat karsılığında Batı Avrupa mamulü yünlü dokumaları satmaya başladılar. Bursa'da satın alınan ipek ve baharat buradan İstanbul'a geçiyor, oradan da ya Ege/Akdeniz üzerinden İtalya ve Batı Avrupa pazarlarına, ya da Karadeniz üzerinden Orta ve Doğu Avrupa pazarlarına çıkıyordu. Hem Osmanlı İmparatorluğu'na hem de Bursa'ya büyük zenginlik getiren bu ticaret, 17.yy' dan itibaren İngiliz ve Hollandalı' ların Hint Okyanusu'nda hakimiyeti ele geçirip, baharat ve ipeği Avrupa'ya Ümit Burnu üzerinden direk taşımaya başlamalarıyla giderek azalmış ve önemini kaybetmiştir. 1970 lere kadar şehir orta halli bir Anadolu kenti olarak gelmiştir. Tarım hayvancılık ve dokuma üzerine olan şehir özellikle 70 yılların başından itibaren bir yandan sanayileşme ve bir yandan aşırı göç ile çok şeyini kaybetmiştir. Özellikle yeşilini. Ama yinede efsane anlatıldığı gibi bu topraklarda üretilen ve yapılan çok şey hala dünyaca ünlü. Keşke bu büyümeyi planlı yapabilseydik. Bursa 1326 yılında fethedildiğinde sadece bir kale içinde bir şehirdi. Atalarımız o zamanın şartlarına göre güzel planlama ve eserlerle şehrin değerine değer katarlarken, cumhuriyet döneminde ilk başta eskiye bakılan yanlış bakış açıları , son otuz yılda da aşırı sanayileşme ile gelen hoyratlıklar ile Bursa çok şeyini kaybetti. Gene bazı şeylerde İstanbul'un ardında kalmanın hüznünde , Ama hala koruyabildiği değerlerleriyle insanımız için çok önünde... çünkü bazı şeyler heybette büyüklükte değil manadadır ve bu mana Bursa'da var.

Bursa'da zaman

Bursa'da eski bir cami avlusu,
Küçük sadirvanda şakırdayan su.
Orhan zamanından kalma bir duvar...
Onunla bir yasta ihtiyar çınar
Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü
İçinde gülüyor bana derinden.
Yüzlerce çesmenin serinliğinden
Ovanın yeşili göğün mavisi
Ve mimarilerin en ilahisi.

Bir zafer müjdesi burda her isim:
Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim
Yaşiyor sihrini geçmis zamanın
Hala bu taşlarda gülen rüyanin
Güvercin bakışlı sesszilik bile
Çinliyor bir sonsuz devam vehmiyle.
Gümüşlü bir fecrin zafer aynası,
Muradiye, sabrın acı meyvası,
Ömrünün timsali beyaz Nilüfer,
Türbeler, camileri eski bahçeler,
Şanlı hikayesi binlerce erin
Sesi nabzim olmuş hengamelerin
Nakleder yadini gelen geçene.

Bu hayalde uyur Bursa her gece,
Her şafak onunla uyanır, güler
Gümüş aydınlıkta serviler, güller
Serin hülyasıyla çesmelerinin.
Başındayım sanki bir mucizenin,
Su sesi ve kanat şakırtısından
Billur bir avize Bursa'da zaman,

Yeşil Türbesini gezdik dün akşam,
Duyduk Bir musikî gibi zamandan
Çinilere sinmiş Kur'an sesini.
Fetih günlerinin saf nesesini
Aydınlanmış buldum tebessümünle.

İsterdim bu eski yerde seninle
Başbaşa uyumak son uykumuzu,
Bu hayal içinde... ve ufkumuzu
Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,
Havayı dolduran uhrevi ahenk.
Bir ilah uykusu olur elbette
Ölüm bu tılsımlı ebediyette
Belki de rüyası büyük cetlerin,
Beyaz bahçesinde su seslerinin.

Ahmet Hamdi Tanpinar

Bookmaker bet365 The best odds.

Full premium BIG Theme for CMS