Yakın coğrafyamızdaki...

Tayfur Coşkunüzer tarafından yazıldı. Aktif .

Yakın coğrafyamızdaki uzak insanlar...

Ticaret denildiğinde aklımıza gelen şey genelde, kent veya kasabalardaki yakın ilişkiler içinde olan insanların birbirleriyle yaptıkları alım satımlardır. Yani durumumuzun gelişmesi için ilk önce kapı komşumuza bir şeyler satmamız gerektiğine inanmalıyız. Ve sonra diğerlerine ve derken koca bir kente... Dolayısıyla gelişmemizde en büyük etken çevremizdeki komşular olmalıdır. Eğer çevremizdeki faktörler ticarette bizimle işbirliği yaparlarsa, ekonomik durumumuz gelişir, kapasitemiz artar. Sonuçta farklı işbirlikleri birçok gelişmeye açık olmamızı sağlar. Buna ülke olarak baktığımız zaman, biz komşu ülkelerle iyi bir ticaret yapıyorsak, ülkenin sosyal ve ekonomik yapısı her zaman güçlü olur.

Türkiye olarak çok önemli bir coğrafya üzerindeyiz. Komşularımızın alım güçleri yüksek ve bizimle işbirliğine hazırlar. Ama biz ne hikmetse hep uzak kalmayı tercih etmişiz. Gelişmiş ülkelere baktığımız zaman, komşu ülkeleriyle yaptıkları ticaret, GSMH' nın % 25 - 30'unu oluştururken, maalesef ülkemizde bu durum %5 veya %6'dır, açıkçası tablo iyi değildir. Peki biz neden ticaret yapamıyoruz komşularımızla? Çünkü biz ve komşularımız, bugüne kadar duygularımızla hareket etmişiz...

Hem biz, hem onlar farklı bir tavırla yaklaşmışız olaya. Komşularımızı hep düşman bellemişiz. Suriye'yi, Yunanistan'ı, İran'ı, Rusya'yı ve de Bulgaristan'ı her gördüğümüz yerde sırtımızı dönmüşüz. Bugün bu ülkeler binlerce kilometre uzakta sayılabilecek ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları ve işbirliği yapmışlardır. Dolayısıyla bizim yapmamız gereken anlaşmalara, elin adamı moda tabirle “tamamen duygusal” olarak yaklaşmış ve bu ülkelerle ticaretini geliştirmiştir. Örnek olarak İran' ın Almanya' dan ithalatı yaklaşık 8 milyar dolar iken, Türkiye' den ithalatı sadece 600 milyon dolardır. Yani bizim satabileceğimiz bir çok malı Alman işadamları İran' a rahatlıkla satmaktadırlar.

İlk önce kafamızdaki düşmanı bertaraf edip, dostluğu geliştirmenin yollarını bulmalıyız. Çünkü bizim mal satmaya ve ticaretimizi geliştirmeye ihtiyacımız var. Hamasi duygularla komşularımızla birtakım çıkmazlara girmemizin hiçbir getirisi olmayacaktır. Komşu ülkeleri ziyaret ettiğimizde, birçok ülkeyle çok iyi ticaret yaptıklarını görüyoruz. Türkiye'nin çok kolay mal satabileceği pazarlarda, başka ülkelerin dolaşıyor olması insanı üzüyor tabii. Eğer amaç üzüm yemekse, yapacağımız yeni bağlantılarla elde çok büyük bir potansiyel var ve bizim üzüm yememiz diğer ülkelerin durumundan çok daha kolay.

Örneğin Suriye ile yapılan serbest ticaret anlaşması, çok doğru bir karar olduğu gibi, güneydoğu insanının önünü açacağını ve ülkemizin komşularıyla bir bütün olduğunu ve “Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur” mantığını da bertaraf edeceğini düşünüyorum.

İçe kapanıp, senaryo üreterek düşman beklemektense, dışa açılıp, araştırarak, yeni dostlar ve pazarlar bulmak bizim için en hayırlı olanıdır.

Saygılarımla.

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_ABOUT_AUTHOR

Tayfur Coşkunüzer

Tayfur Coşkunüzer