Yeşillikler Diyarı Şavşat

tchayat tarafından yazıldı. Aktif .

12

Yeşillikler diyarı Şavşat

Değerli okuyucularımız, bu sayımızda size ülkemizin cennet köşelerinden biri olan Artvin'in Şavşat ilçesini tanıtmaya çalışacağız. Engebeli bir coğrafyaya sahip olan Şavşat ilçesi zümrüt gibi yeşillikleriyle, serin ve mis gibi havasıyla, berrak ve soğuk suları ile ve tabi ki eşsiz engin ormanlarıyla bir tabiat harikasıdır.

img641


1.317 km2 yüzölçümüne sahip olan Şavşat ilçemiz, merkezinde yaklaşık 8.000 toplamda 26.000 nüfusa sahiptir. Tabii bu Şavşatlıların gerçek sayısını vermez çünkü bölgenin ekonomik koşullarından dolayı bir çok Şavşatlı bölgeden göç edip başka yerlerde ekmek kavgasına başlamıştır. Göç eden Şavşatlılar memleketlerini unutmamış gittikleri yerlerde Şavşat'ın güzelliklerini, kültürünü ve diğer özelliklerini tanıtmaya ve yaşatmaya çalışmışlardır. Şavşat ilçesinin, doğusunda Ardahan ilinin Posof ve Hanak ilçeleri, güneyinde Yalnızçam Dağları, Ardahan ili merkez ilçesi, batısında Ardanuç, Artvin, Borçka, kuzeyinde Gürcistan Cumhuriyeti bulunmaktadır.

img642

Bölgenin konumunu anlattıktan sonra kısaca tarihine de göz atarsak; eski kitap ve haritalarda "ŞEVŞAD-ŞAVŞÎD-ŞAVŞETÎ-ŞAVŞET" biçiminde geçen "ŞAVŞAT" adı aslen Türkçe kökenli olup, sonradan Gürcü diline geçen ve kara anlamına gelen "ŞAV" sözcüğü ile orman anlamına gelen "ŞAD" sözcüğünden oluşan bileşik bir isimdir. Bu duruma göre “KARAORMAN” anlamını taşımaktadır. Gerçekten de Şavşat gür ve zengin ormanlarla kaplıdır. Bir başka araştırmaya göre de, Oğuz partlarının batı uç beyliği olan Küçük Arsaklılar'ın Tayk Eyaleti'nin yedi sancağa ayrıldığını, bunlardan birisinde SAVUŞ/SAVŞÎ adlı Saka oymağının yurdu olan "ŞAVŞETİ" sancağı olduğu kaydedilmektedir. Buradan da Şavşat adının "ŞAVŞİ YURDU" anlamına geldiği ortaya çıkmaktadır. Şavşat'ın M.Ö. VIII. yüzyıldan beri meskun bir bölge olduğu sanılmaktadır. Çünkü bazı kazılarda ve temel açmalarda o devirlere ait olduğu saptanan bakır ve tunç baltalara rastlanmıştır. Eski ve orta çağda Şavşat, çevre yörelerle birlikte sırasıyla Hurri, Urartu, Kulk, Saka/İskit, Oğuz/Part, Sasani, Bizans Mesketya, Şaman, Hazar, Apkaz Bagratlıları hakimiyetine girmiştir. 1068 yılında Alparslan tarafından Selçuklular'ın eline geçmiştir. Daha sonra Moğollar'ın istilasına uğramış, İlhanlı Devleti kurulunca da bu devletin 1263 yılından 1551 yılına kadar 282 yıl Şavşat Çıldır Atabekleri (Ca-keliler) tarafından yöneltilmiştir. Çıldır Atabeklerinin idaresinin sürdüğü yıllarda Şavşat, 1414 yılından 1459 yılına kadar Karakoyunlu; 1459 yılından 1504 yılına kadar da Akkoyunlu egemenliğine girmiştir. Şavşat yöresi Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı Devleti'ne bağlandı. Kanuni devrinde Livana Sancağı kuruldu. Şavşat bu sancağa bağlandı. Daha sonra Lala Mustafa Paşa Çıldır Eyaleti'ni kurdu. Şavşat bu eyalete bağlandı. 18. yy. içindeki Osmanlı – Rus savaşları esnasında bölge bir çok defa el değiştirdi. Bu karışıklık 1921 yılına kadar devam etti. Nihayet 27 Şubat 1921 günü Gürcüler yöreden çekilirken, Yedek Teğmen Filibeli Hilmi Bey Ardahan'da Türk bayrağını göndere çekti. 27 Şubat 1921 günü Şavşatlılar, 43 yıllık hasretten sonra anavatana ve şanlı bayraklarına kavuştular. 0 gün Sahara Dağları’ndan doğup yükselen kurtuluş güneşi hürriyet saçarak Şavşat'ın en hücre köşesine kadar yayılıyordu.

img840

EKONOMİ: Bölgenin ekonomik yapısına gelince; yüzlerce yıldır yarı göçebeliğe dayanan yaylacılık temelinde bir ekonomik yapıya sahip olan Şavşat, coğrafi özelliklerinden dolayı tarım alanları da sınırlı olunca, bölge çayır tarımcılığı, büyük ve küçük baş hayvancılık ve yöreye yetecek kadar sebze ve meyvecilik yapılmaktadır. İlçede üç çay fabrikası, bir çimentolu yonga levha fabrikası ve bir de Arsan silah fabrikası olmak üzere beş adet sanayi kuruluşu mevcuttur. Tarım ve hayvancılık yönünden düşük bir potansiyele sahiptir. Tarım alanlarının büyük çoğunluğu çay alanlarıdır. Geri kalan alanlarda kivi, mısır, fındık, meyve ve sebze üretimi yapılmaktadır. Arıcılık oldukça gelişmiş olup, çoğunlukla gezgin arıcılık yapılmaktadır. İlçe ticari yönden Sarp sınır kapısının açılması ile hareketlenmiştir.

Bu güzel ilçemizde çok yönlü turistik seyahatlar yapabilirsiniz. Topraklarının % 50'si ormanlarla kaplı bu ilçemiz kara avcılığı ve tatlısu balığı avlamak için bire birdir. Özellikle bu yörenin alabalığına doyum olmaz. Yaylaları ve ormanlık arazileri kamp ve karavan turizmi için elverişlidir. Bozulmamış doğal ortamında doğa yürüyüşleri ile sağlık bulabilirsiniz. Çünkü bozulmamış ormanları, yeşil yaylaları, kara gölleri, dereleri ve ilgi çekici jeolojik özelikleri bir arada daha nerede bulabiliriz. Buralarda doğa yürüyüşleri, trekking, akarsu sporları (rafting, kano ve katamara), çim kayağı ve yamaç paraşütü yapma imkanlarımız da var.

İlçede bunların yanında gezebileceğimiz turistik ve tarihi yerler bulunmaktadır. Bunların bazıları hakkında isterseniz kısa bilgiler verelim:

Arsiyan Boğa Gölü Mağarası : Arsiyan Yaylası’nda Kençiyan Dağı’nın Gürcistan yönüne doğru altındaki Ortakayaların dibindeki Boğa Gölü’nün kenarındadır. Taşların nizami şekilde yerleştirilmesiyle oluşturulmuş olup göl yüzeyine inildiği söylenmektedir.

Ilıca Çermiği : İlçenin Ilıca Köyü’ndedir. Konaklama tesisleri mevcut olup, sıcak suyu romatizmal hastalıklara iyi gelmektedir.

Sahara Yaylası ve Kocabey Kışlası : Özellikle anlatmak istediğimiz yerlerden birisi ilçe merkezine 15 km. uzaklıkta olup, Sahara Karagöl Milli Parkı sınırları içindedir. İlçe merkezinden Ardahan'a giderken olağanüstü yaylaların ve ormanların görüntüsüyle kendinizi bir anda İsviçre Alplerinde zannedebileceğiniz bir kışla Kocabey kışlası. Evleri kendine özgü ahşap mimari tarzı ile dikkat çekmektedir. Birçok insanın gittiğinde unutamayacağı ve bir çok güzelliği bir arada yaşayabileceği başka bir mekan. Burası yüksek dağların ve uzun çam ağaçlarının gölgesinde 2000 metre yükseklikte bir alan. Her yıl geleneksel şenliklerin düzenlendiği güzel Anadolu'muzun nadide köşelerinden biri.

Karçal Dağı, Şavşat Kalesi, Balvana Manastırı, Tibet Kilisesi, Sreyan Köprüsü, Parih Kalesi ve Odalar – Sualtı Şelalesi gezilip görülebilecek yerlerdir. Özellikle milli park

içinde bulunan Şavşat Karagölü’nü muhakkak surette görmeniz gerekmektedir.

Bölgenin bir önemli özelliği ise halkoyunlarıdır. Ağırbar'la başlayan sarması Koççari, Karabağ ve Delihoron gibi oyunlarla devam etmektedir. Hemşin horonu da yaygın olarak oynanmaktadır. Bu oyunlar yüzlerce yıllık yarı göçebeliği, savaşların ve işgallerin etkisindeki bir kafkasya kültürünü yansıtır. Bir yanı ile bölgenin hırçın doğa şartlarını göz önüne serer.

Son olarak Şavşat mutfağından söz etmeliyim. Çok zengin bir mutfağı var bu yöremizin. Yörenin yaylacılık ve köy özelliğini yansıtır. Ayran çorbası, ayran kalacöşü, cevizli tavuk, mısır ekmeği (çadi ), gevreği, çarkhala kavurması vb. bir sürü yemek bölgenin kendine has güzelliklerini yansıtıyor.

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_MORE_ARTICLES