Блог http://webekm.com/ и още нещо.

MODERN BİR MİT

Yılmaz Ekinci tarafından yazıldı. Aktif .

mit

Modern bir MİT olarak kalkınma ve değer paradigması

Günümüzde en çok tartışılan konu kalkınma ve gelişme kavramlarıdır.Bu iki kavram, modern insanın geleceğini haz dürtüsü üzerin de temellendirmektedir. Modern insan,kalkınma kavramı ile ilgili bugününü belirsiz bir vakte ertelemektedir.Böylece vaat edilen cennetin kendisi bir amaca ve modern tiranların elinde ise efsunlu bir kavrama dönüşecektir. Kirlenen sular, zehir saçan hava, çölleşen toprak ve yaşanılmayan şehirler kalkınmanın yan ürünleri olarak sayılacak. Tarifi mümkündür: “Eğer bir ülkenin havası kirli ve suları içilmiyorsa orası gelişmiş, aksi takdirde havası temiz, suları içilebiliyor ve trafik sorunu yoksa orası gelişmemiş ve kalkınmamış sayılıyor(!)”

Kalkınmanın en büyük sosyo–politik kuru-cusu, modern devlettir. Modern ulus-devlet’ini anlamadan kalkınmanın ne olduğunu anlayamayız. Modern ulus –devletin elindeki en iyi enstrüman vergidir. Toplanan vergileri insanların kalkınmasına harcamak, devletin asli görevlerinden sayılmaktadır. Kalkınma sürecinde olan ülkelerin en önemli kırılma noktaları, bir tarafta yapısal sorunlar, diğer tarafta siyasal sorunlar eşliğinde nükseden ve küreselleşme ile birlikte iç içe geçen sorunların oluşturmuş olduğu kriz düzlemi ve ekonomik bağımlılık ilişkisinin yaratmış olduğu problemlerdir. Bu problemler, iktidarları ister istemez “Batı” tipi kalkınmaya yönlendirmek-tedir. 200 yıldır Batı uygarlığının iktisadi, siyasi, beşeri kültürüne maruz kalan dünyanın diğer toplulukları, kendi gelişmemişliklerini “ Batı” tipi gelişmeyi referans alarak sağlayacaklarını zannettiler. Oysa bir dönem için veya bir topluluk için geçerli olan olguların varlığı, diğer toplulukların reel olgularını gölgeliyorsa orada iyi bir yapılanmanın kurgulanmadığının göster gesidir. Anlık, reaksiyoner ve bir yerlerden aşırılmış çözümler, toplumların geleceğini ve hareket yeteneklerini kısıtlamamalıdır.

mit1

Modernist düşünürlere göre kalkınma, sadece ekonomik büyüme verileri ile tanımlan-maktadır. Halbuki hiçbir şey tek bir paramet- reye bağlı olarak anlam kazanmamaktadır. Günümüz dünyasında kalkınma daha çok iktisadi gelişmenin, siyasal ve demokratik gelişmelerle paralellik arz ettiği bir durumu göstermektedir. Kalkınma, sosyo-kültürel dinamiklerle desteklenmediği müddetçe reel dünyada bir anlam ifade etmemektedir. Salt nicel gelişme, modern dünyada refahın bir ölçütü olarak gösterilmez. Günümüzde kalkınma, ekonomik büyümenin yanı sıra insani gelişmişlik gibi kavramları içine alacak şekilde çok boyutlu bir anlayışla tanımlan- maktadır. Fertlerin iktisadi, beşeri ve yönetsel potansiyellerini harekete geçiren dinamik bir süreç olarak görülmektedir. Elbette kişi başına düşen pay, fiktif bir değer olarak anlamlıdır. Fakat kişilerin, yaşam kalitesini izah etmekten uzak olduğu da ortadadır. İhtiyaç ve tüketim endekslerinden farklı para- metrelere ihtiyacımızın olduğu bir realitedir. Yaşanabilir sosyal mekanlar, ulaşılabilir trafik alternatifleri, erişilebilir sağlık ve sosyal politi-kalar vb. gibi etkenler sağlanmadığı müd-detçe ekonomik büyümenin kendisi sadece istatiksel bir veri olarak kalacaktır. Kapitalist mantığa göre “kalkınma”, sadece ekonomik parametreler tarafından belirlenen ve “ nicel” gelişmeler kapsamında ölçülmesi gereken bir durumdur. Oysa kalkınma, sadece kişi başına düşen tüketim olgusu ile açıklanamayacak kadar geniş bir kavramdır. İnsanlığı, tümüyle tüketim fetişizmine indirgeyen bir anlayış, gelişmenin ve ilerlemenin kendisi olamaz. Kalkınma, refah ile birlikte insan yaşamında sanatsal estetiğin sebep olduğu beşeri münasebetlerinin sosyalizasyonu olması gerekirken, bugün insana hükmeden maddi ve manevi müeyyidelerin toplamına dönüşmüştür.                 
Günümüzün önemli sorunlarından birisi sistem krizidir. Sistem krizinin kökeninde sistemin yaratmış olduğu insan profili yatmaktadır. Modern insanın yaşamını düzen-leyen bürokratik mekanizmanın (devlet örgü- tünün) insani değerlerden yoksun oluşu, krizleri derinleştirmekte ve tetiklemektedir. Bugün, finansal ve mali krizin en büyük sebebi özel ve kamu sektörünün yaratmış olduğu “değerler” sisteminin çöküşüdür.
Modernist paradigmaya göre insan, kainatın temel öznesi ve kurucu unsurudur. Bu algının doğal sonucu olarak ister istemez kurucu düzenin hegemonik bir dile neden olması için hiçbir gerekçeye ihtiyaç yoktur. Böylece kalkınmanın kendisi bir amaca dönüşecek ve insanlar da daha fazla şeye sahip olmakla daha huzurlu ve mutlu yaşayacaklarına inana-caklar. Bir zamanlar karanlığın ve yırtıcı hayvanların gölgesinde korkan insanoğlu, artık hükmeden bir varlığa dönüşecektir. Suların akması, rüzgarın esmesi ve yağmurların yağması ondan sorulacaktır. Nasılsa Tanrıların dergahında çaldığı “ateş” (prometus söylencesi) artık onun emrindedir. Modern insan, bu paradigmadan sonra hesap verebilecek veya sorguya çekilebilecek bir inanışa sahip olmayacaktır artık. Tanrısal ve metafiziksel kaderciliği, pozitivist determi- nist kaderciliğe dönüştüren bu düşünüş biçimi, somut anlamda bir karşılığı olmayan her şeye hurafe diyecektir. Çünkü pozitivist anlayış, Tanrıyı insan hayatından söküp attığı gibi insanı da devletin kucağına itmiştir. Devlet, insan hayatına, tarihin hiçbir dönemi-nde olmadığı gibi girmişti. Hegelvari anlayışa göre mutlak üstünlük ondaydı ve kural koyma tekeline tek o sahipti. İnsanoğlunun tarih boyunca kazanmış olduğu tecrübeler ve birikimler yok sayılacak ve yeni normlar, bu bürokratik oligarşik yapı tarafından vazedil-ecekti. Bizim adımıza, nelerin “iyi” ve nelerin “kötü” olacağı hakkında karar sahibiydi. O, bizim rahatlığımızı düşünecek ve bize kol kanat gerecek mutlak akıldı. Bütün bir varlık alemi, sınırlı bir akla (rasyonalizm) teslim edili-yordu. Egemenlik kayıtsız şartsız Tanrı Devleti’nden alınıp, fiktif bir şekilde oluşturulan ulus-devlet’e, yani “Yeryüzü Tanrı” sına veri- lecekti. Ve Nietzsche’nın dediği gibi Tanrı ölmüştü (!) Din, ritüele ve kalplere hapsedi- lecek ve kamusal alanda görülmeyecekti. Artık, insanları felaha çağıracak bir Mesih de olmayacaktı. Mesih, çarmıha gerilmiş ve modern mabetlerde kanı şarap olarak servis edilmişti. Kadim mabetlerin yanında spektrumlu, şaşalı, çok katlı kapitalizmin mabetleri yükselmekteydi. Bütün bir insanlık filozof Heediger’ın değişiyle bir “hiç” hükmüne dönüşmüştü. Bu algılayış, tümüyle modern devlet olgusunun yaratmış olduğu modernist kalkınmanın ta kendisiydi. Çünkü kalkınma kavramı, modern ulus devletin kamusal alanda yaptıklarının toplam görünürlüğünden başka bir şey değildi. Ruhlarımızın teslimiyeti karşısında bize iş, aş ve güvenlik vaaz eden bu kurucu devlet aklı, her tarafa bilimsel risalelerini neşretmekten yüksünmüyordu. Bireyi, kainatın efendisini ilan edenlere, en iyi cevap yine kainat tarafından verilecekti. “Sonsuz ihtiyaçlar ve kıt kaynaklar teorisi”, egoizme; egoizm de kaynakların tüketimine neden olacaktı. Bu kalkınma anlayışı, tüketimi kutsamaktan başka bir işe yaramayacaktı. Modern insan için neye mal olursa olsun “kainatın efendisi” olmak vazgeçilmez bir tutkuya dönüşmüştü. İnsanoğlunun unuttuğu bir şey vardı: “Çok şeye sahip olmakla, ihtiyacı kadar bir şeylere sahip olmanın” insana getirdiği sorumluluğun boyutları hakkında kıt bilgisiydi.

Normatif değerlendirmede bulunursak, insan, kainatın efendisi olamaz; olmamalıdır da! Aksi takdirde, bu yırtıcı yaratığın nerede duracağı belli olmaz. İnsan nihayetinde kainatın bir parçasıdır ve kainatın varlığı ona bağlı değildir. Toplumların ”fıtrat“ kurallarına göre davranışlarını geliştirmeleri onların yaşamlarını idame etmeleri için bir şanstır. Aksi takdirde, Kuran’ da belirtildiği gibi yerde ve gökte “fesat”ın kaçınılmazlığı söz konusudur.
İnsan, sadece yaşadığı çağın sorumluluğu ile sınırlandırılmış bir varlık değildir; düşünme biçimimiz, karar veriş şeklimiz geleceğimizi ipotek edebilir. Onun için gelecek kuşakların haklarını etkileyebilecek bir mekanizmayı kurmaya çalışırken esnek, yapıcı ve sorumlu-luk taşıyacak şekilde hareket edilmelidir. Hayatımızı biçimlendiren olaylar ve olgular, uzun vadeli aklın süzgecinden süzülmüş haki-katler olmalı; aksi takdirde hayatın bütünlüğünü sağlamamız zor olur.

Bookmaker bet365 The best odds.

Full premium BIG Theme for CMS