Блог http://webekm.com/ и още нещо.

KEMOTERAPİ

Dr. Murat Baş (ac@tchayat.org) tarafından yazıldı. Aktif .

kemoterepiAmansız derde ya amansız deva bulacaksın,ya da hiç dokunmayacaksın.
(William SHAKESPEARE, Hamlet)

Onkoloji alanındaki uzmanlık seviyeniz ne kadar yüksek, tecrübeniz ne kadar fazla olursa olsun, diploma ve sertifika,

yani kağıt üzerinde ne kadar görkemli bir güce sahip görünürseniz görünün, tüm o geçirdiğiniz zamanın, bir çocuk oyuncağı ya da tıbbın anasınıfı gibi olduğunu, asıl eğitimin kanser ve kanserlilerle muhatap olduğunuzda alındığını görürsünüz.Kanser, biz hekimlerinde yaşamını tümüyle eline geçirir. Düşüncelerimizi işgal eder, her sözümüze işler ve hayal gücümüzü kilitler. Eğer kanser tedavisi ile uğraşan bizler, hayatımızı kanserin içine gömülmüş olarak yaşıyor isek, kanser hastalarının nasıl bir durumda olduğunu tahayyül bile edemezsiniz.

Kanser, tıbbi bir çalışma kampı haline getirilen hastanelerde bazen hastalar için “ölüm cezası” na dönüşür. Kanser tedavisi ile ilgilenen sağlıkçılar, bir gardiyan (infaz memuru), idam edilecek bir mahkumun halinden ne kadar anlarsa, kanserli bir hastanın halinden o kadar anlar. Yirmi beş yıllık onkoloji tecrübesi olan bir doktor olarak, bu tutsaklık hakkında, kanser olgusunun çevresinden teğet geçerken bile gücünü hissedebiliyor ve kısmen fikir sahibi olabiliyordum. Kanserle uğraşma telaşına dalmış biri olarak, hastalarımın yaşamlarını ve kederlerini yalnızca belirgin hatlarıyla görebiliyordum; tıpkı kontrast ayarı fazla kaçmış bir televizyonu seyreder gibi. Bu deneyimlerim, kanserlilerin girmiş oldukları çok daha büyük bir savaşın yalnızca bir bölümüne ait olmasına rağmen, savaşın sınırları benim ulaşım gücümün dışındaydı. Duygu ve düşüncelerimi kanserli hastanın üzerine yoğunlaştırdığımda, daha önemlisi kendimi onun yerine koyduğumda “tedavisi mümkün” masalını onaylamam beklenemez. Tanı doğrulanır doğrulanmaz, kanserlilerin büyük bir çoğunluğuna KEMOTERAPİ uygulaması başlatılır. Maalesef KEMOTERAPİNİN ETKİSİZLİĞİ hastaya anlatılmaya cesaret edilemeyecek kadar yüksektir.

Üstelik kanımca, “KEMOTERAPİ, KANSERDE TEDAVİ FELSEFESİ- NE UYGUN DEĞİLDİR”.BİR NAPALM BOMBASIDIR KEMOTERAPİ.

Kanserli hastaların “kemoterapi” yada kısa adıyla  “KEMO” almaya karar vermeleri hiç de kolay değildir. Çoğalan ve saldırganlaşan kanser hücrelerini değiştirmek amaçlanırken, kemoterapi alanların bizzat kendileri değişmeye başlarlar. Bedenleri
o güne kadar tanımış oldukları beden olmaktan çıkar, her geçen gün bir şeylerin değiştiği hissedilir.
Kemoterapi alan kişi, kendini uyduruk bir bilim-kurgu filmindeki üzerinde deneyler yapılan ve garip bir yaratığa dönüşen kahraman gibi hisseder. Duyular keskinliklerini yitirerek küntleşme meydana gelir. Duygular donuklaşıp, koku ve tat alma yetenekleri son derece körelmiş olur. Parmaklar bir cam gibi kırılganlaşır. Sağlıklıyken bir portakalı rahatlıkla soyabilen tırnaklar, eski zaman fotoğrafları gibi soluk kahverengiye bürünürler. Dişler sararır, diş etleri öyle hassaslaşır ki, en yumuşak diş fırçası bile “rende” hissi vermeye başlar. El ve ayaklarda karıncalanma, uyuşma başlar, giderek his kaybı oluşur. Yüz ve karın ise sürekli şiştir zaten.
En kötüsü kafa ve beyinde hissedilir, zihin durur, hiçbir şey düşünemez hale gelir. Zihin, en sıradan ve basit mantık gerektiren konuları düşünmekten acizdir. Kapıyı anahtarla açmak, tencerenin altındaki ateşi söndürmek, çay içmeyi unutmak gibi.
Kemo alan hasta, kimi zaman istemeden transa geçer. Elinde sıkıca tuttuğu bir şey kayıp gider sanki. Pek çok tabak ve bardak kırılır. Mutfağa gitmek üç adımlık mesafe iken, en az 3 dakikayı alır. Bütün beden ve metabolizma yavaşlar. Denge çoğunlukla sağlanamaz. Genellikle ayaklar yere basmıyor, su üzerinde yürüyormuş hissine kapılır. Yüz metrekarelik bir alanda yaşamanıza rağmen kalem, gözlük gibi eşyalarınızı sık sık kaybedersiniz. Neden bilinmez ama daha önce tanışmış olduğunuz ve hayatınız için önemsiz birisi sık sık aklınıza gelir. Okuduklarımızı anlamak ve önemsemek imkansız gibidir. Hep altında kalmaktan hoşlandığımız güneşi, birden sevmeyiverirsiniz. Farkına varmadan gölgeye sığınırsınız. Çünkü kemo ciltteki pigmentasyon sistemini onarılamayacak biçimde harap eder. Kemo alan birisi neredeyse hayatı boyunca hiç güneşlenemez. İsterseniz güneşin altında oturup, beyninizin kızarmasını hissedebilirsiniz.
En tuhafı ve önemli olanı “karakter değişikliği” dir. Kemo alan kişi, asabi, huysuz, tahammülsüz, alıngan ve depresif olur. Karar vermekte son derece zorlanır. Kemo sıvısı nasıl rengarenk ise kemo alan kişinin karakteri de renkten renge girerek değişir. O anda aklınıza gelebilecek olumsuz, ama önemsiz veya küçük bir sorun, ansızın bir fırtına-kasırgaya dönüşebilir. Evvelden zevk aldığınız filmleri seyretmeye tahammül edemezsiniz. Bayıldığınız ve sizi kendinizden geçiren müziği bile bir iki dakikadan fazla dinleyemezsiniz.
Bazen zihin giderek bulanık, ama daha sakin ve keyifli bir hal alır. Bazen de herhangi bir sıradan söz ya da hadise zihni alt üst etmeye yeter. Kemo alan kişinin bu değişken hali yarı yarıya dolu bir varili andırır. Bir kez dokunulduğunda çalkalandıkça çalkalanır.
Kanser ve kemoterapi ile ilgili bu yazıma bir sonraki tchayat sayımızda kaldığımız yerden devam edeceğim.
Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Bookmaker bet365 The best odds.

Full premium BIG Theme for CMS