Gelir dağılımı

Ömer Kalın tarafından yazıldı. Aktif .

Gelir dağılımı ve kayıt dışı ekonomi

Gelir Dağılımı; Ülkede elde edilen gelirin kişiler, gruplar yada üretim faktörleri arasında bölünmesidir. Gelirin kişiler, aileler veya belirli gruplar arasında bölünmesine kişisel gelir dağılımı, üretim faktörlerine göre dağılıma ise fonksiyonel gelir dağılımı denir.

Gelir dağılımındaki dengesizlik ve adaletsizlik ülkemizin en büyük sosyal ve ekonomik problemlerinin başında gelmektedir. Özellikle son yirmibeş yılda yani 1980 yıllarından itibaren gelir dağılımındaki bozukluk hızla artmış uygulanan politikalar başarılı olamamıştır. Günümüzde ise yine aynı bozukluk artarak devam etmektedir. Yani belirli kişi yada grupların fakirleşmesine, yoksullaşmasına ve bazı kişi yada grupların ise aşırı derecede zenginleşmesine seyirci kalınmaya devam edilmektedir. Sonuç hepimizin bildiği gibi. Yapılan istatistikler ülke nüfusunun %20 lik yüksek refah seviyesine sahip bir kesimin ülke gelirinin yarısından fazlasını kullandığı, kalan %80 lik bir nüfusun ise ülke gelirinin ancak %25-30 luk bir kısmını kullandığını ortaya koymaktadır. Bu durum fonksiyonel açıdan bakıldığında yine aynıdır. Son yıllarda ücret gelirlerinin sürekli enflasyon artışından daha az oranla artması sonucu ücret geliri elde edenlerin reel satın alma güçleri önemli ölçüde azalmıştır. Aynı şekilde küçük esnaf ve tarım sektörü için de durum aynıdır.

Uygulanamayan politikalar yada yanlış uygulamalar sonucu bir zamanlar orta gelir grubunda yer alan ücretlileri şimdilerde düşük gelir grubuna düşürmüştür. Aynı şekilde tarım ve hayvancılık sektöründe ürün satış fiyatlarının sürekli enflasyon artışının altında belirlenmesine rağmen üretim maliyetlerinin enflasyon artışından daha fazla oranda artması sonucu bu gruptaki kişi ve aileler de hızla yoksullaşmaya devam etmektedir.

Yine ülkede toplanan dolaylı vergilerin oranının dolaysız vergilere oranla daha fazla olması ve bu durumun yani dolaylı vergilerin oranının artarak devam etmesi de gelir dağılımı bozukluğunu daha çok artırmaktadır.

Aslında değinmek istediğim konu gelir dağılımı bozukluğu sonuçlarının neler olduğu kimleri nasıl etkilediği değil. Çünkü bu konu toplum tarafından bilinen, konuşulan takip edilen ancak kabullenmekten başka bir şey yapılamayan bir konudur.

Gelir dağılımı bu kadar dengesiz olan bir ülkede dengeli ve adil bir şekilde vergi toplamanız mümkün olamaz. Doğal olarak gelir elde edemeyen kişi ve kurumlardan vergi almanız mümkün değildir. Düşük gelir gurubunda yer alan küçük esnaf ve sanayici kendilerinden daha fazla gelir elde eden kişi yada kurumlar ile rekabet edebilmek ve onların refah düzeyine ulaşabilmek için kayıt dışı ekonomiye daha fazla yönelmekte, sigortasız işçi çalıştırmakta, fatura ve benzeri belgeleri düzenlememekte veya kullanmamakta dolayısıyla ödemesi gereken beyana dayalı dolaysız vergiyi ödememektedir. Bunun sonucunda devlet dolaysız vergilerde toplayamadığı vergi açığını dolaylı vergilerdeki artışlar ile yani tüketim malları bünyesindeki vergileri artırarak bu açığı kapatmak istemektedir.

Sonuç yine aynı dolaylı vergiler direkt tüketiciye yansıtıldığı için düşük gelir gurubundaki tüketicilerin daha çok fakirleşmesi manasına gelmektedir. Nitekim yaşadıklarımız tamamen bu gerçeklerdir. Aslında devlet son yıllarda kayıt dışı ekonomi ile ilgili çok tedbirler almıştır. Mesela sekizbin YTL ve üzeri fatura ödemelerinin banka kanalı yada çek ile yapılması zorunluluğu getirilmiştir. Yine son yıllarda yapılan vergi incelemelerinde ödeme konusu da önem arz etmeye başlamıştır. Bu ve bunun gibi tedbirler ve uygulanan cezalar kayıt dışı ile mücadelede çok yetersiz kalmıştır.

Eğer bir ülkede uygulanan kanunların, ekonomik ve vergi politikalarının yada vergi reformlarının başarıya ve amacına ulaşabilmesi için bunlara ülkenin tümünün, kişilerin, kurumların, sanayicinin, çiftçinin küçük esnafın kısacası her kişi yada kurumun katılması ve sahiplenmesi gerekir. Başarıya ancak böyle ulaşılır. Dolayısıyla kanunlar yada politikalar belirlenirken ülkenin tümünün veya tüm kesimlerin katılımının sağlanması gerekir. Vergiyi hep aynı guruplardan, kişilerden yada bölgelerden toplamak adil olmadığı gibi sonuç için çözüm de değildir. Az yada çok herkesin, her kesimin ödeyebileceği yada belge düzeni açısından uygulayabileceği politikaların geliştirilmesi gerekir. Ülkenin bazı bölgelerinde özellikle gelişmiş bölgelerinde fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi konusunda devletin çok titizliğinin yanında bazı bölgelerinde bu konunun hiç ciddiye alınmadığını görmekteyiz. Ancak bu bir zincirdir. Ülkenin her kesimi bu zincirin bir halkası olmak zorundadır. Bu zincire dahil edemediğiniz bir halka bile sonuca ulaşamamak için yeterlidir.

Ülke olarak gerçekten çok sıkıntılı günlerden çok taşlı yollardan geçmekteyiz. Ortada kaldırılması gereken çok büyük taşlar vardır. Önemli olan bu taşı sadece belirli kişilerin kaldırmasını beklemek yerine, tüm ülkenin hep birlikte bu taşı kaldırmasını sağlamaktır. Bu görev tabi ki akıllı, mantıklı, adil ve uygulanabilir politikalar üreten devletten başkasına ait değildir.

Hep birlikte ekonomik refah seviyesinin yükselmesi amacına ulaşabilmek dileklerimle.