Safranbolu

tchayat tarafından yazıldı. Aktif .

s1

Tarihin donduğu yer Safranbolu, birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış üç bin yıllık mirası, adını almış erguvan renkli safranı, gezmeye doyamayacağınız arnavut  kaldırımları,  buram  buram  tarih  kokan konakları, bir masal gibi durur karşında Safranbolu. Bu büyüleyici kente yaklaşırken başladı merak dolu bakışlarım daha aracın içinden seyrederken puslu dağları,  sandıklara  sarılmış  hazineyi  keşfetme heyecanıyla  çektim  tertemiz  dağ  havasını ciğerlerime ve başladı Safranbolu.

Unesco tarafından "Dünya Mirası" listesine alınan daha çok eski Türk evleriyle tanınan Safranbolu; tarihi dokusuyla, kültürel eserleri korumasıyla, enfes manzarasıyla  gün  geçtikçe  daha  çok  ilgi görmektedir.  Bizde  her  geçen  gün  artan  ilgiyi gözönüne  alarak  Safranbolu'yı  bir  kez  daha dergimize taşımaya kara verdik.Belki hatırlıyorsunuz önceki sayılarımızdan birtanesinde bu canım şehrin teorik bilgilerini vermiştik size bu sefer de her taşın altını kaldırıp bakmak istedik, bir gezi tadında huşu içerisinde okuyun istedik.

Karabük'ün en gelişmiş ilçesi olan Safranbolu bir İyon prensesi tarafından kurulmuştur.Tarihsel veriler zaman içinde bu topraklarda ;Gaslar, Hititler, Dorlar, Frigler, Kimerler, Galatyalılar, Bitinyalılar ve Romalılar gibi  kavimlerin  yaşadıklarını  ve  önemli  izler bıraktıklarını  gösteriyor.Ayrıca  İpek  yolunun Kastomonu-Gerede-İstanbul  kesimi  üzerinde önemli bir konaklama merkezi olmuştur. Bu kültürel süreklilik günümüze bir karmaşa olarak değil  aksine bir çok farklı kültürün adeta bir sentezi olmuştur.

Safranbolu,  kuzeybatıdan  doğuya  doğru 1200-1544 metre arasında değişen bir yükseltiyle çevrelenmiş,  eteklerin  ve  vadilerin  arasında kurulmuş  göz  kamaştıran  bir  yerleşim  yeridir. Anadolu'da  yer  yer  görülen  yamaç  yerleşimlerin güzel örneklerinden biri olan Safranboluyu benzer gelişimlere tanık olan diğer kentlerden ayıran özellik, onun hala Anadolu- Osmanlı kültürünü bir bütün olarak yaşatan önemli bir kent olmasıdır.

Safranbolu  gibi  bir  kenti  anlamlı  kılan  da  evden sokağa,  sokaktan  mahalleye,  mahalleden meydana  ve  şehre  uzanan  bir  akrabalıktır. Safranbolu  sadece  bir  yerleşme  merkezi  olarak algılanmaz, kentten yansıyan doğa-insan ilişkisinin büyüleyici sonuçlarıdır. Yaşam doğa ile uyum içinde gelişir.  Safranboluya  hangi  tepeden  bakılırsa bakılsın farklı bir manzara ile karşılaşılır. Sanki birden çok Safranbolu vardır. Herkes ayrı bir Safranbolu yaratmak için uğraş vermiş gibidir.

DİLLERE DESTAN SAFRANBOLU EVLERİ

Kente ilk girdiğinizde geleneksel ve özel mimariye sahip olan Safranbolu evleri dikkatinizi çeker, bu evler  18.yy  ve  19.yy  Türk  toplum  yaşantısını günümüze  kadar  getiren  nadide  örneklerdendir. Kalabalık ailelerin rahatlıkla yaşayabileceği, yöredeki iklim özelliklerine uygun olarak oluşturulmuş, tarihin kokusunu içine hapsetmiş bu evler, görkemli çatıları nedeniyle "Beş Cepheli Eser" olarak nitelendirilir.

s2

Bizlere  miras  kalan  2000  geleneksel  Türk  konak larının  800  kadarı  yasal  koruma  altındadır.  Kültür Bakanlığı,  Kaymakamlık  ve  özel  teşebbüsler tarafından restore edilip hala dipdiri ayakta duran bu  konaklar  yılların  verdiği  yorgunluğa  adeta meydan okumaktadır.

18.yy ve 19.yy Türk toplum yaşantısını günümüze kadar getiren yaklaşık 2000 gelenek sel Türk konaklarının 800 kadarı yasal koruma altındadır. Kültür Bakanlığı, kaymakamlık ve özel teşebbüsler tarafından restore edilip hala dipdiri ayakta duran bu konaklar yılların verdiği yorgunluğa adeta meydan okumaktadır.

s4jpg

Ben de hemen adımlarımı atmaya başladım arnavut kaldırımlarında, baktığım her yerde zenginlik saçan bu  güzellik  beni  içine  çekmeye  başladı  derken kendimi  konaklardan  birinde  buldum.  Etrafı süzdüğümde  bu  konakların  yalnızca  dört  duvarı olan  mekanlar  değil,  yaşanmışlıkları  olan,  aile bireylerini bir arada tutan, düğünlerin, derneklerin, ölümlerin olduğu acıların, sevinçlerin paylaşıldığı;  taştan, kerpiç ahşaptan yapılan sevgi dolu yuvalar olduğunu gördüm.

s3

Safranbolu'da  evler  genelde  2-3  katlı,  6-8  odalı, cumbalı, her odasında fazla sayıda penceresi olan ve odaların her ayrıntısı büyük bir ustalıkla meydana getirilmiş  yapılardır.  Bu  yapılarda  taşın  estetik kullanımı, ahşap işçiliğinin akıllara durgunluk veren kalitesi, tavan ve duvar süslemeleri, iç mekanlara kurulmuş havuzlar, merdiven korkulukları ve nihayet kapı  tokmakları...  Hepsi  seyredenleri  hayran bırakacak güzelliktedir.Komşuluk da önemlidir bu kentte, arazi ne şekilde olursa olsun geometrik bir bütünlük sağlanmıştır ve  hiç  bir  ev  başka  bir  evin  ışığını,  manzarasını kapatmamaktadır. Dar sokaklar insanları birbirine yaklaştırırken, evlerin cumbaları ve çıkmaları bu dar sokaklara renkli bir görünüm kazandırmaktadır.

Üzülerek  ayrılırken  bu  güzel  konaklardan  orada hayalimde yaşattığım kalabalık bir aileyi bırakıyorum. Taşlıkta  top  oynayan  çocuklar,  ocağın  başında gözleme pişiren hanımlar, köşede havuzun başında dua  eden  nineler,  dedeler.  Tıpkı  Safranbolu  gibi mutlu ve huzurlu.Eğer  birgün  yolunuz  düşerse  bu  kıdemli  kente Türkiye Turing Otomobil Kurumu'nun 1976 yılında otele  dönüştürdüğü  "Havuzlu  Asmazlar  Konağı" 1979'da  kamulaştırılarak  restore  edilen "Kaymakamlar Evi" ile "Yemeniciler Arastası" , "Asiye Asmazlar  Konağı",  "Kileciler  Konağı",  "Mümtazlar Konağı", "Karaüzümler Konağı" 'nı görmeden, köy kahvaltısı yapmadan gitmeyin derim.

DOĞAL GÜZELLİKLER

Safranbolu tarihi eserleri ve evlerinin yanı sıra ilgi çekici doğal güzelliklerine de sahiptir. Yoğun orman alanları, kanyonlar ve vadiler piknik yapmaya elverişli olduğu  kadar  yürüyüş,  tırmanma  ve  bisiklet  gibi diğer turistik etkinliklere de olanak sağla maktadır. Kentin turistik ve tarihi eserlerin yoğunlaştığı bölge Çarşı kesimidir. Çarşı diye adlandırılan şehir merkezi iki derenin birleştiği  üçgende yer alır. Resmi binalar camiler,  okullar,  ticaret  hanları,  el  sanatları  ve alışveriş  birimleri  buradadır.  Yüzyılların  alınterinin, el emeğine dönüştüğü bu çarşı tüm yorgunluğuna rağmen geleneksel üretimin ayakta kalan örneklerini yaşatmaya devam ettrir. Görgülü ve bilgili usta eller sanki hiçbir şey değişmemiş gibi sabır kanaat dolu çabalarını  sürdürür.  Bugün  eski  kentin  merkezi olarak hala işlevini sürdüren Safranbolu çarşısında kalan  izler  Safanbolunun  Osmanlı  döneminde özellikle 1850' lerden sonra oldukça gelişmiş bit ticari idari merkez olduğunu gösterir.

s5

Sahip olduğu mirasın yanı sıra Safranbolu Geleneksel Türk Evleri 1994 yılında UNESCO tarafından  "Dünya Mirası Listesi" ne alınmıştır.

Bugün  Türkiye'de  nerdeyse  hiç  bir  yerde göremeyeceğiniz,  geleneksel  yaşam  tarzını benimsemiş toplumlarda aynı meslek erbablarının biraraya  gelmeiyle  oluşan  lonca  geleneği Safranbolu  çarşılarında  yaşatılmaktadır.  Osmanlı döneminde  ticaret,  el  sanatları  ve  zanaatlar  bu sistemler  ile  yürütülüyordu.  Demirciler,  bakırcılar, semerciler ve kalaycılar arastaları bu geleneğin en önemli örneklerindendir.Yemeniciler Arastasında bir zanaatkarla sohbetimde bana çok ilginç ve dürüst gelen bir hikaye anlattı. Sizinlede paylaşmak istedim; "Evvelce  zaman  içinde  başlaya  bu  gelenek günümüze  kadar  süregelmiş.  Yemeniciler arastasından  bir  ayakkabı  aldınız  veya  buradaki ustaya tamir ettirdiniz mi usta o işin hakikatini vermeli emeği  ile  aldığı  parayı  haketmeliymiş.  Diyelim yemeni  kusurlu  çıktı  veya  iyi  bir  şekilde  tamir edilmedi mi o zaman, çarşıda bulunan esnaflardan oluşan heyete gelir, şikâyet edilirmiş. Heyet hem ustayı,  hem  de  müşteriyi  dinledikten  sonra  eğer müşteri  haklı  ise  o  yemeninin  bedelini  öder, yemeniyi de ibreti alem olsun diye imal veya tamir edenin ustanın dükkânının çatısına atarmış. Böylece pabuçları dama atılan usta maddi kazançtan olur ve gerçekten pabucu dama atılırmış. Bunu gören halk oradan alış veriş yapmazmış."

s6

Ayrıca  arastalarda,  yörenin  geleneksel  el dokumaları, bakırcılar çarşısındaki bakır eşyalar ve ahşap  oymaları,  Yöresel  giysiler,  yemeniler,  se- ramik  ve  deri  eşyalar  bulup,  Safranbolu  hatırası olarak sevdiklerinize hediye edebilirsiniz.Bu güzel şehri gezdikçe kapılarını aralıyor size ve her yeni yer başka heyecanlar yaşatıyor, onlardan biri de Kent Tarih Müzesi nam-ı diğer Eski Hükümet Konağı; pek heybetli olan bu bina yapı itibariyle 2 katlı olup alt katta Safranbolu‘da halkın kullandığı tarihi  eser  niteliğinde  malzemeler,  şehrin    eski resimleri, eski el yazması kitaplar, üst katta makam odası  ve  çeşitli  eserler  yer  alır.  En  alt  kat  yani mahsende farklı esnaf kolları kullandıkları malzemelerle  birlikte  balmumu  heykeller  ve resimlerle tanıtılmaktadır. Binanın hemen arkasında halen çalışmakta olan 200 yıllık Tarihi Saat Kulesi, Cezaevi Binası ve ufak bir mescit yer almaktadır.

s8

Uzun  uzun  gezdim  buraları  gözümü  kapattım yaşadım  tarihi,  iç  huzurumu  dinledim.  Kısa  bir süreliğine  de  olsa  soluklandım  bu  eşsiz  vahada derken ticari yolların üzerindeki Sarfranbolu'da 17.yy oratalarında inşa edilen Cinci Hanı karşıladı beni. Başka kentlerdeki benzerlerini gölgede bırakan 60 odalı mimari bir görkeme sahip bu han. Cinci Hanı, halen kullanılmakta olan Cinci Hamamı, Sultan  Deli İbrahim'in  danışmanlığına  kadar  yükselen Safranbolulu  Cinci  Hoca  tarafından  yaptırılmıştır. Şu  anda  da  onu  görmeye  gelen  misafirlerine sergiliyor kendini.

s9

Bir  başka  ihtiyar  güzellikse;  bölgeye  yerleşen Türkmenlerin kurduğu 750  yıllık geçmişi olan Yörük Köyü adeta bir açık hava müzesi niteliğindedir. Bu köyde en yaşlı ev 450 yaşında, en yeni ev ise 90 senelik. Tarihten kalan nadide eserleri seyrederken, eski  ve  yıpranmışlığa  karşı  nasılda  hala  meydan okuyor bilmem kaç katlı gökdelenlere...

Velhasıl-ı kelam Safranbolu öyle bir yer ki, adımınızı attığınız andan itibaren büyüleniveriyorsunuz ve o kadar çok kültür taşıyor ki her yerinden hangi birini anlatacağımı bilemedim. Her taşın altında sırlar gizli sanki, her kapının ardında sizi karşılayan mutlu bir gülümseme var.Bu  önemli  kentimizin  adı  Safran  denilen  (crocs savitus) ve bugün geçmişe oranla dar bir alanda tarımı yapılan bitkiden alır. Çok pahalı olan  Safran çiçeği  geleneksel  boya  işlemlerin  sarı  rengin kaynağı olarak kulanılır. Kendi ağırlığının binlerce kat fazla suyu boyama özelliği olan bu bitki sentetik boyaların  kullanıma  girmesiyle  eski  özelliğini yitirmiştir.

s11

1975  yılında  Avrupa  Konseyi  Anıtlar  ve  Sitler Komitesi'nin "Geçmişimiz İçin Gelecek" sloganıyla başlatığı  mimari  miras  kampanyası  kente  olan entellektüel  ilgiyi  yoğunlaştırmış,  Türkiye'nin gözbebeği haline gelmiştir. 1994 yılında Birleşmiş Milletler'in kültür kuruluşu olan UNESCO tarafından "Dünya  Mirası"  listesine  alınmıştır.  Bugün  16 mahallesi  ve  önemli  tüm  sivil  ve  anıtsal  eserleri koruma  altına  alınan  Safranbolu’da  "koruma kültürünü ve bilincini geliştirmek" için Kültür Bakanlığı ciddi örnekler yaratmaya çalışmıştır.

Umarız  ki  sadece  Safranboluda  değil  güzel ülkemizin her bir köşesinde saklı kalmış tarihi mirası korur nice nesillere aktarabiliriz. Çünkü bu topraklar çok  alçakgönüllü.  Sizlerin  de  Safranbolu’yla buluşması dileğiyle...

PLG_CONTENT_AUTHORLIST_TITLE_MORE_ARTICLES