Блог http://webekm.com/ и още нещо.

Art Brut

Canan Temizelli tarafından yazıldı. Aktif .

g44

Art Brut; sanatın en yalın hali. Art Brut akımına dahil eserlerin  sahipleri; yapıtlarının  eleştirilmesi,  sergi- lenmesi  veya  beğenilmesi  kaygısından  uzak, sadece  kendileri  için  üreten  kişiler.Keşfedilmek, ünlenmek  ya  da  tanınmak  amacının  tamamen dışında ve bazen bu kavramlardan bihaber…

Art  Brut  ya  da  Raw  Art  olarak  adlandırılan  sanat akımının  sözlük  karşılığı  Ham  Sanattır.  Aslına bakılırsa bir akım bile sayılamaz; çünkü bu sanat akımının  sahipleri;  eserlerini,  sanatsal  bir  eylem gerçekleştirmek  üzere  yaratmamışlardır.  Çünkü bu  kişiler;  bazen  bir  akıl  hastası,  bazen  bir mahkum, bazen de toplumdan izole edilmiş veya kendini bilinçli olarak toplumdan izole etmiş insan- lar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Fransız  ressam  Jean  Dubuffet  1947  yılından itibaren  akıl  hastalarının,  mahkûmların,  sağır  ve dilsiz insanların, körlerin eserlerinin koleksiyonunu yapmaya başlar ve bu eserlere dair bir tanım olarak da “Art Brut”u getirir.1948’de  Dubuffet  ile  eleştirmenler  André  Breton ve Michel Tapié, Ham Sanat çalışmalarını toplayıp incelemek  üzere,  kâr  gütmeyen  bir  şirket  olan Companie de l’Art Brut’u kurarlar. Koleksiyondaki en  ünlü  Ham  Sanat  sanatçılarından  biri,  Adolf Wölfli’ydir.  Bu  koleksiyon  beş  bini  aşkın  eser  ile 1972  yılından  itibaren  kalıcı  olarak  Lozan’daki Ham  Sanat  Müzesi’nde  sergilenmeye  başlama dan  önce,  Paris’te  ve  Amerika’da  gerek  sanatçı- lara, gerekse halka sergilenir ve yoğun ilgi görür.

Lozan’daki  müzede  Ham  Sanat  şu  şekilde tanımlanır: "Ham  Sanat  şu  ya  da  bu  nedenle  toplumsal  ve kültürel  standartlara  göre  yetişmemiş  insanlarca meydana  getirilen  eserlerden  oluşur.  Genelde yalnızlar,  bazen  psikiyatri  kliniğindeki  hastalar, mahkumlar, herhangi bir şekilde topluma entegre olamamış insanlardır. Bu insanlar geleneklerden yazan ve resmeden Wölfli’nin eserleri, 1972 yılında Bern’de  kurulan  Adolf  Wölfli  Vakfı  tarafından koruma  altına  alınır  ve  Bern  Güzel  Sanatlar Müzesi’nde sergilenmeye başlar.

g45

Helen Martins ve Owl HouseJean  Dubuffet’in  Ham  Sanat  akımını  ortaya  attığı senelerde,  Güney  Afrika’nın  orta  kesimine  denk gelen  Nieu-Bethesda  isimli  küçük  bir  köyde yaşamını sürdüren Helen Martins; Ömer Hayyam rubailerinden,  İncil’deki  hikayelerden  ve  William Blake’in resimlerinden esinlenerek yaşadığı ortamı bir sanat eserine dönüştürmeye başlar. Martins’in amacı  sanat  yapmak  değil;  yaşadığı  mekanda, kendi iç dünyasından gelen düşsellikleri gerçeğe dönüştürme çabasıdır. Helen Martins’in bu dönüştürme çalışmaları önce evin  içinden  başlar,  cam  kırıkları  ile  evin duvarlarında  ve  tavanında  yaptığı  figürler  aynı zamanda evin dış dünya ile iletişimini sağlayacak işlevselliği  de  taşımaktadır.  Kemerde  kullanılan baykuş  figürü,  sabah  ışığını  evin  içine  ulaştırma görevindedir. Baykuş figürünü evin çevresinde ve bahçenin  bir  çok  yerinde  görmek  mümkün.  Aynı şekilde  yatağın  başucundaki  pencereye  renkli camlarla yapılan Güneş Yüz’ün de görevi de odayı aydınlatmaktır. Evin içinde yaptığı dönüşümden sonra bahçedeki dönüşüme  devam  eden  Martins,  1964  yılından itibaren  Koos  Malgas  isimli  bir  inşaat  ustasıyla çalışmaya  başlar.  Martins’le  12  yıl  çalışmış  olan Malgas,  1991  yılında  Baykuş  Evi’nin  müzeye dönüşmesi  misyonunu  da  üstlenir.  Bahçede bulunan çeşitli insan ve hayvan heykellerinin sayısı üç yüz kadardır. Helen  Martins,  içine  kapanıklığı  ve  yarattığı  bu masalsı  dünya  sebebiyle,  yaşadığı  çevre tarafından  dışlanmış  ve  sıra  dışı  kabul  edilmiştir. 1976 yılında yine sıra dışı bir hareketle kostik soda içerek hayatına son veren Martins’in, ölümü bilinçli olarak  seçmesinin  sebebi  ise;  görme  yeteneğini kaybetmeye  başlaması  ve  yıllarca  hayallerini gerçeğe  dönüştürdükten  sonra,  gerçekleri  hayal etmek zorunda kalacak olmasıdır.

Nek Chand ve The Rock Garden Sıradan  bir  yol  bakım  işçisi  olan  Nek  Chand, modern  Hint  şehri  Chandigar’da  bir  bahçenin gözlerden  uzak,  ağaç  kütükleriyle  kapalı  bir bölgesinde  tam  18  yıl  boyunca  atık  maddeleri birleştirerek  binlerce  heykel  yapar.  1970’lerin başında  sırrı  keşfedilince  ,  imar  ve  iskana  tama- men  kapalı  bir  bölgede,  illegal  olarak  üretilen işlerin  yok  edilmesini  Chandigar  halkı  önler.  Nek Chand’a daha sonra belediye bir maaş bağlar ve emrine 50 işçi verilir. ‘The Rock Garden’ adı verilen 25  dönüm  üzerine  kurulu  bahçede,  durmadan genişleyen  bir  ham  sanat  koleksiyonu  var  ve dünyanın  modern  harikalarından  biri  kabul  edil- mektedir.

Gabriel Joaquim dos Santos ve Casa da Flor

1892  –  1985  yılları  arasında  Brezilya’da  yaşamış olan  Gabriel  Joaquim  dos  Santos,  1923  yılında rüyasında  gördüğü  evi  inşa  etmeye  başlar.  Bir rüyanın gerçeğe dönüşmesi olarak nitelendirilebi- lecek olan Casa da Flor yani Çiçek Ev; fakir, siyah, yarı okur-yazar bir adamın hayallerinin ve hayalle- rinden  esinlenerek  gerçekleştirdiği  spontane mimarinin eseri bir yapı. Çiçek ve süslemeli motif- lerle  kaplanan  mekanda;  çöpten  topladığı  cam, porselen,  duvar  karosu,  ampul,  şişe  kapakları, araba farı gibi birbirinden bağımsız malzemeleri bir arada  kullanan  Santos’a  göre;  her  küçük  kırık parça bir güzelliğe dönüşür.

g46

Tressa  Prisbrey  ve  Grandma  Prisbrey’s  Bottle VillageTress

a  Prisbrey’in  1956  yılında  60  yaşındayken Kaliforniya’daki  çiftliğinde  kalem  koleksiyonunu korumak  amacıyla  inşa  etmeye  başladığı  mekan zamanla  bir  sanat  eserine  dönüşür.  1981  yılına kadar  süren  bu  mekan  çalışmasında  atık  cam şişeleri  kullanan  Prisbery  için  bir  hobi  olarak başlayan  geri  dönüşüm  etkinlikleri  sonunda  bu "Şişe  Köyü"  oluşturur.  Grandma  Prisbrey’s  Bottle Village olarak anılan bu köyün inşaatında Prisbrey,  on bine yakın şişe kullanmış ve kısa zamanda bir geri dönüşüm müzesi olarak kabul görmüştür.

 

g47

1988  yılında  hayatını  kaybeden  Prisbrey,  tüm çabalarını  şu  cümlelerle  özetliyor:  "Bir  milyon dolarla  herkes  çok  iş  yapabilir.  Disney'e  bakın... Ama hiçbir şeyden bir şeyler üretmek için paradan çok daha fazla şeyinizin olması gerekir." Ham Sanatın en önemli özelliklerinden biri üretme- ye  adanmışlık.  Sadece  kendileri  için  üreten  ve sebebi ne olursa olsun, norm dışı hayatlar yaşayan bu insanlar tarafından, mistik bir içgüdüsellikle yaratılmış  eserler,  akılda  şu  soru  işaretini  de bırakıyor:  Ruhsal  bozukluklar  sanatsal  yaratıcılığı kışkırtıyor mu?

 

Bookmaker bet365 The best odds.

Full premium BIG Theme for CMS